<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815</id><updated>2011-11-21T03:48:37.830+02:00</updated><category term='Ezgi Başaran'/><category term='mehmet bekaroğlu'/><category term='yazılar'/><category term='cem kaptanoğlu'/><category term='sinema'/><category term='işkence'/><category term='anarşi'/><category term='poster'/><category term='eylem'/><category term='tutsaklar'/><category term='yıldırım türker'/><category term='yaşar çabuklu'/><category term='müzik'/><category term='direniş'/><category term='Karikatür'/><category term='bildiri'/><category term='19 aralık'/><category term='tanıl bora'/><category term='isyan'/><category term='hapishanede ölüm'/><category term='dayanışma'/><category term='Onur Gülbudak'/><category term='aslı kayabal'/><category term='mektup'/><category term='Hak İhlali Raporları'/><category term='Perihan Mağden'/><title type='text'>Yalınayak</title><subtitle type='html'>Kapatılma üzerine hikayeler...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>48</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-6770010224436402688</id><published>2011-11-21T03:45:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T03:48:37.867+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dayanışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mektup'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutsaklar'/><title type='text'>Tekirdağ'dan Mektup Var</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-sldE7k3UK0A/Tsmtw5cqpxI/AAAAAAAAAJU/JXsC32sOfjo/s1600/image%255B3%255D.png"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 211px; height: 328px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-sldE7k3UK0A/Tsmtw5cqpxI/AAAAAAAAAJU/JXsC32sOfjo/s400/image%255B3%255D.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677259860843603730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Merhaba,  &lt;p class="news"&gt;Hapishanelerde en ağır tecrit ve tretmanın muhatabı olan  ağırlaştırılmış müebbetlik tutsakların koşulları başka uygulamalarla  daha da ağırlaştırılmaktadır.  &lt;/p&gt; &lt;p class="news"&gt;1 ile 3 saat arasında olan havalandırma saatinin  arttırılması, 3 kişinin beraber havalandırmaya çıkabilmek ve yaşam  koşullarının iyileştirilmesi yönlü hak ve talepleri dile getirdikleri  için yılları bulan ziyaret, iletişim vb. cezalar verildi. &lt;/p&gt; &lt;p class="news"&gt;Ağırlaştırılmış müebbetlik tutsaklar her türlü hak ve  sosyal faaliyetten sınırlı (Zaman faaliyet çeşitliliği, grup sayısı  bakımından) yararlandırılmaktadırlar. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi  bırakalım bu koşulları iyileştirmeyi daha da ağırlaştırmak için çeşitli  uygulamalar hayata geçirilmektedir. &lt;/p&gt; &lt;p class="news"&gt;Yılları bulan kapalı ziyaret, iletişim vb. disiplin  cezalarına ek olarak tutsakların açık görüş hakları ellerinden  alınmakta. &lt;/p&gt; &lt;p class="news"&gt;Bu da yeterli görünmüyor olmalı ki havalandırma süreleri  de kısaltılmaktadır. Havalandırma süresi iki veya üç saat olan  tutsakların bu hakkı 1 saate düşürülmektedir. &lt;/p&gt; &lt;p class="news"&gt;Bir tutsak hakkını aradığı, talepte bulunduğu için  kapalı ziyaretle beraber açık ziyaret ve havalandırma hakkı da elinden  alınmakta, yani üç ceza ile cezalandırılmaktadır. &lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: left;" class="news"&gt;Bu uygulamalar karşısında ağırlaştırılmış müebbetlik  tutsakların yaşam koşullarının iyileşterilmesi için duyarlılık  göstermeniz dileğiyle.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left;" class="news"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt; Sinan  Gülüm&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-6770010224436402688?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/6770010224436402688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=6770010224436402688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6770010224436402688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6770010224436402688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/11/tekirdagdan-mektup-var.html' title='Tekirdağ&apos;dan Mektup Var'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-sldE7k3UK0A/Tsmtw5cqpxI/AAAAAAAAAJU/JXsC32sOfjo/s72-c/image%255B3%255D.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2489444921893818956</id><published>2011-11-13T16:45:00.004+02:00</published><updated>2011-11-13T16:54:07.850+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dayanışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>Eskişehir'de Osman Evcan'a anarşistlerden destek eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i.imgur.com/BxWzt.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 275px; height: 182px;" src="http://i.imgur.com/BxWzt.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün (12.11.2011) Eskişehir'de bir grup anarşist Osman Evcan ve bütün politik tutsaklara destek eylemi gerçekleştirdi. Eylemciler adına basın açıklamasını okuyan Mert Sagit, Kırıkkale F tipi yüksek güvenlikli cezaevi idaresinin Osman Evcan'a yaptığı zulmü ve hayvana, doğaya, kadına, sömürge altındaki halklara tüm ötekileştirilenlere uygulanan baskı zulüm ve tahakküme dikkat çekti. Grup Osman Evcan'a vegan yemek, insana hayvana yeryüzüne özgürlük, bütün politik tutsaklara özgürlük, Osman Evcan'a özgürlük sloganları attı. VİDEO - FOTO ALBÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Çarşamba günü Osman'a destek için İstanbul'da da eylem gerçekleştirilmişti: http://internationala.info/index.php/direnis/hapishanelere-karsi/3035-vegan-anarist-tutsak-osman-evcana-destek-eylemi.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta içinde Osman'a destek için İzmir'de dayanışma etkinlikleri yapılacak. Katılmak için: https://www.facebook.com/event.php?eid=145650735535319&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan basın açıklamasından sonra eylem sona erdirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okunan basın açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basına ve kamuoyuna,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olarak bulunan vegan-anarşist Osman Evcan’ın hiçbir hayvansal ürüne yer vermeyen vegan beslenme biçiminin, cezaevi yönetimince dikkate alınmadığını, mahkûmun bu isteğinin sağlıklı bir şekilde karşılanmadığını öğrenmiş bulunmaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dokuz yıldır tutuklu bulunan ve sekiz yıldır vejetaryen/vegan beslenme biçimini benimseyen Osman Evcan, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda geçirdiği dört sene içinde, yemekhaneden yeterli miktarda ve nitelikte vegan yemek alamadığını 2010 yılı aralık ayı ve 2011 yılı ocak ayı arasında defalarca dilekçe yoluyla cezaevi idaresine bildirmiştir; ancak cezaevi idaresi herhangi bir düzeltmede bulunmamıştır. 26 Şubat 2011’de Evcan, kendisine tek kişilik tencerede verilen bulgur pilavının yenilemeyecek kadar kötü koktuğunu, üstelik tencerenin yüzeyinde yapışkan ve ciltte yakıcı etki yapan bir madde bulunduğunu fark etmiştir. Yemeği saklayıp 1 Mart 2011 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmuştur. Bunun üzerine kendisiyle görüşen cezaevi idaresi, Evcan’ın iddialarını yalanlamış, hukuki suç teşkil eden bu olayın delilini ve Evcan’ın yazdığı dilekçeyi imha ederek ayrıca bir suç işlemiştir. Bunlar üzerine Evcan, 17 Haziran 2011’de cezaevi yemekhanesinden yemek almamaya, besin ihtiyacını vegan ürünler bakımından son derece kısıtlı olan cezaevi kantininden temin etmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırıkkale İnfaz Hakimliği ve Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı, bu süreçte Evcan’ın tüm dilekçelerine duyarsız kalmış, herhangi bir hukuki işlemde bulunmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Evcan, Adalet Bakanlığı’na ve kardeşi Asiye Evcan’a attığı  mektupların ulaştırılmadığını belirtmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Temmuz 2011 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı Evcan’a çağrı yollamış, ancak yapılan görüşmenin hiçbir etkisi olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların dışında, Evcan keyfi sebeplerle aylarca doktor muayenesine alınmamış, bu zaman zarfından sonra muayeneye alındığında ve hastaneye sevki sırasında kötü muameleye, insan hakkı  ihlallerine maruz kalmıştır. Doktorun yazdığı ilaçlar ya geç, ya eksik gelmekte,ya da hiç gelmemektedir. Bu durumdan cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı’na bağlı ilgili kurumlar kadar, ideolojik ve keyfi gerekçelerle Evcan’ın sağlık hizmetinden yararlanmasını engelleyen Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi görevlileri de sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekili Melda Onur, 27 Eylül 2011 tarihinde Adalet Bakanlığı’na verdiği yazılı soru önergesinde, Evcan’ın ve diğer tutukluların gördüğü muameleyi gündeme getirdi. 14 Ekim 2011 tarihinde Evcan’ı şahsen ziyaret etti, ancak Evcan’a ulaştırmak istediği vegan yemekler cezaevi idaresince kabul edilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkili mercilerin duyarsızlığı ve hukuken suç teşkil eden davranışlarıyla şekillenen yaklaşık bir yıllık bu sürecin ardından, Osman Evcan 4 Kasım 2011 tarihinden itibaren süresiz açlık grevine başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evcan bu eylemiyle, kendi sorunlarının çözümünü amaçlamakla birlikte, tüm ülke cezaevlerindeki benzer pek çok sorunun ve hak ihlalinin giderilmesini umut etmektedir. Bu eylem aynı zamanda, hayvana, doğaya, kadına, sömürge altındaki halklara uygulanan şiddete de bir protesto niteliği taşımaktadır. Evcan, kendisini üç günlük açlık greviyle destekleyen koğuş arkadaşı Sadık Aksu’nun, Kahramanmaraş/Elbistan E tipi cezaevinde tutuklu bulunan üç vejetaryen mahkumun ve yoğun işkence gören, açlık grevini geride bırakmış vicdani retçi İnan Süver’in mücadelelerini desteklemekte, selamlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygarlığın  doğa üstünde kurduğu tahakkümün bir sonucu olan, içinde bulunduğumuz hiyerarşi kültürü, insanları kendi tanımladığı suçlarla yargılayıp tecrit etmekte, şiddet uygulamakta ve ölüme terk etmektedir. Biz, F tipi cezaevinin acımasız koşulları içinde vegan olup bu tavrını hayatını ortaya koyarak sürdüren Osman Evcan nezdinde, tüm işkence gören veya hasta tutuklularla da dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz. Bu insanların yaşadıklarından Türkiye Cumhuriyeti’ni ve ilgili kurumlarını sorumlu tutuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VEGAN ANARŞİST OSMAN EVCAN'IN DOSTLARI / Eskişehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://internationala.info/index.php/isyan/anarsist-hareket/3045-eskiehirde-osman-evcana-anaristlerden-destek-eylemi.html"&gt;İnternationala&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2489444921893818956?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2489444921893818956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2489444921893818956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2489444921893818956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2489444921893818956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/11/eskisehirde-osman-evcana-anarsistlerden.html' title='Eskişehir&apos;de Osman Evcan&apos;a anarşistlerden destek eylemi'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-28389831926899217</id><published>2011-11-13T16:34:00.002+02:00</published><updated>2011-11-13T16:44:13.464+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dayanışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>Tutsak Dayanışması: Özgürlüğün Ruhu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3YZigvoopO0/Snu48zGK7BI/AAAAAAAAAiY/ZGOX2y35DMs/s320/Prison01.sized.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 254px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3YZigvoopO0/Snu48zGK7BI/AAAAAAAAAiY/ZGOX2y35DMs/s320/Prison01.sized.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dünya Özgürlük Tutsakları Dayanışma Ağı (ELP) Tarafından Hazırlanmıştır (Çev:Selçuk Extrip)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;“ Geçmişte yaşadığımız deneyimlerin hepsi çok zorluydu;ancak tanımadığımız kişilerden gelen ve bizlere güç veren kelimelerle ve onların akıllıca fikirleriyle herşey daha kolay oldu” (İsviçreli eski bir hayvan hakları tutsağının günlüğünden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğün Ruhu Kasım 2011 sayısına hoşgeldiniz. ELP’nin bu ay sizlere güzel haberleri var. Meksika’lı eko-tutsaklar Fermín GóMez Trejo ve Abraham López Martínez, Toprak Kurtuluş Cephesi tarzı eylem yapmaktan dolayı yattıkları cezaevinden serbest bırakıldılar. Ayrıca İngiliz hayvan hakları aktivistleri Natasha Avery ve Greg Avery; 9 yıl hüküm giydikleri Huntington Life Sciences’e karşı eylemlerin kampanyalarını yapmaktan dolayı yattıkları cezaevinden serbest bırakıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finlandiyalı bir eko-aktivist’de, geçen yıl bir kürk dükkanını kundaklamaktan dolayı aldığı 3 yıllık mahkumiyete karşı Yüksek Mahkeme’de açtığı davayı kazandı ve mahkumiyeti iptal edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Amerika’da Ekim 2011’de bir kürk hayvanları çiftliği yakınlarında yakalanan ve hayvanları çiftlikten salmak da dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla tutuklanan Victor Van Orden ve Kellie Marshall adlı aktivistler de kefaletle serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELP olarak elimizdeki tutsak listesinin azalmasına seviniyoruz.Ancak dünyanın her yerinde adını bilmediğimiz veya çok tanınmayan aktivistlerin de çeşitli suçlardan cezaevlerine düştüğünü de biliyoruz. Ancak bu arkadaşlarla ilgili haberleri de paylaşarak ve yayarak, en azından tutsak olarak geçirecekleri yıllarında onlara destek olmamız da çok önemli. (ELP Türkiye’nin notu: Arkadaşlar şu anda da HES mücadelelerinden dolayı bazı aktivistler cezaevlerinde yada yargılanıyorlar. Bu arkadaşlarla ilgili haberleri bizlere ulaştırırsanız, bizler de bu arkadaşların durumunu ELP vasıtasıyla dünyaya ulaştırabiliriz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer konu da Amerika’da yıllardır cezaevinde yatan ünlü bir mahkumla ilgili. Bu kadın mahkum adının açıklanmasını artık mücadele ile ilişkisini kestiğini ve eskiden yaptıklarını artık benimsemediğinden dolayı istemiyor.Ancak bizler bu arkadaşımızın, yanındaki insanların isimlerini vermediğinden dolayı, hala mücadelenin bir parçası olduğunu düşünüyoruz.Bu arkadaşımız da cezası bitmesine rağmen, çeşitli sebeplerden ötürü yeniden mahkum edilerek cezaevine konuldu. Biz de ELP olarak bir kampanya başlattık ve bu Anonim Amerikalı’ya “Dear Friend” (sevgili arkadaşım) şeklinde destek mektupları göndereceğiz. Sizler de bu arkadaşımıza olan mesajlarınızı elp4321@hotmail.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine yollarsanız, bizler de yolladığınız mesajları çıktılarını alarak ona iletmeye gönüllü olan arkadaşları vasıtasıyla kendisine ileteceğiz. (Not: İngilizcesi olmayan arkadaşlarımız yesilanarsi@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım ki bültenimizde yer alan her tutsak ünlü veya çok tanınmış kişiler değil. Bu nedenle nerede olursa olsun, hangi dilde olursa olsun tüm tutsaklar bizim desteğimizi ve destek mektuplarımızı hakediyorlar. Bu nedenle tüm dünyada ve tüm dillerde tutsak arkadaşlarımızla dayanışalım ve Doğa Ana’nın Savunmasında Uzlaşma Yok! Diye Haykıralım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da Facebook sayfamız da birkaç defa kapatıldıktan sonra yeniden aktif hale geldi. Facebook’ta arama sayfasına Earth Liberation Prisoners yazarak arama yaptığınızda sayfamızı bulabilir ve dünyadaki tüm tutsakların listesine ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer listedeki tutsaklardan birisinin özgür kaldığından,cezasının belli olduğundan,yeni suçlamayla karşılaştığından haberdar olursanız bizimle acil olarak iletişime geçin ki biz de listemizi güncel tutalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa Savunma Mahkumları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Alishah, Ron Barwick Minimum Security Prison, PO Box 24, Lindisfarne, Australia 7015, Australia. Tazmanya ormanlarını savunmaktan dolayı tutsak durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grant Barnes #137563, San Carlos Correctional Facility, PO Box 3, Pueblo, CO 81002, USA. Arazi araçlarına kundaklama yaptığı iddiasıyla 12 yıla mahkum edildi. Ayrıca yanan tüm araçlara ELF (Toprak Kurtuluş Cephesi) harflerini yazdığı iddia ediliyor. (Grant Barnes vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Luca Bernasconi, Gefängnis Pfäffikon, Hörnlistrasse 55, 8330 Pfäffikon (ZH), Switzerland. ) Patlayıcı madde bulundurmaktan dolayı 3 yıl 6 aya mahkum edildi. Luca İsviçre’de çok tanınan bir hayvan hakları ve tutsak dayanışma ağı aktivisti. Yeşil anarşist bir örgüt olan Il Silvestre ile bir bağı olmadığını söylüyor, ancak davadaki diğer kişiler Il Silvestre ile bağlantılı. (Luca vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nathan Block, #36359-086, FCI Lompoc, Federal Correctional Institution, 3600 Guard Road, Lompoc, CA 93436, USA. Toprak Kurtuluş Cephesi adına Poplar Ağaç Çiftliği ve bir arazi aracı mağazasına kundaklama yapmaktan dolayı 7 yıl 8 aya mahkum edildi. Kendisi de Toprak Kurtuluş Cephesi ve Hayvan Kurtuluş Cephesi’ndeki konumunu da kabul ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marco Camenisch, Justizvollzugsanstalt Lenzburg, Postfach 75, 5600 Lenzburg, Switzerland. 18 yıla mahkum edildi: 1) Nükleer santralden elektrik ileten elektrik direklerini patlayıcı madde kullanarak sabote etmekten 10 yıl.. 2)Kaçak olarak yaşarken İsviçre Sınır Devriyesinin ölümüne sebep olmaktan dolayı da 8 yıl... Ayrıca Marco 2002 yılında İtalya’daki nükleer santralden elektrik ileten direkleri bombalamaktan dolayı 12 yıllık mahkumiyetini tamamlamıştı. (Marco organik beslenmeyi savunan bir etçil beslenmeyi tercih ediyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tim DeChristopher, #16156-081, FCI Herlon, Federal Correctional Institute, PO Box 800, Herlong, CA 96113, USA. Petrol ve gaz firmalarına toprak satışı için açılan bir ihalede sahte teklifler vermekten dolayı 2 yıla mahkum oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silvia Guerini, Bezirksgefängnis Zürich, Postfach 1266, CH – 8026 Zurigo, Switzerland. Patlayıcı madde bulundurmaktan dolayı 3 yıl 6 aya mahkum edildi. Silvia, Il Silvestre adlı Yeşil Anarşist örgütün de üyesi.. (Silvia vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marie Jeanette Mason, 04672-061, FMC Carswell, P.O. Box 27137, Fort Worth, TX 76127, USA. Bir üniversitede , GDO çalışmaları yapan bir profesörün ofisine Toprak Kurtuluş Cephesi adına kundaklama yapmaktan dolayı 21 yıl 10 aya mahkum edildi. Ayrıca kerestecilik ekipmanlarını sabote etmek de dahil 11 ELF, 1 de ALF eylemiyle suçlanıyor. (Marie Vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eric McDavid 16209-097, FCI TERMINAL ISLAND, FEDERAL CORRECTIONAL INSTITUTION, PO BOX 3007, SAN PEDRO, CA 90731, USA. Amerika Orman Departmanı arazilerini, elektrik santrallerini ve baz istasyonlarına karşı şiddet eylemi planlamaktan dolayı verilen 19 yıl 7 aya mahkum edildi.. (Eric vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daniel McGowan, #63794-053, FCI Terre Haute – CMU, Post Office Box 33, Terre Haute, Indiana 47408, USA. Toprak Kurtuluş Cephesi adına Poplar Ağaç Çiftliği ve bir kerestecilik firmasına kundaklamadan dolayı verilen 7 yıla mahkum edildi.. Ayrıca ELF/ALF adına komplo kurmakla da suçlanıyor. (Daniel vejetaryen bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steve Murphy, 39013-177, FCI Beaumont Medium, Federal Correctional Institution, P.O. Box 26040, Beaumont, TX 77720, USA. 2006 yılından sonra bir inşaat alanına kundaklamayla sonuçlanan komplo kurmaktan dolayı 5 yıla mahkum edildi.. Eylem Toprak Kurtuluş Cephesi pankartı kullanılarak düzenlenmişti. (Steve vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Costantino Ragusa, PF 3143, 8105 Regensdorf, Switzerland. Patlayıcı madde bulundurmaktan dolayı 3 yıl 8 aya mahkum edildi. Silvia, Il Silvestre adlı Yeşil Anarşist örgütün de üyesi.. (Costantino vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Justin Solondz, #98291-011, FDC SEATAC, FEDERAL DETENTION CENTER, P.O. BOX 13900, SEATTLE, WA 98198, USA. ELF ve ALF aktivitlerinde bulunma iddiasıyla tekrar cezaevine gönderildi.. (Justin vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Sykes 696693, Michigan Reformatory, 1342 West Main Street, Ionia, MI 48846, USA. Kentleşme karşıtı kundaklamalar, elektrik direklerine kriminal zarar verme, politik yazılama yapmak ve Amerika bayrağını yapmak gibi suçlardan 4 ile 10 yıl arasına mahkum edilebilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joyanna Zacher, #36360-086, FCI Dublin, 5700 8th St.- Camp Parks- Unit F, Dublin, CA 94568, USA. Toprak Kurtuluş Cephesi adına Poplar Ağaç Çiftliği ve bir arazi aracı mağazasına kundaklama yapmaktan dolayı 7 yıl 8 aya mahkum edildi. Kendisi de Toprak Kurtuluş Cephesi ve Hayvan Kurtuluş Cephesi’ndeki konumunu da kabul ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvan Kurtuluşu Mahkumları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bütün Hayvan Kurtuluş Mahkumları en azından vejetaryen ve vegan beslenmeyi tercih ediyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diego Alonso Adresi bilinmiyor, ancak Meksika’da tutsak.Destek için rabiayaccion@mac.hush.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine mail atabilirsiniz. Bankaları,mezbahaları ve benzer yerleri hedef almaktan dolayı yargılanıyor. (Diego vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walter Bond #2011-03339, Davis County Jail, PO Box 130, Farmington, UT 84025-0130, USA. Koyun derisi tabaklama fabrikasına, deri fabrikasına ve kaz ciğeri restoranına Hayvan Kurtuluş Cephesi adına kundaklama yapmaktan dolayı 12 yıla mahkum edildi. (Walter vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mel Broughton, A3892AE, HMP Bullingdon, PO Box 50, Oxford, OX25 1WD, England. Oxford üniversitesindeki deney laboratuarlarına karşı aktif kampanya düzenlemekten dolayı 10 yıla mahkum edildi.Polis Mel’i üniversiteye düzenlenen kundaklama eylemleriyle ilişkilendirmeye çalışıyor. (Mel vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adrian Magdaleno Gonzales (adresi bilinmiyor, anca Meksika’da tutsak destek mesajlarınız için libertadparaadrian@hushmail.meBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine mail atabilirsiniz.). Frente de Liberacion Animal (Hayvan Kurtuluş Cephesi’nin Meksika kolu) (ALF) adına çeşitli bankalara ve hedeflere yönelik gaz bombası atma suçlamasıyla 7 yıl 11 aya mahkum edildi. (Adrian vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marie Mason – Detaylar Doğa Savunma Mahkumları Sayfasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daniel McGowan - Detaylar Doğa Savunma Mahkumları Sayfasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gavin Medd-Hall A3624AD, HMP Coldingley, Shaftesbury Road, Bisley, Woking, Surrey GU24 9EX, England. Huntingdon Life Sciences’e karşı komplo kurmak ve şantaj yapmaktan dolayı 8 yıla mahkum edildi. (Gavin vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heather Nicholson A3158AJ, HMP Foston Hall, Foston, Derby, Derbyshire, DE65 5DN, England. Huntingdon Life Sciences’e karşı komplo kurmak ve şantaj yapmaktan dolayı 11 yıla mahkum edildi. (Heather vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viktor Padellaro (11/11 7-4), Ullevigaten 11. Box 216, 401 23 Gothenburg, Sweden. Bir Mc’Donalds restoranını kundaklamak, camlarını kurmak ve kürk endüstrisiyle ilgili kişilere 17 tehdit mektubu göndermekten dolayı suçlanıyor. (Viktor vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Justin Solondz - Detaylar Doğa Savunma Mahkumları Sayfasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarah Whitehead, A8369CE, HMP Downview, Sutton Lane, Surrey, SM2 5PD, England. HLS’ye karşı kampanya yürütmekten dolayı 6 yıla mahkum oldu. Daha önce de bir yavru köpeği korkunç bir ortamdan kurtardığı ve ev hayvanı üreten bir firmadan 100 hayvanı kurtarmaktan dolayı mahkum olmuştur. (Sarah vegan bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANTIFA TUTSAKLARI (faşizm karşıtı anarşist örgüt)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aleksey Bychin, FBU OIK-2 IK-7 otryad No. 12, ul. Karnallitovaya d. 98, g. Solikamsk Permskiy Kray, 618545 Russia.. Neo-nazilere karşı kendisini savunmaktan dolayı 5 yıla mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andy Baker, A5768CE, HMP Highpoint, Stradishall, Newmarket, Suffolk, CR8 9YG, England. 21 aya mahkum edildi (Andy vegan bir mahkum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thomas Blak, A5728CE, HMP Wormwood Scrubs, PO Box 757, Du Cane Rd, London, W12 OAE, England. 18 aya mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sean Cregan, A5769CE, HMP Coldingley, Shaftesbury Road, Bisley, Woking, Surrey, GU24 9EX, England. 21 aya mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Phil De Sousa, A5766CE, HMP Elmley, Church Road, Eastchurch, Sheerness, Kent, ME12 4DZ, England. 21 aya mahkum edildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ravinder Gill, A5770CE, HMP Wayland, Griston, Thetford, Norfolk, IP25 6RL, England. 21 aya mahkum edildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Austen Jackson, A5729CE, HMP Wormwood Scrubs, PO Box 757, Du Cane Rd, London, W12 OAE, England. 15 aya mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rinat Sultanov, FBU IZ-47\4, ul. Lebedeva d. 39, 195009 Saint-Petersburg Russia. Neo-nazilerle kavga etmekten dolayı 2 yıla mahkum edildi.. (Rint vejetaryen bir mahkum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİĞER TUTSAKLAR&lt;br /&gt;Ihar Alinevich, c/o P.O. Box 8, Glavpochtampt, 220050 Minsk, Belarus&lt;br /&gt;Anti-militarist söylemlerde bulunmak ve Rusya’da tutuklu bulunan iki çevreci için dayanışma kampanyası yapmaktan dolayı mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikalaj Dziadok, SIZO-1, ul. Volodarskogo 2, 220050 Minsk, Belarus. Anti-militarist söylemlerde bulunmak ve Rusya’da tutuklu bulunan iki çevreci için dayanışma kampanyası yapmaktan dolayı mahkum edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliaksandar Frantskievich, Valadarskaha str., 2, SIZO-1, k. 46, Minsk, Belarus. Ihar Alinevich ve Mikalaj Dziadok’un davasındaki eski sanıklardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fran Thompson, #1090915, CCC, 3151 Litton Drive, Chillicuthe, MO 64601, USA. Bir süredir onu takip eden ve daha sonra evine giren takipçiyi kendini korumak amacıyla öldürdüğü için müebbet hapse mahkum edildi. Mahkum edilmeden önce tanınan bir hayvan,anit nükleer ve doğa koruma aktivistiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOVE TUTSAKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOVE tüm canlı türlerinin savunması için protesto eylemleri yapan eko-devrimci bir grup. Tüm MOVE mahkumları kendilerini vejetaryen olarak tanımlıyorlar. Şu anda 8 MOVE aktivisti 1979 yılında bir polisin öldürülmesinden dolayı 100 yıla mahkum edildiler. 9.Sanık Merle Africa, 1998 yılında cezaevinde hayatını kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Debbie Simms Africa (006307), Janet Holloway Africa (006308) and Janine Philips Africa (006309) all at: SCI Cambridge Springs, 451 Fullerton Ave, Cambridge Springs, PA 16403-1238, USA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Davis Africa (AM4973) SCI Graterford, PO Box 244, Graterford, PA 19426-0244, USA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edward Goodman Africa (AM4974), SCI Mahanoy, 301 Morea Rd, Frackville, PA 17932, USA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;William Philips Africa (AM4984) and Delbert Orr Africa (AM4985) both at SCI Dallas Drawer K, Dallas, PA 18612, USA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Simms Africa (AM4975), SCI Retreat, 660 State Route 11, Hunlock Creek, PA 18621, USA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mumia Abu Jamal, (AM8335), SCI Greene, 175 Progress Drive, Waynesburg PA 15370, USA. Eski Kara Panterler (Black Panthers) üyesi ve MOVE örgütünün sözcüsü olan Mumia 1981 yılında bir polisi öldürmekten dolayı tutuklandı. Ölüm cezasına çarptırıldı, ancak 2001 yılındaki mahkeme kararıyla yeniden yargılanmayı bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİDDET İLE İLGİLİ AÇIKLAMA&lt;br /&gt;Bu bültende bulunan mahkum listesindeki bazı kişiler fiziksel saldırı ve cinayet gibi eylemlerde bulunmuştur. ‘Özgürlüğün Ruhu’ şiddeti mazur görmez. Ancak bizler aynı zamanda da sansüre ve kişilerin savunduğu düşüncelerini açıklamasının engellenmesine de karşıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYA ÖZGÜRLÜK TUTSAKLARI (ELP) DAYANIŞMA AĞI KİMDİR?&lt;br /&gt;ELP, 1993 yılında İngiltere’de kurulan ve cezaevinde bulunan doğa savunma tutsaklarıyla dayanışmak için kurulmuş uluslararası bir ağdır.: Bizler tutsakları bazı yerel listeler yayınlayarak aşağıdaki şekilde desteklemekteyiz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Özgürlüğün Ruhu; ELP’nin uluslararası tutsak listelerini e-mail yoluyla yaydığı bir bültendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urgent ELP! Bülteni ;yeni tutuklanmış doğa savunma tutsaklarının isim ve adreslerini anında yayınlamak amacıyla kullandığımız bültenin adıdır. Detaylı bilgi için ELP4321@hotmail.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On-Line haber bültenleri - ELP ‘nin tutsak listeleri,haberler ve ELP ile ilgili bilgileri yayınladığı birçok web sitesi ve haber grubu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizleri Earth Liberation Prisoners diye arayarak bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce ELP Websitesi&lt;br /&gt;Site yapım aşamasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumca ELP Websitesi&lt;br /&gt;http://greekelp.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Amerika ELP Websitesi&lt;br /&gt;www.ecoprisoners.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkish language ELP Websitesi&lt;br /&gt;www.internationala.org&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kaynak:&lt;a href="http://internationala.info/index.php/direnis/hapishanelere-karsi/3042-tutsak-dayanmas-oezguerlueuen-ruhu-kasm-2011.html"&gt; İnternationala&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-28389831926899217?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/28389831926899217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=28389831926899217' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/28389831926899217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/28389831926899217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/11/tutsak-dayansmas-ozgurlugun-ruhu.html' title='Tutsak Dayanışması: Özgürlüğün Ruhu'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3YZigvoopO0/Snu48zGK7BI/AAAAAAAAAiY/ZGOX2y35DMs/s72-c/Prison01.sized.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4799747261289570633</id><published>2011-09-28T14:31:00.006+03:00</published><updated>2011-09-28T14:44:43.466+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ezgi Başaran'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Gönderilemeyen Mektubun Davası Olur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-8Nu3dX01IWk/ToMIdYMhT8I/AAAAAAAAAJI/D7Kzdm0KRB4/s1600/fft5_mf23547.Jpeg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 242px; height: 144px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8Nu3dX01IWk/ToMIdYMhT8I/AAAAAAAAAJI/D7Kzdm0KRB4/s400/fft5_mf23547.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657374857711669186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yazılmış ama gönderilememiş bir mektup. Bana anlatılmak istenenler var, kâğıda dökülmüş ama elime ulaşmıyor. Neden derseniz, Kocaeli F Tipi Cezaevi öyle uygun görmüş, diyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi önce ANF’de, sonra Birgün gazetesinde okudum: Cezaevi idaresi, Nuray Mert, Umur Talu, Yaşar Seyman, Özgür Mumcu, Yıldırım Türker ve bana yazılan mektupları sakıncalı buluyormuş. Sakıncalı bulunan, mektupların içerikleri mi yoksa adresteki bizler miyiz belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaeli F Tipi A7-19’da kalan Efdal Bayram kim bilir bana nelerden bahsedecekti? Rahatsızlanan arkadaşlarının hastaneye götürülürken kötü muamele gördüğünden mi?.. Muayene edilirken kelepçenin çıkarılmadığından mı, tepelerinde bekletilen askerden mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da mesela... Sözlü savunma yapmadan maruz kaldıkları “1 ay mektup dahil tüm iletişim araçlarından men” gibi disiplin cezalarından mı?.. Hücrelerdeki tecritten mi?.. Ziyaretlerine gelen yakınlarının uğradığı kötü muameleden mi?.. Yoksa mektupların buruşturulup atıldığından mı?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neydi Efdal Bayram’ın bana diyecekleri de diyemedi?.. Hayatımızın gardiyanları, keyfi gişe memurları bilsinler ki... Gönderilmemiş mektubun davası da bal gibi yapılır. Gasp ettiğiniz hakların tahminini yapacak kadar uzun yaşadık memlekette, ne çok F tipleri duyduk, ne çok 5 No’lu cezaevleri dinledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bakımdan... Malum gardiyanlar, o gişe memurları sadece Kocaeli F Tipi’ne özgü değil. Gelin sizi Kocaeli’nden Ankara’ya uçurayım, Sincan F Tipi’ne kondurayım. Yalnız bilin ki size neşeli bir yolculuk ve mutlu bir durak vaat etmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gündoğan, Sincan F Tipi sakini, 1988’de kendisi gibi 28 ‘12 Eylül tutuklusu’ olarak Metris’ten firar etmiş, sonra bu firarın hikâyesini “Metris’ten Munzur’a” adlı kitapta anlatmıştı. 6 yıl sonra hikâyenin ikinci perdesini yazdı. 200 sayfa. Gerisini avukatı Aydın Erdoğan’dan dinledim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kitabın kopyasını bir yakınına göndermek üzere fotokopi çektirmek istiyor Gündoğan. Fotokopiyi çeken kişi içeriğe şöyle bir göz atınca kitaba el koyuyor. Halil Bey, cezaevi müdürlüğüne itiraz dilekçesi yazdı, kabul edilmedi. Şimdi biz dava açtık fakat söz konusu kitabı avukatı olarak bana bile göstermiyorlar. İmha etmekle tehdit ediyorlar. Bu mahkemeden sonuç alamazsak ve kitap imha edilirse AİHM’ye gideceğiz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk cildi ne bir soruşturmaya ne de incelemeye maruz kalmış kitabın, ikinci 200 sayfalık bölümü cezaevindeki birkaç kişinin tasarrufuyla ‘bomba’ muamelesi görüyor. Gerçi normal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın... Hayatımızın ‘içerideki’ ve ‘dışarıdaki’ gardiyanları tarafından küçük dozlarla alıştırılıyoruz bomba kitaplara. E çünkü... Referandum öncesi gözyaşlarıyla hesabının sorulacağı söylenen 12 Eylül ölmedi, kalbimizde yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NOT 1:&lt;/strong&gt; Kocaeli F Tipi’ni arayıp sordum: Efdal Bayram bana bir mektup yazmış, sakıncalı bulup engellemişsiniz. Doğru mu? Müdür Bey’den kapsamlı cevap: “Yorum yapamam. Oldu da diyemem, olmadı da...”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NOT 2:&lt;/strong&gt; Kırıklar F Tipi... Kandıra F Tipi... Sizlerin sesini de duyuyoruz, orada da hukukun verdiği cezaya ceza katıldığını, sınırların aşıldığını biliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;EZGİ BAŞARAN&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;28 Eylül 2011 - &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1064637&amp;amp;Yazar=EZG%DD%20BA%DEARAN&amp;amp;Date=28.09.2011&amp;amp;CategoryID=98"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4799747261289570633?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4799747261289570633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4799747261289570633' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4799747261289570633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4799747261289570633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/09/gonderilemeyen-mektubun-davas-olur.html' title='Gönderilemeyen Mektubun Davası Olur'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-8Nu3dX01IWk/ToMIdYMhT8I/AAAAAAAAAJI/D7Kzdm0KRB4/s72-c/fft5_mf23547.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-9083883499848559990</id><published>2011-09-16T12:47:00.002+03:00</published><updated>2011-09-16T13:52:53.167+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dayanışma'/><title type='text'>Osman Evcan'a Vegan Yemek!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-gxRnxUaGqcs/TnMpit9hRtI/AAAAAAAAAJA/CU0LTU8a344/s1600/p.gif"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 170px; height: 190px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-gxRnxUaGqcs/TnMpit9hRtI/AAAAAAAAAJA/CU0LTU8a344/s400/p.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652907633710024402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde tutulan Osman Evcan, uzun süredir bitkisel  kaynaklı vegan/vejetaryen yemekler talep etmekte, ancak cezaevi  tarafından bu talebi dikkate alınmamakta, yaptığı başvurular da fayda  getirmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayfada toplanılan imzalar ve destek  mesajları, düzenli olarak hem Osman'a, hem de Cezaevi yönetimine  iletilecektir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Osman Evcan’dan gelen  mektup&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba sevgili Dostlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  mektubumu Kırıkkale F-Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazmaktayım. Düşünsel,  felsefi eğilimlerim nedeniyle 8 yıldır vejateryan bir yaşam  sürdürmekteyim. Hiçbir hayvan eti ve hayvan etiyle yapılmış yemeği  yemiyorum. Hayvan ürünleri de (tereyağı, peynir, bal, süt, yoğurt,  sucuk, salam vb.) yemiyorum. Hayvansal ürünlerden yapılmış (deri, yün)  kullanım-giyim eşyalarını kullanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vejateryan olmam  nedeniyle cezaevi mutfağında pişirilen etsiz yemekler tarafıma  verilmektedir. Fakat cezaevi mutfağında yapılan bu yemekler o kadar  kötü, bozuk yapılıyor ki, yenilebilir gibi değildir. Özel olarak küçük  krom tencerelerde pişirilen bu yemekleri koklamak bile insanın midesini  bulandırmaya yetiyor. Dolayısıyla bu yemekleri dökmek zorunda kalıyorum.  Bu durum 1 yıldır devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevi yönetimine, tarafıma  verilen yemeklerin düzeltilmesi amacıyla 2010 yılı Aralık ve 2011 yılı  Ocak ayı içerisinde birkaç kez dilekçe yazdım. İdare, sorunun çözümü  yönünde herhangi bir girişimde bulunmadı, duyarsız kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26  Şubat 2011 tarihinde, akşam yemeğinde bulgur pilavı ve kuru fasülye  verildi. Yemekleri kontrol ettiğimde yenecek durumda olmadığını gördüm.  Bulgur pilavının pişirildiği krom tencerenin iç ve dış çeperinin yapışık  bir kimyasal madde ile sarmalandığını fark ettim. Ellerime yapışan bu  kimyasal maddeyi temizlemekte zorlandım. Oda arkadaşım Sadık Aksu da bu  kimyasal maddeyi parmağıyla kontrol etmiştir. Bu kimyasal madde beni  kaygılandırdı. Bulgur pilavını bir poşete koyup sakladım. Krom tencereyi  sıcak-deterjanlı suyla defalarca yıkamama rağmen temizleyemedim.  Tencereyi yıkarken bu madde ellerime bulaştı ve derimi yaktı. Defalarca  sabunlu sıcak suyla yıkadığım halde bu maddeyi ellerimden çıkaramadım ve  ellerim yapış yapış kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Şubat 2011 tarihinde Cezaevi  Müdürlüğü’ne dilekçe yazarak bulgur pilavına katılan kimyasal madde ile  ilgili olarak bilgi talep edip sorumlular hakkında soruşturma açılmasını  istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevi dilekçeme ilgisiz kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 2011  tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’na, iki sayfalık dilekçeyle  suç duyurusunda bulundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gün öğleden sonra Cezaevi Müdürü  İsmail Karaküllah ve yanında 4-5 kişiden oluşan infaz koruma  memurlarıyla birlikte, kalmakta olduğum B-8 odasına geldi. Ellerinde  savcılığa yazdığım dilekçe vardı. Cezaevi müdürü benden bilgi istedi.  Ben de yukardaki durumu aynen naklettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakladığım bulgur  pilavını göstermemi istediler. Ben de gösterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevi Müdürü,  “böyle bir durumun mümkün olamayacağını, diyet olarak çıkarılan  yemekten 6-7 kişinin daha aldığını” söyledi. Oysa yemek küçük bir krom  tencerede getirilmişti, bulgur pilavı tek kişi için pişirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevi  Müdürü, bulgur pilavının laboratuarda incelenmesine gerek olmadığını ve  pilavı dökmemi söyledi. Ayrıca savcılığa gönderdiğim dilekçeyi geri  almamı istedi. Ben ısrar ettim. Bunun üzerine müdür, mutfakta  çalışanlarla görüşüp durumu araştıracağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı  günün akşamı, yemek dağıtan görevli mahkûm, yemek alıp almayacağımı  sordu. Almayacağımı söyledim. Görevli mahkûm kendisinin yemeği  tattığını, içerisine madde katılmadığını, yemeğin temiz olduğunu  söyledi. Ayrıca, müdürün mutfak çalışanlarıyla ilgili soruşturma  başlattığını, kendisinin B bloktan alınıp A bloka verildiğini, bundan  böyle burada kendisinin yemek dağıtacağını ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan  sonraki birkaç gün vejateryan yemekler kaliteli çıktı. Ben de yemekleri  almaya başladım. Ne var ki, kısa süre sonra bana verilen yemekler yine  bozuldu. Verilen yemekleri ağzıma sürmeden dökmek zorunda kalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17  Haziran 2011 tarihinde, yemek dağıtan görevlilere, “vejateryan yemekler  düzeltilene kadar bundan sonra yemek almayacağımı” ifade ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20  Haziran 2011 tarihinde Cezaevi Müdürlüğü’ne bir dilekçe yazarak sorunun  çözülmesini istedim. Yemekler düzeltilene kadar yemek almayacağımı  belirttim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Haziran 2011 tarihinde hem Kırıkkale İnfaz  Hakimliği’ne, hem de Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığı’na 4’er sayfalık,  durumu ayrıntısıyla açıklayan iki ayrı dilekçe yolladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11  Temmuz 2011 tarihinde, Adalet Bakanlığı’na 5 sayfalık bir dilekçe  yazdım. Dilekçeyi iadeli taahhütlü yolladığım halde tarafıma herhangi  bir PTT dekondu verilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Temmuz 2011 tarihinde, kız  kardeşim Asiye Evcan’a, sorunlarımı anlatan iadeli taahhütlü bir mektup  yolladım. Keza tarafıma herhangi bir PTT dekondu ulaşmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25  Temmuz 2011 tarihinde, Cezaevi Müdürlüğü’ne, kız kardeşim Asiye Evcan’a  yazdığım mektubun neden yollanmadığını soran bir dilekçe yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25  Temmuz 2011 tarihinde, Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığı’na çağrıldım.  Annem Zeliha Evcan, cezaevindeki sorunlarım nedeniyle Kırıkkale  Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş. Bu dilekçeyle ilgili  olarak Savcı ifademi aldı. Savcıya yaşadıklarımı anlattım. Ayrıca, daha  önce hazırladığım 3 sayfalık dilekçemi de ifademe ek olarak verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan  bir aydan fazla zaman geçmesine rağmen durumda herhangi bir düzelme  olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Haziran’dan bu yana cezaevi mutfağında  hazırlanmış yemekleri almama eylemim devam etmektedir. Beslenme  ihtiyacımı kendi ekonomik olanaklarımla karşılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca,  sağlık konusunda da sorunlarımız vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kez, “doktor  ameliyatta” gerekçesiyle hastanenin kapısından geri döndürüldüm. Bu  ertelemeler aylarıma mal olmaktadır. Bu süre içinde hastalığın  ilerlemesi kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca muayene için doktorun odasına  girdiğimizde kelepçelerimiz çözülmemekte ve kolluk görevlileri  muayenehaneye doluşmaktadır. Oysa muayene esnasında kelepçelerin  çıkarılması ve kolluk görevlilerinin dışarıda beklemesi gerekir.  Kelepçeli muayeneyi kabul etmediğimizde muayene edilmeden geri  gönderilmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür sorunları dile getiren 7 Temmuz 2011 ve  28 Temmuz 2011 tarihli dilekçelerimi Kırıkkale Cumhuriyet  Başsavcılığı’na ve Kırıkkale İnfaz Hakimliği’ne iletmiş bulunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca,  hastane sevklerinde, cezaevi arabalarındaki kutu gibi daracık bölmelere  tıkılmamız da önemli bir sorundur. Bu bölmeler sağlık koşullarına uygun  değildir. Hastanelerde mahkûmlar için özel bekleme odası olmadığından  bu kutu gibi, daracık hücrelerde beklemek zorunda kalıyoruz. Yazın 40  derece sıcakta, havalandırmasız, kliması bozuk bu daracık bölmelerde  tutulmamız sağlığımızı daha da bozuyor. Öte yandan bu hücrelerde  tutulurken en doğal insani ihtiyaçlarımızı karşılamamıza izin  verilmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanede doktorların yazdığı ilaçlar  tarafımıza keyfi bir şekilde verilmiyor ya da geciktiriliyor veya tamamı  verilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlatmak istediğim bir olay da şudur: 2009  yılında, rahatsızlığım nedeniyle revire çıkıp muayene olmak için dilekçe  yazdım. Dilekçeme yanıt verilmedi. Daha sonra da çeşitli taleplerime  rağmen cevap verilmedi. Böylece, 6 ay boyunca muayeneye çıkamadım. Gerek  benim gerekse ailemin 6 aylık yoğun mücadelesi sonunda revire, muayene  çıkabildim. Bu olaydan dolayı hiçbir soruşturma yürütülmedi, sadece  Kırıkkale İnfaz Hakimliği aileme mektup yazıp özür diledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son  olarak, cezaevi kantininde sebze-meyva ve diğer bazı besin maddelerinin  getirilmesi ve satılması kısıtlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunların tüm  duyarlı dostlar tarafından paylaşılmasını, yayılmasını, duyurulmasını ve  dayanışma gösterilmesini diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;29.8.2011&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman  Evcan, F Tipi Kapalı Cezaevi, Oda No: B-8, Hacılar/Kırıkkale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(kısmen  kısaltılmıştır)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protestolar için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman  Evcan’ın kaldığı cezaevinin adresi ve telefonu ve emaili:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres  Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikle Kapalı Ceza İnfaz Kurumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacıbey  Mah., 71480 Hacılar, Kırıkkale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon (318) 297 41 94 - 95&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faks  (318) 297 41 23&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman’a destek olmak için, doğrudan kendisine  de yazabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman Evcan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Tipi Kapalı Cezaevi, Oda  No: B-8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacılar/Kırıkkale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://osmanayemek.tumblr.com/" target="_blank"&gt;http://osmanayemek.tumblr.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-9083883499848559990?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/9083883499848559990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=9083883499848559990' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9083883499848559990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9083883499848559990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/09/osman-evcana-vegan-yemek.html' title='Osman Evcan&apos;a Vegan Yemek!'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-gxRnxUaGqcs/TnMpit9hRtI/AAAAAAAAAJA/CU0LTU8a344/s72-c/p.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4639343889599475588</id><published>2011-09-16T12:04:00.002+03:00</published><updated>2011-09-16T12:26:19.200+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Hapishane Aracı Yandı: 5 Ölü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-TyJnfz2ptlA/TnMWF_aIFdI/AAAAAAAAAI4/NKDVHBkHpjM/s1600/8metrekare2.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 132px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TyJnfz2ptlA/TnMWF_aIFdI/AAAAAAAAAI4/NKDVHBkHpjM/s400/8metrekare2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652886249456276946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Van'dan İstanbul'a tutuklu götüren ring aracında çıkan yangın sonucunda Sinan Askan (18), İsmet Erin (33),  Medeni Demir (47), Abdülsetter Ölmez  (35) ve Akif Karabalı (24) isimli tutukluların yanarak öldüğü açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Eylül 2011 Cuma sabahı saat 06:30 sıralarında 34 BL 2564 plakalı ring aracı Kayseri'nin Pınarbaşı ve Sivas'ın Gürün ilçeleri arasındayken çıkan yangının teknik bir arıza sonucu meydana geldiği açıklanırken, tutukluların kaldığı bölümün jandarmalar tarafından niçin açılmadığı da merak konusu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’dan  gelen cezaevi aracının, İskele Mahallesi’nde bulunan Van M. Tipi Kapalı  Cezaevi’nde yatan hükümlüler Medeni Demir, Sinan Askan, İsmet Erin’i İstanbul’da  görülen bir davanın duruşmasına götürmek üzere aldığı belirtildi. Yanan  diğer mahkumlar Abdülsettar Ölmez ve Akif Karabalı’nın İse İstanbul’dan  Van’daki bir duruşmaya getirildiği ve tekrar İstanbul’a  götürüldükleri bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutuklu ve hükümlülerin her türlü nakil işlemi için kullanılan ring araçları bugüne kadar çok sayıda şikayete konu olmuştu. Nakiller sırasında jandarmadan ayrı bir bölmede tutulan tutuklular, yasalar gereği kelepçeli olarak ve görevli jandarma personelinin her türlü keyfi uygulamasına maruz kalacak şekilde yolculuk etmek zorunda bırakılıyorlar. Kaza benzeri olağanüstü durumlarda ise tutukluların "kaçmasına engel olmak" için hayati tehlike söz konusuyken bile ring araçlarından çıkarılmadıkları da biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son on yılda hastalık, intihar gibi nedenlerle hayatını kaybeden on bin tutuklu ve hükümlü ise her zamanki gibi basının ya da politikacıların ilgisini elbette çekmiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4639343889599475588?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4639343889599475588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4639343889599475588' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4639343889599475588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4639343889599475588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/09/hapishane-arac-yand-5-olu.html' title='Hapishane Aracı Yandı: 5 Ölü'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-TyJnfz2ptlA/TnMWF_aIFdI/AAAAAAAAAI4/NKDVHBkHpjM/s72-c/8metrekare2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-7308271427442010702</id><published>2011-07-09T02:36:00.001+03:00</published><updated>2011-07-09T02:38:49.705+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='19 aralık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>bitkisel hayata dönüş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.facebook.com/pages/Dumrul/137638836289247"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Gn4I1LLd5Xo/TheUtP1pJ2I/AAAAAAAAAIw/6HEzziVyqFc/s400/19%2Baral%25C4%25B1k%2Bbitkisel%2Bhayata%2Bd%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627129764489275234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-7308271427442010702?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.facebook.com/pages/Dumrul/137638836289247' title='bitkisel hayata dönüş'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/7308271427442010702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=7308271427442010702' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7308271427442010702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7308271427442010702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/bitkisel-hayata-donus.html' title='bitkisel hayata dönüş'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Gn4I1LLd5Xo/TheUtP1pJ2I/AAAAAAAAAIw/6HEzziVyqFc/s72-c/19%2Baral%25C4%25B1k%2Bbitkisel%2Bhayata%2Bd%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-6582739836602640581</id><published>2011-07-09T02:27:00.002+03:00</published><updated>2011-07-09T02:30:23.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>10 yılda 1659 ölüm</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-gBmVzcQFEH0/TheS-wcHW0I/AAAAAAAAAIo/5TrA7sTQRaY/s1600/outreach-1.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 235px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gBmVzcQFEH0/TheS-wcHW0I/AAAAAAAAAIo/5TrA7sTQRaY/s320/outreach-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627127866275093314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tecrite Karşı Mücadele Platformu, AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde  yaptığı oturma eyleminde, cezaevlerinde son 10 yılda 1659 kişinin  yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest  bırakılmasını istedi.  &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tecrite Karşı Mücadele Platformu,  hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla AKP İstanbul İl  Başkanlığı önünde yaptığı basın açıklamasının ardından bir saatlik  oturma eylemi gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın açıklamasını okuyan Enver  Gündüz, Adalet Bakanlığı verilerine göre, son 10 yılda 1659 tutuklunun  ecel, intihar, hastalık gibi gerekçelerle yaşamını yitirdiğini  hatırlattı. Gündüz, "Bizler tutsak yakınları, demokratik kitle örgütleri  ve devrimciler olarak 'ecel, intihar, hastalık' gibi gerekçelerle bir  katliama dönüşen bu zindancı geleneğin karşısında tüm tutsakları, hasta  tutuklu ve hükümlüleri her koşulda sahiplenmeye devam edeceğiz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamanın  ardından, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin tedavi haklarının  derhal sağlanması, ölümlerin son bulması ve gerçek nedenlerinin  açıklanması ve hasta tutukluların serbest bırakılması için bir saatlik  oturma eylemi yapan platform bileşenleri, Çav Bella'yı söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.internationala.org/index.php/direnis/hapishanelere-karsi/1472-cezaevlerindeki-oeluemler-katliama-doenuetue.html"&gt;İnternational-A&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-6582739836602640581?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/6582739836602640581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=6582739836602640581' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6582739836602640581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6582739836602640581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/10-ylda-1659-olum.html' title='10 yılda 1659 ölüm'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-gBmVzcQFEH0/TheS-wcHW0I/AAAAAAAAAIo/5TrA7sTQRaY/s72-c/outreach-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-7351465293486172430</id><published>2011-07-09T02:18:00.002+03:00</published><updated>2011-07-09T02:22:51.771+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aslı kayabal'/><title type='text'>İtalyan hapishanelerinde şüpheli ölümler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-VwzfwCsQcYQ/TheRFZo4-SI/AAAAAAAAAIg/M-Ff9tBEGLs/s1600/capitalism.gif"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 188px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-VwzfwCsQcYQ/TheRFZo4-SI/AAAAAAAAAIg/M-Ff9tBEGLs/s320/capitalism.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627125781390489890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Son on yılda İtalya’daki cezaevlerinde  1.700 kişi öldü. Bu ölümlerin  üçte biri intihar, Geçtiğimiz yıl uyuşturcu madde bulundurduğu  gerekçesiyle gözaltına alınan 30 yasındaki Romalı Stefano Cucchi’nin  şüpheli ölümü ve ailesinin isteğiyle açılan soruşturmada Cucchi’nin bir  deri bir kemik kalana günlerce aç  bırakıldığı ve cezaevi doktoru  tarafından gerekli sağlık kontrollerinin yapılmadığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003  yılında Sughere cezaevinde doğal nedenlerle olduğu bildirilen 29  yasındaki Marcello Lonzi’nin de gerçekte cezaevinde dayak yediği  gerekçesiyle olduğu anlaşıldı. Oğlunun ölümünü şüpheli bulan anne  Lonzi’nin girişimiyle Livorno savcılğınca başlatılan soruşturmada  Marcello’nu hücrede dövüldüğü gerçeğini ortaya koydu. Livorno  savcılığının başlattığı yeni bir soruşturmada bir başka tutuklu ile  cezaevinde görevli üç polis memurunun Marcello Lonzi’yi döverek  öldürdukları  iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stefano ve Marcello gibi aynı  karanlık sonu paylaşan 44 yasındaki marangoz Aldo Bianzino da 14 ekim  2007’de hiçbir sağlık sorunu olmamasına karşın hapishaneye girişinden   iki gün sonra yaşama veda eden binlerce tutukludan bir başkası.  Varese  emniyet müdürlüğünde gözaltına alındıktan sonra hastanede ölen  Giuseppe  Uva’nın kaybı da  şüpheli ölümler listesinde yerini aldı. Ağabeyini  morgda gören kızkardeşinin çektiği fotoğraflarda Giuseppe’nin bedeninde  dövüldüğüne işaret eden morluklar saptanması bir başka soruşturmanın  konusu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan cezaevlerinde yaşanan ölüm olaylarına  eklenen son halka geçtiğimiz perşembe günü tutuklu bulunduğu Bari  cezaevinde intihar ederek yaşamına son verdiği ailesine bildirilen 22  yasındaki Carlo Satürno. Bari hastanesinin yoğun bakımında yaşama veda  eden Carlo’nun intiharını şüpheli bulan Bari savcılığı soruşturma açtı.  Hırsızlık suçlamasıyla tutuklanan Carlo’nun hücresinde bir çarşafla  kendini aştığı öne sürüldü. Anca savcılığın başlattığı soruşturmada  Carlo’nun intihara zorla sürüklenmiş olabileceği yönünde kanıtlar ortaya  çıktı. Bu nedenle Carlo’ya otopsi uygulanmasına karar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stefano,  Carlo, Marcello, Aldo gibi binlerce gencin şüpheli ölümü İtalyan  cezaevlerinde demir parmaklıklar ardında neler döndüğü sorusunu gündeme  getirdi. Demokrat Parti milletvekilleri Roberto della Seta ve Francesco  Ferrante Satürno’nun ölümünden hareketle İtalyan cezaevelerinde son  aylarda artan intiharları dikkate alarak kapsamlı bir soruşturma  başlattr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan cezaevleri patlama noktasında. Birçok  cezaevinin kapasitesi sayıları gitgide artan tutukluları barındırmaya  yeterli gelmediği için sorunlar yaşanıyor,. Ancak demir parmaklılar  ardında son on yılda 1.700 kişinin şüpheli  şekilde ölmesi, İtalya’daki  cezaevi gerçeğinin karanlık yüzüne işaret ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10.Nisan.2011, Pazar &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ASLI KAYABAL  &lt;/span&gt;                         &lt;div style="padding: 10px 0pt; font-weight: bold;"&gt;                                                     &lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.acikgazete.com/yazarlar/asli-kayabal/2011/04/10/italyan-cezaevlerinde-supheli-olumler.htm"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Açık Gazete&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-7351465293486172430?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/7351465293486172430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=7351465293486172430' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7351465293486172430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7351465293486172430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/italyan-hapishanelerinde-supheli.html' title='İtalyan hapishanelerinde şüpheli ölümler'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-VwzfwCsQcYQ/TheRFZo4-SI/AAAAAAAAAIg/M-Ff9tBEGLs/s72-c/capitalism.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-754745118632529429</id><published>2011-07-09T02:12:00.001+03:00</published><updated>2011-07-09T02:15:36.407+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><title type='text'>Düzce Hapishanesinde Eylem</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-0QMEGJT9CEs/ThePfYALmJI/AAAAAAAAAIY/_PjDCBgamjs/s1600/people_banners_circA_icons.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 249px; height: 234px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0QMEGJT9CEs/ThePfYALmJI/AAAAAAAAAIY/_PjDCBgamjs/s320/people_banners_circA_icons.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627124028604651666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Düzce B Tipi Kapalı Cezaevi'nde mahkumlar koğuşların arasında  topladıkları eşyayı ateşe verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzce B Tipi Kapalı Ceza İnfaz  Kurumu'nda bir mahkumun intihar ettiği ve bunun üzerine çıkan olaylara  müdahale sırasında bir infaz koruma memurunun yaralandığı bildirildi.    Alınan bilgiye göre, Fevzi Çakmak Mahallesi'nde bulunan B Tipi Kapalı  Ceza İnfaz Kurumu'nda psikolojik sorunları olduğu iddia edilen bir  mahkumun kendisi asarak yaşamına son vermesi üzerine bazı mahkumlar  koğuşlarındaki malzemeleri ateşe verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililerin haber  vermesi üzerine cezaevine gelen itfaiye ekipleri de alevlere müdahale  ederek yangını söndürdü. Bu sırada olaya müdahale etmeye çalışan infaz  koruma memurları ile mahkumlar arasında arbede çıktı. Yaşanan arbede  sonrası kolu kırıldığı öğrenilen bir infaz koruma memuru, Atatürk Devlet  Hastanesinde tedavi altına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay sonrası Düzce Emniyet  Müdürü Ali Gezer ve Belediye Başkanı İsmail Bayram ile birlikte  cezaevine gelen Vali Vasip Şahin, cezaevindeki incelemelerinin ardından  olayla ilgili detaylı bilginin Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz  tarafından verileceğini söyledi. Cumhuriyet Başsavcısı Solmaz ise olayın  kontrol altına alındığını ifade ederek, detaylı bilgiyi daha sonra  kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydetti. Başsavcısı Solmaz, gazetecilere  yaptığı açıklamanın ardından tekrar cezaevine girdi. (AA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:85%;" &gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;amp;ArticleID=1048651&amp;amp;Date=08.05.2011&amp;amp;CategoryID=77"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-754745118632529429?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/754745118632529429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=754745118632529429' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/754745118632529429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/754745118632529429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/duzce-hapishanesinde-eylem.html' title='Düzce Hapishanesinde Eylem'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-0QMEGJT9CEs/ThePfYALmJI/AAAAAAAAAIY/_PjDCBgamjs/s72-c/people_banners_circA_icons.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4767673151696663913</id><published>2011-07-09T01:57:00.004+03:00</published><updated>2011-07-09T02:09:01.853+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isyan'/><title type='text'>Venezuella'da Hapishane İsyanı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ItsuwskJ8oc/TheNp3YPtoI/AAAAAAAAAIQ/K_rFtBfZUKk/s1600/34117_405594197859_227273632859_4169824_2243882_n.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 226px; height: 230px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ItsuwskJ8oc/TheNp3YPtoI/AAAAAAAAAIQ/K_rFtBfZUKk/s320/34117_405594197859_227273632859_4169824_2243882_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627122009802520194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kuzey-Güney'ci ulusal solun gözbebeği Hugo Chavez'in başkanlığını yaptığı Venezuella'da El Rodeo Hapishanesi'nde gerçekleşen isyanda ve sonrasında  devletin gerçekleştirdiği operasyonda 20 kişi yaşamını yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:times new roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Resmi görevliler operasyon sonucu hapishanenin yüzde 70'ini kontrol  altına alındığını ancak yaklaşık bin 300 tutsağın teslim olmayı  reddettiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki sayısız hapishane operasyonundan da aşina olduğumuz üzere, Venezuella Kamu Düzeni Bakanı Nestor  Reverol, düzenlenen operasyon sonucu hapishanede çok sayıda tabanca,  tüfek, el bombası ve uyuşturucu bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkent Caracas'ın kırk kilometre batısında bulunan El Rodeo Hapishanesi'nde,  1999 yılında çıkan isyanda da yirmi yedi kişi hayatını kaybetmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca  hafta başında hükümet hapishane sisteminin daha 'insanileştirilmesi'  için bir bakanlık kurulacağını açıkladı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4767673151696663913?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4767673151696663913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4767673151696663913' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4767673151696663913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4767673151696663913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/venezuellada-hapishane-isyan.html' title='Venezuella&apos;da Hapishane İsyanı'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ItsuwskJ8oc/TheNp3YPtoI/AAAAAAAAAIQ/K_rFtBfZUKk/s72-c/34117_405594197859_227273632859_4169824_2243882_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-8583702961661011807</id><published>2011-07-05T21:34:00.002+03:00</published><updated>2011-07-05T21:39:40.347+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutsaklar'/><title type='text'>Bir 'F tipi' zulmü: Hasta mahkûma diyet yok</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-488sLbZWZdY/ThNaUOMEr1I/AAAAAAAAAII/2CGCfFpnbPU/s1600/fft5_mf757370.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 220px; height: 145px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-488sLbZWZdY/ThNaUOMEr1I/AAAAAAAAAII/2CGCfFpnbPU/s200/fft5_mf757370.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625939662968500050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şeker hastası hükümlü Ufuk Keskin cezaevi idaresine başvurmasına rağmen  bir yıldır diyet yemek hakkından yararlanamıyor. Bu ciddi sağlık  sorunlarına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 yılında Ufuk Keskin DSP Şişli İlçe Başkanlığı’nı basarak bekçi  Cumali Akkurt’un öldürülmesi olayıyla ilgili olarak ağırlaştırılmış  müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Keskin 12 yaşından bu yana Tip 1  şeker hastalığından mustarip. Bugün 35 yaşında olan Keskin günde 4 kez  iğne oluyor. Parmaktan aldığı kan ile de 4 kez kan şekerini ölçmek  zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Raynoud Sendromu adı verilen bir de dolaşım hastalığı bulunan  Keskin’in Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Araştırma ve Uygulama  Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu’ndan aldığı rapora göre özür durumuna  ilişkin vücut fonksiyon kaybı oranı yüzde 52. Tip 1 şekeri yüzünden katı  bir diyet uygulaması gereken Keskin, ayrıca günde 6-7 kez kanını ölçmek  için piyasada kan stik çubuğu adı verilen ölçüm aletine muhtaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak geçen yıl kaldığı Kandıra F Tipi Cezaevi’nden Bolu F Tipi  Cezaevi’ne sevk edilen Keskin’e bir yıldır ne diyet yemeği ne de kan  stik çubuğunu veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet uygulamadığı takdirde Keskin’i bekleyen sorunlar ise az değil:  “Kalp damar hastalıkları, böbrek sorunları, felç, ayak yaraları, duyu  kayıpları, sık enfeksiyonlar ve yara iyileşmesinde gecikme.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumuyla ilgili olarak cezaevi idaresine başvuran Keskin, ilk olumsuz  yanıtı Bolu F Tipi Cezaevi Müdürlüğü’nden aldı. Müdürlük “İaşe bedeli  karşılanmıyor” gerekçesiyle yiyecekleri vermedi. Keskin bunun üzerine  durumu mahkemeye taşıdı ancak Bolu Ağır Ceza Mahkemesi konuya  takipsizlik kararı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevi suskun&lt;br /&gt;Keskin’in Adalet Bakanlığı’na başvurması üzerine ise 27 Mayıs 2011’de  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Güler diyet yemeği ve  ilaçların karşılanmasını Bolu Savcılığı’ndan yazılı bir şekilde istedi.  Bu yazıya karşın Keskin, halen ne diyetine ne de kan stik çubuğu olarak  geçen ölçüm aletine kavuşabilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle Radikal’e mektup yazan Keskin, “Yaşamak için bu diyet  yemeğine ihtiyacım var” diyor. Bolu F Tipi Cezaevi yetkilileri ise  konuyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığın yazısı bile işe yaramadı&lt;br /&gt;Uğur Keskin’in diyet yemeği için başvurduğu Ceza ve Tevkifevleri Genel  Müdür Yardımcısı Cengiz Güler, 27 mayıs 2011’de Bolu Savcılığı’na  gönderdiği yazıda şunları belirtmişti: ‘...Hükümlü ve Tutuklular ile  Ceza İnfaz Kurumu Personeli İaşe Yönetmeliği başta olmak üzere hükümlü  tutukluların beslenmeleri ile ilgili yasal mevzuata uygun davranılması  ile adı geçen hükümlü ve kurumda bulunan diğer hasta hükümlü ve  tutuklulara kurum hekiminin belirleyeceği besinlerin bütçe imkânları da  değerlendirilerek tıbbi gereklilik ve mevzuata uygun olarak verilmesi  hususunda bilgi ve gereğini rica ederim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;amp;Date=&amp;amp;ArticleID=1055134&amp;amp;CategoryID=77"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-8583702961661011807?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/8583702961661011807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=8583702961661011807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8583702961661011807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8583702961661011807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2011/07/bir-f-tipi-zulmu-hasta-mahkuma-diyet.html' title='Bir &apos;F tipi&apos; zulmü: Hasta mahkûma diyet yok'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-488sLbZWZdY/ThNaUOMEr1I/AAAAAAAAAII/2CGCfFpnbPU/s72-c/fft5_mf757370.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2116908815390369802</id><published>2009-11-08T12:30:00.002+02:00</published><updated>2009-11-08T12:41:01.071+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıldırım türker'/><title type='text'>Güler Zere'ler ölmesin!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_VDiyen0DRRE/Sn1czbYaLlI/AAAAAAAAB1I/NoShbCJeWEw/s400/GulerZere-Balcali20090807-4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 278px; height: 371px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_VDiyen0DRRE/Sn1czbYaLlI/AAAAAAAAB1I/NoShbCJeWEw/s400/GulerZere-Balcali20090807-4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen yıl gene umursamazlığımızın yapış yapış temmuz ayında, hapishanelerde ölmeye yatmış tutuklu ve hükümlüleri yazmıştım. Kaldırmaya bir türlü mecalimiz yetmeyen.&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bu memlekette bir yakını, bir tanışı cezaevinde yatmayan, yatmamış kimse var mıdır, bilmiyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Varsa da bu durumun doğal olmadığını kendilerine hatırlatmak isterim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Dolayısıyla cezaevleri koşullarının insan olana verdiği dehşet hissinden korunabilmenin, kendinden vazgeçmişlikle ilintilendirilebileceğine inanıyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;İradesi üstünde durmadan tepinilmiş insanların halk pozu verip durdukları memleketimizde hayata, hayati olana yönelik kayıtsızlık ürkütücü boyutlarda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Ergenekon paşalarının tez zamanda kendilerine özel hastanelere sevk edilerek pek çürük çıktıklarını biliyoruz. Tahliye edildiler. Ne güzel. Ağır hasta insanların cezaevi koşullarında iyileşebilmeleri imkânsız çünkü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Ama bir de geride kalanlar var. Kendilerine özel hastaneleri olmayan. Arkalarını bir kuruma dayamamış olanlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bir kez cezaevine girdiler mi onlardan toptan vazgeçmemiz gerekiyor, öyle mi? “Öyle yağma yok!” diye bağırmadığımız takdirde hücrelerde-koğuşlarda birer birer tükenecekler.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Ölümcül hastalıkların pençesinde berbat koşullar altında acıdan kıvranarak yaşamaya zorlananlardan biri de Güler Zere. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bir iki gün önce Mavioğlu gazetemizde yazmıştı: “Ağıziçi ve boynundaki kanserli tümörler nedeniyle damağı alınan ve tedavisinin cezaevi koşullarında mümkün olmadığı Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı’nın raporuyla belirlenen Güler Zere’nin cezasının ertelenmesi başvurusunun hasıraltı edildiği iddia edildi. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi adına Elbistan Başsavcılığı’na dilekçeyle başvuran avukat Taylan Tanay, Elbistan Cumhuriyet Savcısı Orhan Irmak’ı Zere’nin cezasının ertelenmesi yönündeki başvurusunu işleme koymayarak ‘Kasten adam öldürmeye teşebbüs etmek’le suçladı.”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Güler Zere, 37 yaşında. 14 yıldır tutuklu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Malatya 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce verilen 34 yıllık hapis cezasının infazını çekmek üzere Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeyken kanser hastalığına yakalandı. Hastalığının teşhis ve ilk tedavisi Çukurova Üniversitesi Balcalı Araştırma Hastanesi’nde yapıldı. Oradan Adana Karataş Kadın Cezaevi’ne sevk edildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Avukatları, Zere’nin tedavisinin cezaevi koşullarında sürdürülemeyeceğini belirterek 12 Mart 2009’da Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdular. Başvuruda, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 16. maddesi uyarınca Zere’nin cezasının ertelenmesini istediler.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Söz konusu maddeye göre, tıbben tedavisine olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürebilecek hastalık durumlarında cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazı, hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bıraktırılması gerekiyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:9pt;"  &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, bu talep üzerine Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor istedi. 22 Haziran 2009’da hazırlanan rapor şöyleydi:&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;“Evre 4 malign oral kavite karsinomu nedeniyle ağır özürlü sayıldığı yaşamının ağır risk altında olduğu, şahsın bir başkasının bakım ve gözetimine muhtaç olduğu, radyoterapi de içerecek yoğun ve ağır bir tedavi gerekebileceğinden bu koşulların sağlanabileceği bir sağlık kuruluşunda tedavi ihtiyacı olduğu cezaevi koşullarında bu bakım ve tedavinin sağlıklı olarak yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, belirtilen nedenlerle iyileşinceye kadar hapis cezası infazının ertelenmesinin uygun olacağı...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bu raporun aynı gün Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiş olmasına rağmen Zere hâlâ serbest bırakılmadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bu arada Adana Cumhuriyet Başsavcılığı boş durmadı elbet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;‘Zere’nin durumunu ortaya koyan dosyanın Elbistan’da olduğu için başvurunun Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılması gerektiği’ yönünde itirazda bulundu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Avukatlar aynı gün Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’na faks dilekçe ile başvurdu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Lâkin Elbistan’dan ses soluk yok. Başvurunun akıbeti ile ilgili olarak avukat Tanay, suç duyurusunda bulundu. Bu başvurunun kaybolmuş ya da kaybedilmiş olduğunu iddia ediyor. Yani kasıt olduğunu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Zere’nin sağlık durumuyla ilgili beş ayrı rapor var. Zere’nin “ağır özürlü” olduğunu belirten. Ama şimdinin moda terimiyle ‘rövanşist’ devletin şanlı bir neferi olan Elbistan Cumhuriyet Savcısı Orhan Irmak onu&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;28 saatlik bir yolculukla İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk ediyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Zere’nin avukatı Tanay da savcıyı ilk başvuruyu kasten göz ardı etmekle suçluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Cezaevlerinde sağlık&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Siirt E Tipi Cezaevi’nde geçen sene, gene temmuz ayında Ali Çekin, tedavisi engellendiği için hayatını kaybetmişti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;İnsan Hakları Derneği’nin 2008 raporundan cezaevlerinde sağlık sorunları açısından gelen şikâyetlerin dökümünü özetleyerek veriyorum: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevlerinde ölüm aşamasında olan hasta mahpusların tedavilerinin yapılmadığı, yetkili makamların bu mahpusları ölüme terk ettiği,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevlerinde yatalak vaziyette olan ve kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bu insanların hastanelerde bakımının yapılması önünde engeller çıkarıldığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevi yetkilileri ve özellikle jandarmanın, ciddi sağlık sorunu olan kişileri hastanelerde mahkûm koğuşları olmamasını gerekçe göstererek tedavi ettirmediği,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevlerinde yeterli sayıda doktor kadrosu olmaması ve bu gerekçeyle sağlık sorunları olan mahpusların tedavilerinin zamanında yapılamadığı, doktorun cezaevine geleceği gününü beklemesinin söylendiği,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevlerinde geceleri doktor bulunmamasından dolayı mahpusların rahatsızlıklarında jandarmanın hastaneye götürmede sorun çıkardığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevi doktorunun çoğu hastalıkları psikolojik kabul ettiği ve hastaneye sevkte zorluk çıkardığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Hastaneye sevkte jandarmanın özellikle doktor kabulünde kelepçeyi çıkarmadığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Mahpusların tedavisini yapan doktorun kelepçeli tedaviyi kabul etmesi icin mahpusa baskı uygulandığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Özellikle kadın mahpusların jinekolojik tedavileri yapılırken jandarmanın odadan çıkarılmadığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevindeki sağlık memurunun gece kalmamasından kaynaklı ilaç vermede sorun yaşandığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevi doktoru tarafından verilen ilaçların çoğunlukla ağrı kesici olduğu ve yeterince kendileriyle ilgilenilmediği,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Hastaneye ameliyat ve fizik tedavi için götürülen hastalara bilgi verilmeden yeniden cezaevine getirildikleri,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Uzun süreli cezaevinde bulunan mahpuslarda cezaevinin ve odaların fiziki yapısından kaynaklı görme ve duyma, mesafe algılamada ciddi rahatsızlıkların başladığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Mahpusların sağlık sorunları gerekçesiyle verilen rejim yemeklerinin rejim yemeği olmadığı sadece diğer mahpuslara verilen yemeklerin salçasız şekilde getirildiği,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Cezaevinde yaşanan ölüm olayında cezaevi doktoru ve cezaevi yetkililerinin çelişkili ölüm beyanları verdikleri,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Yasamsal sorunu olan hastaların tam teşekküllü hastanelerin bulunduğu illere sevkinin yapılmadığı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Yatalak durumda olan hastaların hastaneye sevk edilişinde uygun olmayan cezaevi ring araçları ile götürüldüğü,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;* Yaralı olarak cezaevine getirilen mahpusların tedavilerinin yapılamadan hücreye konulduklarını biliyor muydunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Resmi kurum ve yetkililer, mahpusların yeterli düzeyde sağlıklı yaşam koşullarına ve tıbbi bakıma erişimini sağlamakla yükümlüdür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Uluslararası standartlar, cezaevinde sağlanan tıbbi bakım hizmetinin, cezaevi dışındaki olanaklarla eşit olması düsturu üstüne oluşturulmuştur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Komitesi’ne göre; “Cezaevlerine gelişlerinde hükümlülere, sağlık bakım hizmetinin varlığı ve işleyişi hakkında bilgi veren ve hijyenle ilgili temel önlemleri hatırlatan bir kitapçık veya broşür verilmesi faydalı olacaktır”.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Komite, ayrıca “Tutukluların gözetim altında bulundukları süre boyunca, tutukluluk sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora erişim haklarının bulunması gereklidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Sağlık hizmetleri, doktora danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde düzenlenmelidir.” diyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Bizim de haykırmamız gerek. Cezaevlerinde can çekişen insanlarımızı tahliye edin! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Onların yaşam hakkını gasp etmeyin! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:85%;"  &gt;Onlar sandığınız kadar kimsesiz değil, bunu da iyi bilin!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yıldırım Türker &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:100%;" &gt;13 Temmuz 2009 - Radikal&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: justify; line-height: 15pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:9pt;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2116908815390369802?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2116908815390369802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2116908815390369802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2116908815390369802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2116908815390369802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/11/guler-zereler-olmesin.html' title='Güler Zere&apos;ler ölmesin!'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_VDiyen0DRRE/Sn1czbYaLlI/AAAAAAAAB1I/NoShbCJeWEw/s72-c/GulerZere-Balcali20090807-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-1189205640104758849</id><published>2009-11-08T12:10:00.003+02:00</published><updated>2009-11-08T12:17:12.034+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşar çabuklu'/><title type='text'>Kapatılma ve İktidar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SvaaaO_vsYI/AAAAAAAAAHs/buACwuAt0Y8/s1600-h/fists_ane_1238790447.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 287px; height: 303px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SvaaaO_vsYI/AAAAAAAAAHs/buACwuAt0Y8/s400/fists_ane_1238790447.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401674578570228098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir cezalandırma biçimi olarak düzenli kapatma uygulaması ve hapishane sistemi esas olarak on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda ortaya çıkar. Daha önceki monarşiler sert ve baskıcı niteliklerine rağmen toplum üzerinde yaygın bir kontrol sağlayamamıştır. Birtakım yasalar vardır ama bunlar ne keyfi krallık yönetimi ne de halk tarafından umursanır. Öte yandan gümrük, ticaret vb. konularda yasaları ihlal eden burjuvazi, vergi kaçıran köylülere karşı hoşgörüyle yaklaşır. Suçlular genellikle adaletten kaçar, ancak yakalandıklarında da konulacakları bir hapishane yoktur. Aynı şekilde deliler de toplum içinde serbestçe dolaşırlar, on dokuzuncu yüzyılda kurulacak olan akıl hastaneleri gibi yerlere kapatılmamaktadırlar henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On sekizinci yüzyıl sonu ve on dokuzuncu yüzyılda kapitalizmin gelişmesiyle birlikte toprağa bağlı nüfus kentlere göçüp fabrikalarda çalışmaya başlar. İşgücünün serbest dolaşımına eşlik eden sosyal ve politik hareketlilik burjuvaziyi ürkütür. Burjuvazinin mülkiyetindeki üretim araçlarının, makinaların proleter sınıfın elinin altında olması toplumun denetim altına alınmasını gerekli kılar. Köyden gelip fabrika disiplinine alışamayan, işten kaytaran işçilerin disipline edilmesi, eğitilmesi, üretim aygıtına sıkı bir şekilde bağlanması, düzenli, hiyerarşik, otoriter bir şekilde işleyen fabrika içine kapatılması gerekir. Aynı disipliner süreç içinde öğrenciler yeni kurulan okullara, askerler kışlalara, deliler akıl hastanelerine, suçlular hapishanelere kapatılır. On dokuzuncu yüzyılda hapis, cezalandırmanın genel bir biçimi haline gelir. Eski toplumda olağan sayılan gezginlik, serserilik, göçebelik burjuva iktidarınca hoş görülmez. Her vatandaşın sürekli olarak oturduğu sabit bir ikametgâhı ve düzenli bir işi olması toplumsal denetimin önemli bir koşulu haline gelir. Evlere numara verilir, toplumun yaşamı idari ve polisiye olarak kayıt altına alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizmden önce kanunsuzluk ve suçluluk toplumsal hayatın hoş görülen boyutlarıydı. Neredeyse herkes bir ölçüde yasadışı bir hayat sürmekteydi. Suçluyu toplumsal sözleşmeyi bozan bir iç düşman olarak gören anlayış burjuva toplumuyla ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşıma göre suçlu, toplum dışı bir yaşam süren kişidir ve bu haliyle bir toplum üyesi, bir yurttaş olarak kabul edilemez. Toplumu bu tür kişilere karşı korumak için cezalandırılmaları, hapsedilmeleri gerekir. Burjuva toplumunda hapis, suçluları, dış dünyadan, toplumdan izole etmenin bir aracıdır. Hapis cezası "eşitlikçidir" çünkü bireyi "özgür zamandan" yani "vakit nakittir" anlamında bir zamandan yoksun bırakır. İşlenen suça bağlı olarak hapis cezasının süresi hesaplanır. Bazı hapis cezalarının paraya çevrilebilmesi para ve zamanın kapitalizmde nesnel ölçütler haline geldiğinin bir göstergesidir. Aynı zaman ölçütü emek sürecinde, işgücünün karşılığı hesaplanırken de gündeme gelir. Emek zamanının karşılığı ücretse, ceza zamanının karşılığı hapistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizmin tarihi nesnel, herkese uygulanabilir evrensel doğruların, kuralların oluşturulmasının tarihidir. Hapis cezasının ölçülebilmesi nasıl nesnel bir zaman ve hukuk anlayışının oluşmuş olmasını gerektiriyorsa "normalliğin", "sağlıklılığın" ölçülebilmesi de nesnel bir hakikat düşüncesini, bilim ve aklın yasaları tarafından onaylanan evrensel doğruları gerekli kılar. Tıp bilimi anormal, sapkın olarak tanımladıklarına akıl hastanesinin yolunu gösterirken, hukuk bilimi de suçlu addettiklerine hapishanenin yolunu gösterir. Aydınlanmanın, ilerlemenin özgürlükçü olduğunu iddia eden sosyalist varsayımların aksine hapishane ve ceza ekonomisi Aydınlanmanın, bilimciliğin, rasyonalizmin doğal sonucudur. Nesnel hakikat düşüncesinin iktidar olduğu her yerde hapishane vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dokuzuncu yüzyıl kapitalizmi toplumun büyük ölçekli, merkezi, hiyerarşik, otoriter kurumlar içine kapatılarak denetlenmesini beraberinde getirmiştir. Bu denetim kaba ve disiplinerdir. Toplumu hareketlilik aracılığıyla değil, hareketsizleştirerek, kapatarak kontrol etmeyi hedefler. Aynı sistem kadını da baskı altına alarak aile yapısı içine hapseder. Cinsellik de yasakçı bir zihniyetle kapalı kapıların ardına itilir. On dokuzuncu yüzyılda toplumsallaşma; bedenlerin denetimi, gözetimi, bükülmesi ve kırılması pahasına gerçekleşmiştir. Bu yüzyıl vücutlar üzerinde uygulanan bir siyasal fizik veya toplumsal ortopedi süreci olarak tanımlanabilir. Kapitalist üretim ilişkilerinin toplum yaşamı üzerinde yarattığı tahripkâr sonuçların devlet tarafından denetlenme çabası bir dışlama mekanizmasını gerekli kılar. Suçlular toplumdan tecrit edilir, hapsedilir. Hapishaneden çıkanın toplum içine yeniden kabulü çok zordur. Öte yandan toplumda suçluluğa karşı duyulan korku iktidarın, polisin halk üzerindeki denetiminin artmasına zemin hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizmde yasallığın, yazılı hukukun kural olduğu, yasadışılığın arızi veya tesadüfi olduğu düşüncesi bir yanılgıdır. Kapitalizm nasıl sadece rasyonel bir sistem değil aynı zamanda irrasyonel bir sistemse, aynı şekilde hem legaliteyi hem de illegaliteyi içinde barındırır. "Yasal boşluklar" denilen şey aslında sistemin illegaliteye olan ihtiyacının açık bir göstergesidir. Yasal olmamasına rağmen uyuşturucu, kadın ve silah ticaretine göz yumulur ve oluşan rant mafya ve iktidar grupları arasında paylaşılır. Öte yandan düzen karşıtlarına karşı uygulanan cezalar, sistemin içinde kalarak yolsuzluk yapanlara oranla daha ağırdır. İktidar gizli servis faaliyetleriyle, olağanüstü hal uygulamalarıyla hukuk sisteminin kısıtlamalarından kurtulma imkânını her zaman elinde tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı'da İkinci Dünya Savaşı'na kadar süren dönem bir kapatılma dönemiydi. 1960'lardan itibaren bu kez bir "açılmaya" tanık oluyoruz. On dokuzuncu yüzyıldan farklı olarak işçiler büyük üretim içinde çok uzun saatler kapatılmıyorlar. Büyük üretim yerini periferilere kaydırılan esnek, küçük ölçekli üretime bırakıyor. Çalışma saatleri azalıyor ve esnek hale geliyor. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler sonucu iş eve taşınabiliyor. Eskiden toplumsal şekillendirmenin önemli bir aracı olan büyük ordu, yerini profesyonel, küçük ordulara bırakıyor. Kadının aile içine kapatılması son buluyor, kadınlar iş hayatına ve sosyal hayata aktif bir şekilde katılıyor. Eğitim de eski katı, disipliner yapısından uzaklaşarak daha esnek hale geliyor. Akıl hastaneleri hâlâ var ama hastane dışı terapi gündelik hayatın sık rastlanan bir unsuru haline geliyor. Deyim yerindeyse, postmodern toplum düşük yoğunluklu bir terapi altında yaşıyor. Hapishanelere gelince, en az yumuşama bu alanda görülüyor. Sistemin asimile edemediği, toplumun marjında yaşayan "suçlu" bir kesimin tehdit edici varlığı hapishanelerin "açılmasını" engelliyor. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşlarının girişimleri sonucu hapishanelerdeki koşullarda bazı iyileşmeler sağlanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskinin kapatmacı kurumları postmodern toplumda yumuşasalar da, toplumsal denetime yönelik işlevleri değişmeden sürüyor. Öte yandan yeni sistem, toplumu kapatıp hareketsiz bırakarak denetlemek yerine, onu açık alana, hareketin, hızın, tüketimin alanına sürerek denetlemeyi amaçlıyor. Kapatma yerine toplumu kuşatan ağ yapı içine dahil ederek gerçekleştirilen bir kontrol söz konusu burada. Şeffaflığı şiar edinen postmodern toplum, kapalı olanı, görünmeyeni vitrine çıkararak tüketimin bir parçası haline getiriyor. Özdenetimi yüksek, eğitilmiş bir tüketiciler kitlesi, hayatlarının dışında bulunan merkezi-bürokratik bir iktidarın zorunlu kapatması altında yaşayan "tekinsiz" bir halka göre sisteme daha çok güven veriyor. Yeni düzen kitleleri tüketim alanına birbirlerinden yalıtılmış bireyler olarak çekiyor. Görünürdeki bu iletişimsiz açılmaya, evlerinde televizyon izleyen yüz milyonlarca bireyin gönüllü, iletişimsiz kapanması eşlik ediyor. Postmodern iktidar, düzenli tüketici/yurttaş yapamadıklarını dışlıyor; onları gözden ırak gettolarda, varoşlarda yaşamaya mahkûm ediyor. Sistemin gündelik işleyişi açısından tehlike oluşturanları ise hapishanelere dolduruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Yaşar Çabuklu&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Özgürlükçü Düşüncenin Peşinde&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; "Kapatılma ve İktidar", s. 9-12&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-1189205640104758849?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/1189205640104758849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=1189205640104758849' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1189205640104758849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1189205640104758849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/11/kapatlma-ve-iktidar.html' title='Kapatılma ve İktidar'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SvaaaO_vsYI/AAAAAAAAAHs/buACwuAt0Y8/s72-c/fists_ane_1238790447.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-92017697761224454</id><published>2009-03-16T02:32:00.003+02:00</published><updated>2009-03-16T02:47:52.906+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='direniş'/><title type='text'>Kırıklar'da Süresiz Açlık Grevi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sb2ho62ZFTI/AAAAAAAAAHk/tnpKIQ3WJOk/s1600-h/456px-BlackFlagSymbol.svg.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 182px; height: 182px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sb2ho62ZFTI/AAAAAAAAAHk/tnpKIQ3WJOk/s400/456px-BlackFlagSymbol.svg.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313580859731285298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İzmir'de Kırıklar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi'nde bulunan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Misbah Aktaş&lt;/span&gt; isimli adli tutsak, maruz kaldığı keyfi uygulamalar ve hak gasplarının sona erdirilmesi talebiyle süresiz açlık grevine başladığını duyurdu.    &lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Misbah Aktaş&lt;/span&gt; daha önce de  (9 Eylül- 28 Ekim 2008 tarihleri arasında) açlık grevi yapmış ve hapishane yetkililerinin “durumunun iyileştirileceği” sözü üzerine 50. gününde açlık grevine son vermişti. Ancak verilen sözlerin yerine getirilmesi bir yana hapishanede hak gasplarının daha da artması üzerine; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Misbah Aktaş&lt;/span&gt;'ın, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İşkence, kötü muamele ve hak ihlallerine son verilmesi, sohbet hakkının kullandırılması, ziyaretçilerine yönelik keyfi ve rahatsız edici uygulamalara son verilmesi, ziyaret günlerinin değiştirilmesi&lt;/span&gt; talepleriyle 12 Mart'ta süresiz açlık grevine başladığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-92017697761224454?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/92017697761224454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=92017697761224454' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/92017697761224454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/92017697761224454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/03/krklarda-suresiz-aclk-grevi.html' title='Kırıklar&apos;da Süresiz Açlık Grevi...'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sb2ho62ZFTI/AAAAAAAAAHk/tnpKIQ3WJOk/s72-c/456px-BlackFlagSymbol.svg.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2180650751563806095</id><published>2009-03-15T01:37:00.003+02:00</published><updated>2009-03-15T01:40:37.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutsaklar'/><title type='text'>Tutsaklardan mektup var...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sbw_9tw7GSI/AAAAAAAAAHc/y781jPefkgE/s1600-h/aggac.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 303px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sbw_9tw7GSI/AAAAAAAAAHc/y781jPefkgE/s400/aggac.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313191989879707938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Belki az çok tanıyorsunuz, belki de hiçbir fikriniz yok. Belki de yaşamınızın bir döneminde bizlerle kesişti yollarınız, belki bir arkadaşınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz bizleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu mektupta asıl yazacaklarımıza geçmeden önce bir de biz kısaca tanıtalım kendimizi. Kimimiz on sekizindeyiz, kimimiz elli yaşını geçtik. Kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isçi, memur; kimimiz öğrenci, işportacı, esnafız.&lt;br /&gt;Neden burada yattığımızı da, neden hapishanede olduğumuzu, 'suç'umuzu da bilmek hakkınız. Kimimizse 'Hapishanelerde Neler Oluyor? Bilmek Hakkınız!' kampanyası çerçevesinde tutsakların yaygın olarak çeşitli kişi ve kurumlara gönderdiği mektupta, bir çağrıda bulunuluyor&lt;br /&gt;Bu mektup Tekirdağ F tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında örgütlendik; kimimiz gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terörüne, baskısına, hukuksuzluğuna karşı boyun eğmedik, karşı koyduk. Ancak hepimiz, IMF'nin, Dünya Bankasının sömürü politikalarına, AB'nin ve ABD'nin kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara karşı çıktık. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için mücadele ettik. Sonuçta buradayız.&lt;br /&gt;Asil konumuza gelelim. F tiplerini ne kadar biliyorsunuz? Tecrit işkencesi nedir, hiç duydunuz mu? Bilmiyoruz. Ama Almanya'daki Nazi kamplarını duymuşsunuzdur. Ya da bugünün dünyasında ABD'nin Guantanamo'daki hapishanesini veya Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesi'ni mutlaka duymuş olmalısınız. Iste ülkemizdeki F tiplerinin de o Nazi kamplarından, Guantanamo ve Ebu Gureyb'lerden farkı yoktur.&lt;br /&gt;Türkiye'deki F tipleri 19 Aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak, kurşunlanarak öldürüldüğü, yüzlercesinin yaralandığı 'Hayata Dönüş' operasyonunun ardından açıldı. F tiplerindeki uygulamalar söyle:&lt;br /&gt;- F tiplerine gelen herkes daha önce elle ve elektronik cihazlarla defalarca aramadan geçirilmesine rağmen girişte atlet ve külotunuz da üzerinizde kalmayacak şekilde çırılçıplak soyulur. Dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.&lt;br /&gt;- Hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden çıkmadan gidişte BES, dönüşte BES kez olmak üzere tam ON kez aramadan geçirilirsiniz.&lt;br /&gt;- Kaldığınız hücreler TEK ya da ÜÇ kişiliktir. Tek kalıyorsanız hiç kimseyle, üç kişi kalıyorsanız yanınızdaki IKI KISI dışında -gardiyanlar hariç- kimseyle konuşamaz, kimsenin yüzünü bile göremezsiniz. Hastane ve mahkemelere götürülürken bile hücrelere bölünmüş araçlarla götürülürsünüz.&lt;br /&gt;- Mahkemeye sunacağınız el yazısı savunmanız önce hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. Gardiyanlar tarafından 'sakıncalı' bulunmaz ve 'olur' denilirse dilekçenizi mahkemeye ulaştırabilirsiniz. Yoksa el konulur.&lt;br /&gt;-Avukatınızla görüşmeye giderken yanınıza kağıt kalem almanız yasaktır.&lt;br /&gt;Hücrenizden en fazla elli adim uzaklıktaki avukat görüsüne giderken, gidiş ve dönüşte tam üç kez aranırsınız.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;- Bir haksızlığa uğradığınızda verdiğiniz dilekçenin akıbetini bilemezsiniz. İşleme konulup konulmadığını öğrenmek için bile dilekçe üstüne dilekçe yazmak zorundasınız. (Ek bilgi; dört yıldır F tiplerinden verilen on binlerce suç duyurusu dilekçelerine rağmen ne uygulamalar değişmiştir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir görevli cezalandırılmıştır. Keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekçelerimiz gibi.&lt;br /&gt;- Acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire çıkmak isteyip de 'doktor çarsıda', 'doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti' cevaplarıyla doktor yüzü görmeden ölenler veya bizzat 'doktor' tarafından hastaların kovulması F tiplerinin 'sıradan' olaylarıdır.&lt;br /&gt;F tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. Hem de sayfalarca. Ama gerek yok. Sanırız aktardığımız bu birkaç madde bile yeterince anlatıyor tecriti.&lt;br /&gt;Ve simdi yeni Ceza İnfaz Kanunu (CIK) ile bütün bu yasadıklarımız, maruz kaldığımız tecrit işkencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gömülmek istemiyoruz.&lt;br /&gt;Yeni CIK'in tek bir maddesi değil, bastan sona bütün maddeleri incelendiğinde tecrit işkencesinin, hukuksuzluğunun yasal uygulamalar haline getirildiği görülecektir. Bu mektubu, bilmediğiniz, duymadığınız ya da şimdiye kadar da yanlış bilgilendirildiğiniz F tipleri, tecrit ve Yeni CIK konusunda GERÇEKLERI bir de bizden öğrenin diye yazdık. Ama sadece bu gerçekleri bilesiniz, öğrenesiniz diye değil. Bu gerçekleri başkalarına da aktarmanızı istiyoruz. F tiplerindeki tecrite ve bu tecriti yasal bir uygulama haline getirecek olan yeni CIK'e karşı çıkmanızı istiyoruz.&lt;br /&gt;İsterseniz önce dile getirdiğimiz bu gerçekleri araştırın, soruşturun; biz burada söylediğimiz her cümleyi dilerseniz belgelerle, tanıklarla kanıtlayabiliriz. Bize yazmanız, sormanız yeterli. Ancak bu söylediklerimizin gerçek olduğuna inanır, ikna olursanız bir sorumluluk da yüklenmiş olacaksınız. Her şeyden önce vicdanen, adalet duygunuza karşı bir sorumluluktur bu. Kendinize karşı duyduğunuz ya da duyulmasını istediğiniz saygının zedelenmemesi için bu sorumluluğu yerine getirmelisiniz. 'Bana ne' dediğinizde bilin ki, en basta insanlığınızdan bir şeyler kaybetmiş olacaksınız. Biliyoruz, belki ağır bir itham oldu ama ne yazık ki böyle olacaktır. Düşünün Ve unutmayın, 20 Ekim 2000'de F tipleri ve tecrite karşı başlatılan ölüm orucunda şimdiye kadar 123 insan öldü. 600'den fazla insan sakat kaldı. Belki ilk defa duydunuz, belki de görmek, duymak istemediğiniz bu gerçekle bir kez daha karsılaşmış oldunuz bu satırlarla.&lt;br /&gt;Sonuç olarak istesek de istemesek de, bir direniş yöntemi olarak doğru ya da yanlış da bulsanız, ölümlerin yaşandığı bir GERÇEK'TİR. Ve bilirsiniz ki, kimse durduk yerde ölmez, ölemez. Tecrit denilen politikanın nasıl bir şey olduğunu anlamanız için hatırlatmak istedik bunu da.BU MEKTUBUMUZLA BIR ZINCIR OLUSTURMAK ISTIYORUZ. Tecrit denilen karanlık kuyuda boğulmak istenenleri boğdurmamak için uzatılan bir zincir olsun, bu zinciri oluşturmak için; Mektubumuzun fotokopilerini çekerek tanıdıklarınıza, eşinize dostunuza postalayabilirsiniz; mektubumuzu internet ortamında dağıtabilirsiniz; sendikacıysanız ya da bir dernekteyseniz panonuza asabilirsiniz; gazeteciyseniz kösenizde yer verebilirsiniz, haber yaptırabilirsiniz; ev kadınıysanız misafirlerinize okutabilirsiniz; esnafsanız işyerinize asabilirsiniz; milletvekiliyseniz meclis kürsüsünden okuyabilirsiniz; bu mektubu bir gazete ya da dergide okuduysanız küpürü kesip cüzdanınıza koyup yakınlarınıza okutabilirsiniz. Kısacası sözlü ya da bu haliyle yazılı olarak elden ele, kulaktan kulağa BIR ZINCIR OLUP ulaşmalı bu gerçekler.&lt;br /&gt;İnsan düşüncesinin başka ve zorla yok edilmesine karşıysanız, işkenceye, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşıysanız, insanın sadece mezarda yalnız kalabileceğine inanıyorsanız ve TECRIT denilen bu silahın bir gün size de yönelmesini istemiyorsanız BU ZINCIRE BIR HALKA DA SIZ EKLEYIN! F tiplerinde tecritin kaldırıldığı, ölümlerin durdurulduğu günlerde görüşmek umuduyla hoşcakalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;TEKİRDAĞ F TİPİ HAPISHANESİ'NDEN DEVRİMCI TUTSAKLAR&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2180650751563806095?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2180650751563806095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2180650751563806095' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2180650751563806095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2180650751563806095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/03/tutsaklardan-mektup-var.html' title='Tutsaklardan mektup var...'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sbw_9tw7GSI/AAAAAAAAAHc/y781jPefkgE/s72-c/aggac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-9197641560510430263</id><published>2009-03-02T17:42:00.005+02:00</published><updated>2009-03-02T17:47:56.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sav-fcypoYI/AAAAAAAAAHU/PkgtAWxjwrc/s1600-h/hunger-poster-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sav-fcypoYI/AAAAAAAAAHU/PkgtAWxjwrc/s400/hunger-poster-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308616402044297602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlık - Hunger 20 Mart 2009'da İstanbul, Ankara ve Diyarbakır'da gösterime giriyor. Yalınayak olarak Açlık filmini destekliyoruz...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Aclk/54424888302"&gt;http://www.facebook.com/pages/Aclk/54424888302&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-9197641560510430263?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/9197641560510430263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=9197641560510430263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9197641560510430263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9197641560510430263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/03/aclk-hunger-20-mart-2009da-stanbul.html' title=''/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/Sav-fcypoYI/AAAAAAAAAHU/PkgtAWxjwrc/s72-c/hunger-poster-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3534331246396718848</id><published>2009-01-30T01:53:00.004+02:00</published><updated>2009-01-30T02:07:17.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hak İhlali Raporları'/><title type='text'>Edirne F tipinde Kürtçe yasağı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SYJD_3Qmu8I/AAAAAAAAAHE/dwqR1TQQSm8/s1600-h/HPIM5929.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 243px; height: 165px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SYJD_3Qmu8I/AAAAAAAAAHE/dwqR1TQQSm8/s400/HPIM5929.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296870876185541570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;EDİRNE (29.01.2009)&lt;/span&gt;- Adalet Bakanı, “hapishanelerde sorun yok” diye dursun, keyfi uygulamalar ve hak gasplarına her gün bir yenisi daha ekleniyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edirne F Tipi Hapishanesi&lt;/span&gt;'nde tutsaklara Kürtçe konuşma yasağı uygulanıyor.  &lt;p&gt;“&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kürtçe konuşma yasağı yok&lt;/span&gt;” diyen Adalet Bakanı'nı yalayan Av. Asya Ülker, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edirne F tipi&lt;/span&gt;'nde Kürtçe konuşma yasağının uygulandığını belirtti. Ülker, hapishanedeki aramaların çok kötü şekilde yapıldığını, hücrede bulunan defter ve tutsakların yazılarına el konulduğunu kaydetti. 'İdeolojik görülen' yazılar nedeniyle tutsaklara sık sık keyfi disiplin cezaları verildiğini aktardı. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Av. Ülker, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edirne F Tipi Hapishanesi&lt;/span&gt;'nde aile ve avukat görüşlerinde, revire götürülmeleri esnasında, tutsakların rencide edici muamelelere maruz kaldıklarını, arama noktalarında kemerlerinin çıkarıldığını, fermuarlarının açtırıldığını ve bu uygulamanın iki aydır devam ettiğini söyledi. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ülker, tutsaklara hücrelerinden çıkarılmadan önce fermuarlı pantolon giymemeleri, bunun yerine eşofman giymeleri istendiğini ifade etti. Ülker, karşı çıkan tutsakların ise aile ve avukat görüşlerine çıkartılmadığını vurguladı.&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.atilim.org/haberler/2009/01/29/Edirne_F_tipinde_Kurtce_yasagi_var.html"&gt;Atılım &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3534331246396718848?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3534331246396718848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3534331246396718848' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3534331246396718848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3534331246396718848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/01/edirne-f-tipinde-kurtce-yasag.html' title='Edirne F tipinde Kürtçe yasağı'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SYJD_3Qmu8I/AAAAAAAAAHE/dwqR1TQQSm8/s72-c/HPIM5929.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-6498292402711130511</id><published>2009-01-25T04:45:00.006+02:00</published><updated>2009-01-25T04:59:31.947+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıldırım türker'/><title type='text'>Mapusane Mektubu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvVReofqpI/AAAAAAAAAG8/8nu9NA0Fjig/s1600-h/fixingbanner.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 182px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvVReofqpI/AAAAAAAAAG8/8nu9NA0Fjig/s400/fixingbanner.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295060283161553554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yakınınız düşmüşse size de geliyordur; ben sık sık mektup alırım cezaevlerinden.&lt;br /&gt;Yalnızca cezaevlerinden yola çıkılarak yazılabilir bu memleketin tarihi. Metris'in, Ulucanlar'ın, Diyarbakır Askeri Cezaevi'nin ve bütün cezaevlerinin tarihinde hayatımızı hücre cezasına çeviren karanlığın uğultusu en açık işitilir. Oralarda zulüm en çıplak haliyle yaşatılır.&lt;br /&gt;Mapusluk, bu toprakların zengin bir kültürel öğesidir. Sıla gibi. Gurbet gibi. Yerleşik bir adalet sisteminin ceza uygulamasından çok öte bir anlam iklimini barındırır. Halk edebiyatının bereketli bir motifi olmakla kalmaz. Şehirli orta sınıfın da, soğukkanlı bir mesafe kurmaktan aciz bırakıldığı bir durumdur. Çoluk çocuk dahil, bu topraklarda yaşayan kimse mapusluk öykülerine yabancı değildir. Toplumsal merdivenin en üst basamaklarında oturanlar dahi bir kader gibi mapus damlarından geçmiş, bu durumu iktidarın doğal aidatıymış gibi sineye çekmiştir. Hapis yatmak, öncelikle hayatın cilvesi, kader, tesadüf, kem talih gibi algılanır. İlk elde akla suçu getirmez. Kader kurbanları toplumu. Herkesin evinin bir köşesinde; süslü bir vitrinde duran ya da arabaların ön camında sallanan boncuktan kuş bibloları. Ceplerde çekirdek tespihler. Mapusanelerden el emeği göz nuru, hazin sabır eserleri.&lt;br /&gt;Orada yaşatılanlara kulak vermek zorundayız.&lt;br /&gt;Bugün sizinle Buca F Tipi Cezaevi'nden gelen bir mektubu paylaşmak istiyorum. Zana Mazak yazıyor. Biraz kısaltarak aktarıyorum:&lt;br /&gt;"Yaklaşık 11 yıldır cezaevindeyim... Yanlış hatırlamıyorsam 2002 yılından beri bahşedilen bir hakla haftada 10 dakika ailelerimizle telefonda konuşabiliyoruz. 1 Ekim 2006'ya kadar Kürtçe konuşanla Kürtçe, Türkçe konuşanla Türkçe konuştuk. Herhangi bir yasak veya sınırlamayla karşılaşmadık. Ancak her ne olduysa tam da 1 Ekim 2006 günü telefonda Kürtçe konuşmamız yasaklandı. Cezaevi yetkilileri ailelerimizle Kürtçe konuşabilmemiz için bir dilekçeyle Türkçe bilmeyen yani Kürtçe konuşanların isim ve adres-lerini bir dilekçeyle bildirmemizi istediler... Bu isteme cevabımızın ne olduğuna geçmeden önce bu mevzuatın yasal düzenlemelerini sizinle paylaşmak isterim...&lt;br /&gt;1 Haziran 1995'te yürürlüğe giren Ceza İnfaz Yasası'nın İnfazda Temel İlke başlıklı 2. maddesi, (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal koşulları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.&lt;br /&gt;(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.&lt;br /&gt;CİY Madde 66- (1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. (....)&lt;br /&gt;Dikkatinizi çektiği gibi temel ilke niteliğinde olan yasa maddesinde 'Dil, ırk, milliyet' ayrımı yapılamaz, 'aşağılayıcı, onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz' deniliyor. Telefon açma hakkımızı düzenleyen maddede her ne kadar 'tüzükte belirlenen esas ve usul' denilse de telefonda kullanılacak dile özel bir vurgu yok. Zira olsaydı temel ilke maddesi boşluğa düşecekti.&lt;br /&gt;Şimdi tüzük maddesine geleyim ve ondan sonra derdimizi izaha çalışayım.&lt;br /&gt;Madde-88) Telefon görüşmeleri Türkçe yapılır. Ancak hükümlünün Türkçe bilmemesi veya görüşeceğini bildirdiği yakınının mahallinde yaptırılacak araştırma ile Türkçe bilmediğinin tespit edilmesi halinde konuşmanın yapılmasına izin verilir ve konuşma kayda alınır. (....) (20.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Cezaevi İç Tüzüğü Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük)&lt;br /&gt;Benim/bizim bildiğim(iz),&lt;br /&gt;yasa hükümleri tüzük hükümlerinden üstündür.&lt;br /&gt;Tüzükler yasalara aykırı olarak düzenlenemezler. Tüzük ile yasa çeliştiğinde yasa hükmü uygulanır.&lt;br /&gt;Yasalar ile tüzüklerin niteliğini bir tarafa bırakalım. Bu ülkeyi yönetenler pratikteki tüm inkârcılıklarına rağmen mevzu her açıldığında Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşı olduğunu, hiçbir ayrıma tabi tutulmadıklarını söylerler. Bir an için on binlerce insanımızın ölümüne sebep uygulamaları bir yana bırakalım, 5-6 aydır ailelerimizle Kürtçe konuşmamızın yasaklanması, eşitliğe aykırı, ayrımcı bir uygulama değil mi? Bunu da bir tarafa bırakalım, 'mahallinde yaptırılacak araştırma' ile ailelerimiz/akrabalarımızın karakollara çağrılarak, polis jandarma ekiplerince ailelerimiz/akrabalarımızın kapısına dayanarak Türkçe bilip bilmediklerinin sorgulanması aşağılayıcı bir uygulama değil mi?&lt;br /&gt;Mahallinde araştırma nasıl yapılıyor, biliyor musunuz? Türkçe bilmeyen aile ve akrabalarımızın isim ve adresi isteniyor. Bu ayrımcı, aşağılayıcı uygulamayı kabul edersek savcılık adresin sorumluluk alanına göre asker veya polise talimat veriyor.&lt;br /&gt;Talimatı alan asker veya polis ismini verdiğimiz (ya da Türkçe bilmediğini ihbar ettiğimiz) yakınımızı ya karakola çekip sorguluyor veya cemse veya polis minibüsü ile kapıya dayanıp Türkçe bilip bilmediklerini sorguluyor. Veya en iyi ihtimalle -cezaevi yetkilileri uygulamayı savunmak adına öyle diyor- mahallenin muhtarına, bakkalına, apartman yöneticisine, bizimkilere çaktırmadan sorup mahallinde araştırmasını yapıyor.&lt;br /&gt;Düşünün, 50-60 yaşındaki bir anne/baba karakolda sorguya alınıp dil bilip bilmediği öğrenilmeye çalışılıyor. Düşünün; Diyarbakır'ın bir mahallesindesiniz, gündüz vakti bir polis otosu kapınıza dayanıyor ve onca insanın içinde sizi sorguluyor.&lt;br /&gt;Düşünün, mahallenin muhtarı, binanızın yöneticisi veya mahallenizin bakkalından polisin sizi soruşturduğunu öğreniyorsunuz. Düşünün, Hakkâri'nin ücra bir köyündesiniz ve iki-üç cemse panzerler eşliğinde köyünüze geliyor ve Türkçe bilip bilmediğiniz sorgulanıyor.&lt;br /&gt;Düşünün, neyse bu kez düşünmeyin; şöyle diyeyim, 10-11 yaşında bir yeğenim var ve onunla hep Türkçe konuşuyorum ama varsay ki Türkçe bilmiyor deyip dilekçe verdim, bu çocuğun karakola çağrılıp sorgulanması veya polisi/askerin kapımıza dayanıp Türkçe bilip bilmediğini sorgulamasını kendime, aileme, o sabiye nasıl izah ederim. Aklım, vicdanım almıyor, algılamıyor...&lt;br /&gt;5-6 aydan beri Adalet Bakanlığı, Başbakanlık, TBMM, İHD vb. başvurmadığımız resmi, gayriresmi makam kuruluş kalmadı. İHD ve ÇHD gibi STK'lar dışındakilere yani uygulayıcı resmi kurumlara bir türlü derdimizi anlatamadık."&lt;br /&gt;On yıllardır dayatılan seferberlik hali, bu toplumun duyarlıklarını törpülemiştir. Soğukkanlı bir dille tartışır gibi yaptığımız, adına bin bir güçlükle Kürt sorunu dediğimiz hayatımızın açmazını bir de buradan okumaya var mısınız?&lt;br /&gt;Yaratıklar, itoğlu itler bir de utanmadan nelere itiraz ediyor, diye kös dinleyenlerdenseniz korumaya ant içtiğiniz Cumhuriyetiniz size hayırlı olsun.&lt;br /&gt;Ama bir halka, etnik kimliğine dayanarak zanlı muamelesini reva gören; cezalıya esir, yakınlarına rehinmiş gibi davranmakta bir beis görmeyen anlayışın bizi getirmiş olduğu nokta sizi de kaygılandırıyorsa, cezaevlerinden gelen mektuplara kulak vermelisiniz.&lt;br /&gt;Onlar, aslında hepimize bizim hikâyemizi anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yıldırım Türker - 19 Mart 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=215969"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-6498292402711130511?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/6498292402711130511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=6498292402711130511' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6498292402711130511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6498292402711130511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/01/mapusane-mektubu.html' title='Mapusane Mektubu'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvVReofqpI/AAAAAAAAAG8/8nu9NA0Fjig/s72-c/fixingbanner.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-1062156868655481028</id><published>2009-01-25T04:27:00.004+02:00</published><updated>2009-01-25T04:35:45.575+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hak İhlali Raporları'/><title type='text'>İHD HAPİSHANELER RAPORU (Eylül 2008 - Ocak 2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvPmB__tTI/AAAAAAAAAGk/byB7MqvCmJU/s1600-h/n592224140_1256021_6054.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 236px; height: 239px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvPmB__tTI/AAAAAAAAAGk/byB7MqvCmJU/s400/n592224140_1256021_6054.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295054039182980402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEZAEVLERİNDE YAŞANAN SORUNLAR DEVAM EDİYOR. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ADALET BAKANI SORUN YOK DİYOR. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, cezaevlerinde yaşanan hukuk dışı ve keyfi uygulama iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, cezaevlerinde sohbet hakkı dahil hiçbir sorunun olmadığını iddia etti. Şahin, 45/1 Nolu genelgenin bütün cezaevlerinde uygulandığını savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize yapılan başvurular Adalet Bakanı Şahin’in söylediklerinin tam tersini göstermektedir.&lt;br /&gt;•    Genelgede yer almamasına rağmen, Kürtçe konuşma yasağı devam etmektedir. Kürtçe konuşulduğunda da telefon ve ziyaretçi görüşü engellenmektedir. Kürtçe konuşanların Türkçe bilmediğini ispatlaması istenmektedir.&lt;br /&gt;•    Cezaevlerinde yayınlanan (45/1) genelgeye rağmen tutuklu ve hükümlülerin ortak alanları kullanamadığı ve cezaevi idaresiyle yapmak istedikleri görüşmelerin sürekli olarak engellendiği belirtilmektedir.         &lt;br /&gt;•    Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde hükümlü bulunan Tahir Laçin, Erol Zavar, Ali Gülmez, Zeynel Karabulut ve Ercan Akpınar; “Adli tutukların, siyasi tutuklulara ağır küfürler edip, 'Kürtlere ölüm' sloganı atıp, siyasilerin hücrelerine havalandırmadan cam eşyalar ve kaynar su attıklarını, insan onurunu kırıcı hareketlerde bulunduklarını ” belirtmektedirler.&lt;br /&gt;•    Cezaevlerinde genel aramalarda ciddi hak ihlalleri yaşanmaktadır.&lt;br /&gt;•    Diğer cezaevlerinde 45 günde bir yapılan genel aramaların Kırıkkale F Tipi Cezaevi'nde 15 günde bir yapılmaktadır.&lt;br /&gt;•    Tutuklulara basit nedenlerle çok sayıda disiplin ve hücre cezası verilmektedir. İdarenin verdiği panoya yine kendi denetimlerinden geçen bir fotoğrafı asmak saldırı ve disiplin cezası nedeni olabilmektedir.             &lt;br /&gt;•    Cezaevlerinde haftalık gazete ve dergilere sansür uygulanmaktadır. Bolu F Tipi Cezaevi’nde Mehmet Kulaksız’ın bulunduğu hücredeki gazete eklerine el konulmuştur.&lt;br /&gt;•    Cengiz Kahraman’ın, derneğimizin düzenlemiş olduğu Çember konulu fotoğraf ve resim sergisine göndermek istediği 3 adet resmine idare tarafından el konulmuştur.&lt;br /&gt;•    Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklu ve hükümlülere uzun süredir çeşmeden  içme suyu verilmemektedir. İçme suyunu kantinden satın almak zorunda kalan tutuklu ve hükümlüler aylık ortalama 50 YTL su parası ödemektedir.&lt;br /&gt;•    Yaşlı ziyaretçiler girişte göz retina taraması sırasında cihazı kullanmakta zorlandıkları için ziyarete geç kalmaktadırlar.&lt;br /&gt;Cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunları ve tedavi engelleri giderek artmaktadır. Basit hastalıklar bile kronik hale gelmektedir.&lt;br /&gt;Ulusal Verem Savaş Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan, hapishanelerin verem hastalığı konusunda önemli yerler olduğunu söyleyerek, "Buralarda tüberküloz ile mücadele ciddi bir sorun. Nakillerde, hastaların tedavisinde değişiklikler olabiliyor. Nakil olan hastalar yeterince takip edilemiyor. Hapishanelerdeki tüberkülozla mücadele konusunda bir çalışma grubu oluşturulması gerekir" demiştir.&lt;br /&gt;•    Yemeklerin kalitesiz, suyun sağlıksız olmasının ağır sağlık sorunlarına davetiye çıkardığı tutuklu ve hükümlüler tarafından belirtilmektedir.&lt;br /&gt;•    Cezaevinde kadrolu doktor olmadığı için geçici görevlendirmeyle gelen doktorların haftada iki gün gelmesi, araya resmi tatiller girince tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerinden faydalanması zorlaşmaktadır.&lt;br /&gt;•    Tutuklu ve hükümlülerden ağır sağlık sorunları olanların acil hastaneye götürülmesi gereken durumlarda bile bir ağrı kesici verilerek hücrelerine geri gönderilmektedirler.&lt;br /&gt;•    Tutuklu ve hükümlülere reçetelerine yazılan ilaçlar tam olarak verilmemekte, özellikle ağrı kesici ve vitaminler bu kapsamda tutulmaktadır.&lt;br /&gt;•    Revire çıkabilen tutuklu ve hükümlülere de rahatsızlıklarının “psikolojik” olduğu söylenerek ya da bir aspirin verilerek geri gönderilmektedir.&lt;br /&gt;•    Uzun süreli takip edilmesi gereken rahatsızlıkları bulunan tutuklu ve hükümlüler hiç hastaneye götürülmeyerek tedavileri engellenmekte, gidebilenlerde tedavi kelepçeli ve askerlerin odada bulunması dayatılmaktadır. Bu uygulama reddedildiğinde genelde doktorun odasından zorla çıkartılmaktadırlar.&lt;br /&gt;•    Cezaevlerinde artan disiplin cezalarını AİHM’e taşıyan tutuklu ve hükümlüler bu konuda sonuç almıştır. AİHM, başvuru yapan hükümlü Ali Gülmez’e Türkiye’nin tazminat ödemesi kararını vermiştir. Ve Cezaevlerinde yaşanan disiplin cezalarına dönük Türkiye’den görüş istemiştir. Bizler biliyoruz ki AİHM’in bu konuda sonucu olmasına rağmen halen cezaevlerinde disiplin cezası uygulaması devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu olarak, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin takipçisi olacağımızı bir kez daha vurguluyor, kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-1062156868655481028?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/1062156868655481028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=1062156868655481028' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1062156868655481028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1062156868655481028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/01/ihd-hapishaneler-raporu-eyll-2008-ocak.html' title='İHD HAPİSHANELER RAPORU (Eylül 2008 - Ocak 2009)'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SXvPmB__tTI/AAAAAAAAAGk/byB7MqvCmJU/s72-c/n592224140_1256021_6054.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-114302819908922661</id><published>2009-01-15T22:23:00.005+02:00</published><updated>2009-01-15T23:17:07.494+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Hapishanede 4 ay bir cana maloldu.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SW-nU2S2PUI/AAAAAAAAAGc/UkMxvKZhEhI/s1600-h/gurbet_mete.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 250px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SW-nU2S2PUI/AAAAAAAAAGc/UkMxvKZhEhI/s400/gurbet_mete.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291632063797411138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&lt;/span&gt; tarafından 2005 yılında Lösemi teşhisi konulan ve 2008 Şubat ayında tutuklanarak tedavi süreci kesintiye uğratılan 19 yaşındaki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gurbet Mete&lt;/span&gt; tahliyesinden 6 ay sonra hayatını kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lösemi hastası olduğu bilindiği halde, tutuklu bulunduğu süre zarfında tedavisinin engellendiği belirtilen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gurbet Mete&lt;/span&gt;'nin; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diyarbakır E Tipi Hapishanesi&lt;/span&gt;'ndeki 4 aylık tutukluluğun ardından, hastalığı ölümcül aşamaya ulaştıktan sonra tahliye edilmesi hapishanelerde ölümü bekleyen tutsakları bir kez daha gündeme getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapishanelerde hala çok sayıda kişinin ölümcül hastalıklarla boğuşmakta olduğu ve tedavi için gerekli koşullara sahip olmadıkları için her an hayatlarını kaybedebilecekleri biliniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-114302819908922661?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/114302819908922661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=114302819908922661' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/114302819908922661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/114302819908922661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/01/hapishanede-4-ay-bir-cana-maloldu.html' title='Hapishanede 4 ay bir cana maloldu.'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SW-nU2S2PUI/AAAAAAAAAGc/UkMxvKZhEhI/s72-c/gurbet_mete.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2845896177249592973</id><published>2009-01-12T13:44:00.003+02:00</published><updated>2009-01-12T13:56:40.037+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işkence'/><title type='text'>Mahkuma dilekçe yüzünden dayak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SWsvjF8unFI/AAAAAAAAAGU/V98Nhii1J_w/s1600-h/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 252px; height: 167px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SWsvjF8unFI/AAAAAAAAAGU/V98Nhii1J_w/s400/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290374467215596626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;MUĞLA'nın Dalaman İlçesi’ndeki Yarı Açık Tarım Cezaevi’nde, mahkumlardan Çetin Eryıldız’ın, Yargıtay'a göndermek istediği dilekçesini kabul etmeyen infaz koruma memuru R.B. tarafından dövüldüğü iddia edildi. R.B. hakkında soruşturma açılırken, hastanede tedavi gören mahkum Eryıldız, güvenlik gerekçe gösterilerek Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi’nden, Fethiye Kapalı Cezaevi’ne nakledildi.&lt;br /&gt;Denizli'de bir kişiyi öldürmekten 20 yıl, başka bir kişiyi yaralamaktan 2 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan Çetin Eryıldız, cezasının 6 yılını kapalı cezaevinde tamamladıktan sonra iyi hali gözönünde bulundurularak Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi’ne nakledildi. Eryıldız, hüküm tarihinden sonra çıkan yasalara göre, açık cezaevlerindeki senelik izinlerden yararlanmak için Yargıtay’a dilekçe yazdı. Cezaevinde kalan 14 yılı üzerinden, yılda 2 gün izin hakkı talebini içeren dilekçesini infaz koruma memuru R.B.'ye ileten Eryıldız, cevabı beklemeye başladı. Mahkum Eryıldız, bir süre sonra memur R.B.'ye dilekçesinin neticesini sordu. İddiaya göre, yanlış yazıldığı için dilekçeyi Yargıtay’a göndermediğini söyleyen R.B. ile mahkum Eryıldız arasında tartışma çıktı. Dilekçenin gönderilmesini, eğer yanlışsa bunun kendisine resmi yazıyla bildirilmesini isteyen mahkum Eryıldız’ın, “Bana işimi mi öğreteceksin” dediği iddia edilen memur R.B. tarafından dövüldüğü öne sürüldü. Kavganın diğer memurların araya girmesiyle yatıştırıldığı belirtildi. Dalaman Devlet Hastanesi’ne kaldırılıp tedaviye alınan mahkum Eryılmaz’ın, şikayetçi olması üzerine infaz koruma memuru R.B. hakkında soruşturma başlatıldı. Eryıldız, güvenlik gerekçesiyle Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi’nden, Fethiye Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.&lt;br /&gt;Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, “Mahkumun gözüne yumruk atan memura hemen soruşturma açtık. Konuyu detaylı şekilde inceleyip gerekeni yapacağız” dedi.(dha)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:78%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=916652&amp;amp;Date=12.01.2009&amp;amp;CategoryID=77"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2845896177249592973?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2845896177249592973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2845896177249592973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2845896177249592973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2845896177249592973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2009/01/mahkuma-dileke-yznden-dayak.html' title='Mahkuma dilekçe yüzünden dayak'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SWsvjF8unFI/AAAAAAAAAGU/V98Nhii1J_w/s72-c/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-1381302484087357802</id><published>2008-12-26T18:54:00.003+02:00</published><updated>2008-12-26T19:03:42.102+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Hapishanelerde bir ölüm daha...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUOWGs-cXI/AAAAAAAAAGM/ldRCmqWmyjg/s1600-h/yalinayak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 156px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUOWGs-cXI/AAAAAAAAAGM/ldRCmqWmyjg/s400/yalinayak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284145510708310386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ferizli L Tipi Hapishanesi'nde cinayet zanlısı olarak tutuklu bulunan Fatih Kolbasar, mahkemede duruşmaya çıkacağı günün sabahı odasında ölü bulundu. Ölüm tutanağında,  Fethi Kolbasar'ın  ağzında çorap bulunduğu, elleri ve ayaklarının bağlı olduğu ifadeleri yer alırken bu durumdaki bir kişinin nasıl olup da kendini astığı merak konusu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferizli L Tipi Hapishanesinde 16 Aralıkta kendini asarak intihar ettiği öne sürülen Fatih Kolbasar'ın ağabeyi, kardeşinin ölümünün şüpheli olduğu gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağabey Recep Kolbasar, Ferizli Adliyesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, cinayet iddiasıyla 7 aydır hapishanede tutulan kardeşi Fatih Kolbasar'ın (31) cesedinin, 16 Aralıkta tek başına kaldığı odada çamaşır ipiyle pencere demirine asılı halde bulunduğunu öne sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşinin ölümünün şüpheli olduğu gerekçesiyle Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını kaydeden ağabey Recep Kolbasar, en son Kurban Bayramı'nda ziyaret ettiği kardeşinin moralinin çok iyi olduğunu ve 17 Aralıkta çıkacağı mahkemeyi beklediğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşinin işlemediği bir cinayetten dolayı 7 aydır tutuklu bulunduğunu iddia eden Recep Kolbasar, şu görüşleri dile getirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kardeşimin ölüm tutanağı baştan sona çelişkili. Olayın çeşitli yorumlara açık bir ölüm olduğu belli. Tutanakta, kardeşimin ölümünden 2 gün önce bileklerini keserek intihara teşebbüs ettiği, bu nedenle tedavisi için hastaneye kaldırılıp orada bir akşam yattıktan sonra tekrar cezaevine getirildiği belirtilmiş. Tutanağa göre kardeşim, intihar teşebbüsünden uzak kalabileceği cezaevindeki tek keşilik başka bir odaya alınmış. Bu odada metrelerce uzunlukta çamaşır ipinin ve bandajın bulundurulması, intihara teşebbüs edecek kişinin teşebbüsüne mani olmak mıdır, yoksa yardımcı olmak mıdır?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutanakta kardeşinin ayaklarını, ellerini kendisinin bağladığının anlatıldığını ifade eden Recep Kolbasar, ''Kardeşimin ölümü baştan sona şüpheli. Bu konunun araştırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunduk'' diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-1381302484087357802?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/1381302484087357802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=1381302484087357802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1381302484087357802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1381302484087357802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/12/hapishanelerde-bir-lm-daha.html' title='Hapishanelerde bir ölüm daha...'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUOWGs-cXI/AAAAAAAAAGM/ldRCmqWmyjg/s72-c/yalinayak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-8890396784775405780</id><published>2008-12-26T18:16:00.004+02:00</published><updated>2009-01-15T23:25:24.607+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><title type='text'>Açı doyurun, hastayı ziyaret edin, esiri özgür bırakın.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUIaxclp7I/AAAAAAAAAGE/vNcyL-5AXFQ/s1600-h/71948_7485.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 234px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUIaxclp7I/AAAAAAAAAGE/vNcyL-5AXFQ/s320/71948_7485.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284138993832011698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;26 Aralık 2008&lt;/span&gt; günü, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kartal H Tipi Hapishanesi&lt;/span&gt;'nde kalan adli tutsakların yakınları isyan etti. Hapishanenin üç yüz metre kadar ilerisinde açıklama yapan tutsak yakınları, çevrede bulunan bir elektrik direğine kendini zincirledi.&lt;br /&gt;&lt;span class="mnb"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kader mahkumlarına afff","Başbakan sözünü tut. Cezaevi resort doldu. Müşteriler memnun değil.",   "Açı doyurun. Hastayı ziyaret edin. Esiri özgür bırakın"&lt;/span&gt; yazılı dövizler taşıyan biri kadın dört protestocu sessiz eylem gerçekleştirdi. Protesto eyleminin; öfkesini ve istemlerini genellikle sokakta duyurmaktan kaçınan adli tutsakların yakınlarınca gerçekleştirilmiş olması ayrıca dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="mnb"&gt;Hapishanelerde yatacak yer sıkıntısı nedeniyle mahkumların nöbetleşe uyuduğunu, yemeklerin iki öğün verildiğini, kadın ziyaretçilerin elbiselerinin çıkartılarak üzerlerinin arandığını belirterek, hapishanelerdeki tüm mahkumlar için af talep eden eylemciler; özgürlüğün tüm insanlar için bir hak olduğunu vurguladılar.&lt;br /&gt;Eylem alanında geniş tertibat alan polis, eylemcileri direğe bağlayan zincirleri demir makasıyla kestikten sonra dört tutsak yakınını da gözaltına aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Eylemciler konuyla ilgili bir de&lt;span style="font-size:180%;"&gt; &lt;a href="http://www.afistiyorum.com/imza/guestbooklist.asp"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;imza&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; kampanyası düzenliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-8890396784775405780?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/8890396784775405780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=8890396784775405780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8890396784775405780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8890396784775405780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/12/doyurun-hastay-ziyaret-edin-esiri-zgr.html' title='Açı doyurun, hastayı ziyaret edin, esiri özgür bırakın.'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SVUIaxclp7I/AAAAAAAAAGE/vNcyL-5AXFQ/s72-c/71948_7485.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3928301675888359747</id><published>2008-12-19T14:03:00.007+02:00</published><updated>2009-01-12T14:01:47.814+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='19 aralık'/><title type='text'>19 Aralık… Ya da Hiç Düşmeyen Takvim Yaprağı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuOhdYZiyI/AAAAAAAAAEg/QPEulN3QUxI/s1600-h/19-aralik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 376px; height: 222px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuOhdYZiyI/AAAAAAAAAEg/QPEulN3QUxI/s400/19-aralik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281471693495831330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz bitti… &lt;p&gt;Aynı koca yörüngeyi tam sekiz kez turladı dünya. İki bin sekiz yüz altmış bir kez doğdu güneş; yine de üzerimize çöken karanlığı aydınlatamadı hala.&lt;br /&gt;Sekiz yıl… Sekiz metre kare… Yirmi dört saat beton… Yüz yirmi iki cenaze töreni… Kiminin bütündü otuz kiloluk bedeni, kiminin tanınmaz halde…&lt;br /&gt;Sekiz yılda acının dokuz yüz yetmiş altı kez en derinine inildi. Beş bin yedi yüz yirmi iki kez sayım verildi. Tek sıra, hazırol’a geçilsin istendi. Geçilmedi…&lt;br /&gt;Kadın ve erkek bedenlerine kaç cop, kaç tekme, kaç yumruk indirildiğini hesaplamadı kimse.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Söz bitti…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;19 Aralık hakkında sekiz yılda binlerce kez aynı şeyler söylendi: ”&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayata döndürdük&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devletin şevkatli elleri&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sahte oruç kanlı iftar&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlet teröristle pazarlık etmez&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kendilerini yaktılar&lt;/span&gt;” dendi… “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Az kaldı… Kökünü kazır bitiririz elbet&lt;/span&gt;” dendi.&lt;br /&gt;Bitmedi…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Evet 19 Aralık hakkında binlerce kez aynı şeyler söylendi: “Ölürüz ama teslim olmayız” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yaşananlar düpedüz vahşetti&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çocuklarımızı öldürtmeyiz&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Artık yeter!&lt;/span&gt;” dendi. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Artık yeter!&lt;/span&gt;” dendi.&lt;br /&gt;“&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ar-tık ye-ter!&lt;/span&gt;” dendi.&lt;br /&gt;Yetmedi…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Söz…19 Aralık üstüne söylenebilecek her şey söylendiği için değil… söylenebilecek hiçbir şey yaşananları anlatmaya yetmeyeceği için… bitti.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Beş yüz gün bilfiil açlık… Yanık insan eti kokusu… Parçalanmış beden… Kırılmış göğüs kafesi… Kopmuş kulak… Kafatasına gömülmüş şarapnel parçası… İnsanları daha sıkı kapatmak için yıkılan hapishane duvarları…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Söz bitti: Çünkü 19 Aralık, hiçbir dilde karşılığı bulunmayan bir doz aşımıdır: Süslenmemiş, inceltilmemiş, su katılmamış şiddettir… Kemiği eriten ateş… G3 mermisi… Gaz bombası… İş makinasıdır!&lt;br /&gt;Falakadır 19 Aralık… Künt kafa travmasıdır… Fiili livatadır…&lt;br /&gt;600 canlı cenazedir. Kafaya bastırılan postal, bileğe oturtulan kelepçe, mideye sokulan yemek hortumudur. Zihinden çekilip alınan hafızadır en çok…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;19 Aralık &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bitkisel hayata dönüş&lt;/span&gt;tür. Toplumsal terbiyedir… Emir komuta zinciridir.&lt;br /&gt;Göz dağıdır…&lt;br /&gt;Göz bağıdır…&lt;br /&gt;Vicdani kuraklıktır!&lt;br /&gt;19 Aralık vahşettir… Dehşettir…&lt;br /&gt;Evet evet kuşkusuz ki devlettir…&lt;/p&gt; Tarih: 19 Aralık 2000. Saat: Sabaha karşı dört…&lt;br /&gt;Söz bitti… Zaman dondu…&lt;br /&gt;Yirmi'sine bağlanamadı hala ayın on dokuzu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3928301675888359747?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.davetsizmisafir.org/index.php/2008/12/19/19-aralik%e2%80%a6-ya-da-hic-dusmeyen-takvim-yapragi/' title='19 Aralık… Ya da Hiç Düşmeyen Takvim Yaprağı'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3928301675888359747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3928301675888359747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3928301675888359747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3928301675888359747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/12/19-aralk-ya-da-hi-dmeyen-takvim-yapra.html' title='19 Aralık… Ya da Hiç Düşmeyen Takvim Yaprağı'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuOhdYZiyI/AAAAAAAAAEg/QPEulN3QUxI/s72-c/19-aralik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4734137093857750261</id><published>2008-12-19T02:46:00.005+02:00</published><updated>2009-01-12T14:02:19.549+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Sonbahar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUryCcYsCDI/AAAAAAAAAEY/gCyodS1IP2g/s1600-h/poster1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 301px; height: 419px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUryCcYsCDI/AAAAAAAAAEY/gCyodS1IP2g/s400/poster1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281299636838729778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar 19 Aralık'ta gösterime giriyor....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4734137093857750261?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.sonbaharfilm.com/' title='Sonbahar'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4734137093857750261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4734137093857750261' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4734137093857750261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4734137093857750261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/12/sonbahar-19-aralkta-gsterime-giriyor.html' title='Sonbahar'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUryCcYsCDI/AAAAAAAAAEY/gCyodS1IP2g/s72-c/poster1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-7773718594006801956</id><published>2008-11-26T02:02:00.004+02:00</published><updated>2009-01-12T14:02:48.235+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='direniş'/><title type='text'>Yunanistan Hapishanelerinde Açlık Grevi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SSyTWBfYMOI/AAAAAAAAAEA/7KepeJIbcgk/s1600-h/a_14.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 255px; height: 255px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SSyTWBfYMOI/AAAAAAAAAEA/7KepeJIbcgk/s320/a_14.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272751270310457570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yunanistan cezaevlerinde 7000'den fazla tutuklunun katıldığı 18 günlük açlık grevi, Adalet Bakanlığı'nın taleplerin bir kısmını kabul etmesiyle, 20 Kasım 2008, Cuma günü sona erdi. Bakanlık, 2009 Nisan'ında cezaevlerindeki tutukluların yarısını serbest bırakacağı sözünü verdi. &lt;p&gt;20 Kasım 2009 Perşembe günü, Yunanistan Cezaevleri'ne dair 45 maddelik kapsamlı bir cezaevi reform programına dair taleplerinin gerçekleştirilmesi amacıyla açlık grevine başlayan 7000in üzerinde tutuklunun mücadelesi ve cezaevlerinin dışındaki dayanışma hareketlerinin pek çok şehirde düzenlediği kitle yürüyüşlerinin karşısında, Adalet Bakanlığı'nın eylemcilerin taleplerinin çoğunu kabul etti ve gelecek Nisan'da tutuklu sayısının mevcut olan 12.315'ten, 6.815'e indirileceğini, böylelikle cezaevlerindeki tutuklu sayısının yarı yarıya azaltılacağını açıkladı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakanlığın ayrıntılı açıklaması:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;1) &lt;/strong&gt;Herhangi bir suçtan ötürü, 5 yıla kadar mahkum edilmiş olan tüm insanlar; -uyuşturucu ile ilintili olan suçlar dahil- suçlarını para cezası ile tamamlamış sayılacaklar. Ancak bu karar mahkeme jürisi para cezasının gelecekte aynı nedenlerle suç işlemesini engelleyemeyeceğini düşünerek verilmiş olan -özel kararlara- etki etmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;2) &lt;/strong&gt;En düşük bir günlük para cezası hükmünün tutarı olan 10 euro; 3 euro'ya düşürülmüştür, Jürinin şartlı tahliye için olan günlük cezası da jüri kararıyla 1 euro'ya düşürülmüştür...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;3) &lt;/strong&gt;Hapis cezası 2 yıla kadar olanlardan 5'te 1'ini tamamlayanlar ve 2 yıldan daha fazla ceza almış olup 3'te 1'ini tamamlamış olanlar herhangi başka bir kaideye tabi olmadan serbest bırakılacaklar...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;4) &lt;/strong&gt;Şartlı salıverilme ve uyuşturucu suçlarında, yatılan cezanın asgari limiti 3/5'e düşürüldü. 3459/2006 sayılı kanun (23 ve 23 maddeleri) nedeniyle ceza alanlar bu uygulamadan faydalanamayacak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;5) &lt;/strong&gt;Mahkeme süresince tutukluluk hali süresi 18 aydan 12 aya indirildi, ceza süresi 20 yıldan fazla olanlar bu uygulamaya tabi olmayacak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;6) &lt;/strong&gt;Yıllık cezaevi dışı izni 1 gün artırıldı. 3459/2006 sayılı kanunla cezalandırılan uyuşturucu suçlarından tutuklu bulunanlar bu iyileştirmeden faydalanamayacak. 9/2006.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;7) &lt;/strong&gt;Disiplin cezaları birleştirilecek.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;8) &lt;/strong&gt;Uyuşturucu kaçakçılığı hakkındaki 2004/757 nolu Avrupa Konseyi kararının yerel yasalara entegrasyonu tamamlanacak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;9) &lt;/strong&gt;AIDS, prostat, tetrapleji ve kronik tüberkülozdan muzdarip tutukluların sağlık durumları nedeniyle salıverilmeleriyle ilgili uygulamalar genişletilecek.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bakanlığın kabul etmediği talepler:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;1) &lt;/strong&gt;5 yıldan uzun olan hapis cezalarının, özellikle de kriminal olmayan suçlardan cezası bulunan 6700 tutuklu için, paraya çevrilmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;2) &lt;/strong&gt;Çocuk hapishanelerinin lağvedilmesi&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;3) &lt;/strong&gt;Birikmiş disiplin cezalarının iptal edilmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;4) &lt;/strong&gt;Mahkeme sırasında 18 aylık tutukluluk halinin pek çok suç için kaldırılması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;5) &lt;/strong&gt;İzin günü sayısında tatmin edici genişletmeler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;6) &lt;/strong&gt;Cezaevi barınma ve transfer koşullarında acil iyileştirmeler yapılması.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;7) &lt;/strong&gt;Adalet bakanı ile Tutuklular Komitesi arasında bir toplantı düzenlenmesi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tutuklular Komitesi'nin yaptığı açıklama:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Adalet Bakanlığı tarafından parlamentoya gönderilen değişiklik tasarısı; isteklerimizin bir kısmını içeren biçimiyle kabul edildi. Başbakan, mevcut tutukluların duyurulan oranında derhal salıverilmesi üzerine verdiği sözleri somutlaştırmalı ve taleplerimizin bütünüyle ilgili somut adımlar atmalıdır. Biz tutuklular, bu iyileştirmeleri, mücadelemiz ve toplum tarafından gösterilen dayanışma sayesinde atılan bir ilk adım olarak görüyoruz. Yine de henüz bütünüyle sorunlarımızı çözmekten uzak bu değişiklikler. Müadelemizi her şeyden önce onurumuz için sürdürmeliyiz. Ve onurumuzu hiçbir bakana, hiçbir aldatmaya hediye olarak sunacak değiliz. Hiçbir keyfi uygulamaya, intikamcı cezaevi transferine ve disiplin suçu terörüne göz yummayacağız. Dimdik ayaktayız ve ayakta kalmaya devam edeceğiz. Parlamentonun yatılan ceza hususundaki 4/5 oranını tamamen kaldırmak, birikmiş disiplin suçlarının hapis cezasına eklenmesini iptal etmek, izin günü saysıında gerçek bir genişleme sağlamak ve bütün kategorilerdeki tutukluların şartlı salıverilmisini mümkün kılmak üzere harekete geçmesini talep ediyoruz. Dahası, halihazırda adalet bakanlığı tarafından kabul edilen cezaevlerindeki şartları iyileştirme yönündeki (çocuk hapishanelerinin lağvedilmesi, uyuşturucu bağımlıları için terapi merkezlerinin kurulması, hapis cezasına karşılık sosyal hizmetlerde çalışma uygulaması, cezaevlerindeki hastane hizmetlerinin geliştirilmesi, tutukluların durumunu iyileştirecek Avrupa yasalarının yunan yasalarına entegrasyonu, vb.) taleplerin kısa sürede yasalaşmasını istiyoruz. Son olarak, her ne sebeple olursa olsun bizimle birlikte direnen dayanışma hareketine dahil olan her bileşen, parti, siyasi çevre ve militana teşekkürlerimizi iletiyoruz ve bu insanlık dışı çöplüklerin yok edilmesi için, tüm taleplerimiz kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğimizi duyuruyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a href="http://istanbul.indymedia.org/news/2008/11/%5C"&gt;Libcom.org&lt;/a&gt; | &lt;a href="http://istanbul.indymedia.org/news/2008/11/%5C"&gt;Atina Indymedia&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://istanbul.indymedia.org/news/2008/11/%5C"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SSyS6hezweI/AAAAAAAAAD4/wwTSUzCyPTA/s1600-h/13-11-2008_athens_anarchist_solidarity_demo_to_prisoners_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SSyS6hezweI/AAAAAAAAAD4/wwTSUzCyPTA/s320/13-11-2008_athens_anarchist_solidarity_demo_to_prisoners_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272750797861667298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a href="http://istanbul.indymedia.org/news/2008/11/%5C"&gt;Kaynak: http://istanbul.indymedia.org/news/2008/11/251029.php&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-7773718594006801956?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/7773718594006801956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=7773718594006801956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7773718594006801956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/7773718594006801956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/11/yunanistan-cezaevlerinde-7000den-fazla.html' title='Yunanistan Hapishanelerinde Açlık Grevi'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SSyTWBfYMOI/AAAAAAAAAEA/7KepeJIbcgk/s72-c/a_14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-9135007908691746759</id><published>2008-11-15T02:51:00.002+02:00</published><updated>2009-01-12T14:01:01.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Bu Yıl Cezaevlerinde 26 İnsan Öldü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4egj697xI/AAAAAAAAADw/zBaMiCNxmFQ/s1600-h/gift-img.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 190px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4egj697xI/AAAAAAAAADw/zBaMiCNxmFQ/s320/gift-img.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268682158817275666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; İnsan Hakları Derneği'nin&lt;strong&gt; (İHD)&lt;/strong&gt; Ocak-Eylül 2008 arasını kapsayan cezaevleri raporuna göre, bu dönemde derneğe gelen her 10 hak ihlali başvurusundan biri, işkenceyle ilgili. Tecrit nedeniyle 46, Kürtçe konuşmanın ve haberleşmenin engellenmesiyle ilgili 171 başvuru&lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" id="formatbar_Buttons"&gt;&lt;span class="on" style="display: block;" id="formatbar_CreateLink" title="Ba&amp;gbreve;lant&amp;imath;" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);FormatbarButton('richeditorframe', this, 8);ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Ba&amp;gbreve;lant&amp;imath;" class="gl_link" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; var. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Bu dönemde cezaevinde ya da cezaevinden sağlık nedenleriyle çıkarıldıktan hemen sonra ölen insanların sayısıysa 26. Aralarında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/etiket/4848/kuddusi-okkir"&gt;Kuddusi Okkır&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;, Siirt'te ölen &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/etiket/5946/ali-cekin"&gt;Ali Çekin&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; de var. Listeye en son eklenen ad, Metris Cezaevi'nde yapılan işkenceden sonra 10 Ekim'de hastanede ölen &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/etiket/6844/engin-ceber"&gt;Engin Çeber&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Toplam 2 bin 110 başvuru&lt;/span&gt; &lt;/h2&gt; &lt;p&gt; Derneğin merkezine ve 29 şubesine, bu dönemde cezaevlerinden gelen hak ihlali başvuru sayısı 2 bin 110. Bunların dağılımı şöyle:&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Cezaevlerinde işkence ve kötü muameleye maruz kalanlar: 238&lt;br /&gt;Sağlık hakkı ihlali: 370&lt;br /&gt;Beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan doğan ihlaller: 44&lt;br /&gt;Disiplin soruşturmaları nedeniyle yaşanan ihlaller: 918&lt;br /&gt;Kürtçe konuşma ve haberleşme önündeki engeller: 171&lt;br /&gt;Sevk uygulamaları konusunda yaşanan ihlaller: 30&lt;br /&gt;Keyfi uygulamalar (kitap, mektup vb. Yasaklamalar): 181&lt;br /&gt;Tecrit (45/1 numaralı genelge ve uygulaması): 46&lt;br /&gt;Diğer ihlaller: 112&lt;/p&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110379/bu-yil-cezaevlerinde-26-insan-oldu"&gt;Bianet&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;      &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-9135007908691746759?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/9135007908691746759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=9135007908691746759' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9135007908691746759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/9135007908691746759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/11/bu-yl-cezaevlerinde-26-insan-ld.html' title='Bu Yıl Cezaevlerinde 26 İnsan Öldü'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4egj697xI/AAAAAAAAADw/zBaMiCNxmFQ/s72-c/gift-img.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3636742637042436286</id><published>2008-11-15T02:46:00.003+02:00</published><updated>2009-01-12T13:59:53.170+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işkence'/><title type='text'>Cezaevinde ütülü işkenceye 5 tutuklama</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4cjHpillI/AAAAAAAAADo/mnISqpOecqc/s1600-h/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 251px; height: 167px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4cjHpillI/AAAAAAAAADo/mnISqpOecqc/s320/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268680003744339538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Sakarya L Tipi Cezaevinde kalan bir tutuklunun Adalet Bakanlığına ''işkence gördüğü'' ihbarı üzerine başlatılan soruşturma sonucu 5 infaz korumu memuru ''işkence'' suçundan tutuklandı.&lt;/strong&gt;&lt;p&gt;Alınan bilgiye göre, Sakarya L Tipi Cezaevinde kalan bir tutuklu, Adalet Bakanlığına ''cezaevinde işkence gördüğü'' yolunda ihbarda bulundu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adalet Bakanlığı, iddiaları cezaevinin bulunduğu Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirdi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığınca iddialarla ilgili soruşturma başlatıldı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Soruşturma sonucunda, Ferizli Sulh Ceza Mahkemesince 2'si infaz koruma başmemuru 3'ü de infaz koruma memuru olmak üzere 5 kişi ''işkence'' suçundan tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:78%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.stargazete.com/guncel/cezaevinde-iskenceye-5-tutuklama-147327.htm"&gt;http://www.stargazete.com/guncel/cezaevinde-iskenceye-5-tutuklama-147327.htm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3636742637042436286?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3636742637042436286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3636742637042436286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3636742637042436286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3636742637042436286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/11/cezaevinde-tl-ikenceye-5-tutuklama.html' title='Cezaevinde ütülü işkenceye 5 tutuklama'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4cjHpillI/AAAAAAAAADo/mnISqpOecqc/s72-c/Sincan_Kadin_Cezaevi_nde_sulu_iskence_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-6003755644929545404</id><published>2008-11-15T02:32:00.003+02:00</published><updated>2009-01-12T14:01:01.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Anarşist Tutsak Harold H. Thompson Hayatını Kaybetti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4aS1JDPlI/AAAAAAAAADg/6d5uNdkkSVQ/s1600-h/Harolds+pic.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 265px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4aS1JDPlI/AAAAAAAAADg/6d5uNdkkSVQ/s320/Harolds+pic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268677524875066962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Tennessee, ABD (11.11.2008) -&lt;/strong&gt; ABD - Tennessee'de Amerikan Devleti'nin elinde tutsak bulunan Harold H. Thompson 11 Kasım 2008'de bir kalp krizi sonucu hayata veda etti.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;"Ben bir otorite karşıtıyım, ırkçılık karşıtıyım, cinsiyetçiliğe karşıyım ve İrlandalı bir devrimci olmaktan gurur duyuyorum. Ben ayrıca bir vejetaryenim ve hayvan kurtuluş mücadelesini inançla destekliyorum. Sivil/insan hakları için çalışacağım ve vazgeçmeyeceğim, dönmeyeceğim, korkmayacağım. Baskı ve zulme karşı mücadele eden herkesle dayanışma içerisinde olacağım, özellikle de anarşist hareketteki kardeşlerimle".&lt;/span&gt;  &lt;em style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Harold H. Thompson Anarşist Tutsak&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.haroldhthompson.uwclub.net/"&gt;http://www.haroldhthompson.uwclub.net/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-6003755644929545404?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/6003755644929545404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=6003755644929545404' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6003755644929545404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6003755644929545404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/11/anarist-tutsak-harold-h-thompson-hayatn.html' title='Anarşist Tutsak Harold H. Thompson Hayatını Kaybetti'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SR4aS1JDPlI/AAAAAAAAADg/6d5uNdkkSVQ/s72-c/Harolds+pic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3223883569875753783</id><published>2008-10-18T00:56:00.000+03:00</published><updated>2009-01-12T13:59:53.171+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işkence'/><title type='text'>Sincan’da da gardiyan terörü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkKjaaoCzI/AAAAAAAAADI/93oUvNApI1U/s1600-h/fft5_mf60033.Jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkKjaaoCzI/AAAAAAAAADI/93oUvNApI1U/s320/fft5_mf60033.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258245643434462002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sincan Cezaevi’nde kardeşini ziyaret eden Derya Bakır ve tutuklu yakınları gardiyanlarca dövüldü.?Bakır’ın bacağı kırıldı, bir çocuk bile şiddet gördü &lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;ANKARA- Karakolda ve konulduğu Metris Cezaevinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Ceber’e ilişkin yankılar sürerken, Sincan 1 Nolu F tipi Cezaevi’nde yeni bir işkence skandalı ortaya çıktı. Şeker Bayramında açık görüş için kardeşini ziyarete giden Derya Bakır, gardiyanların saldırısına uğradı ve sol ayağı iki ayrı yerden kırıldı.&lt;br /&gt;Derya Bakır, Sincan F tipinde yasadışı bir sol örgüte üye olmak suçlamasıyla tutuklanan kardeşi Deniz Bakır’ı Şeker Bayramında ziyaret etmek istedi. Cezaevi yönetimi kendilerine 3 Ekim 2008 günü açık görüş için tarih verdi. Derya Bakır, kardeşinin koğuş arkadaşları Erol Zavar, Mahmut Soner’in ailesiyle birlikte toplam 10 kişi Sincan F tipine geldi. Saat tam 15.00’te kendilerine ayrılan görüşme salonuna geçtiler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Görüş geç başladı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bakır’ın kardeşi ve koğuş arkadaşları zamanında görüşme salonuna getirilmedi. Tutuklu yakınları yaklaşık 15 dakika salonda beklemek zorunda kaldılar. Zaman çok önemliydi, çünkü sadece bir saat açık görüş yapabilme imkânları vardı. Derya Bakır’ın anlattıklarına göre gecikmeli de olsa görüşme başladı.  Görüş devam ederken mesane kanseri Erol Zavar’ın astım hastası annesi Fikriye Zavar, gardiyanların içtiği sigaradan kaynaklı olarak rahatsızlandı. Derya Bakır, Fikriye Zavar’ın sigaradan etkilendiği ve sigara içilmemesini gardiyanlardan talep ettiklerini belirterek “Gardiyanlar biz içeriz hasta olan gelmesin. Bize yasak yok” diye yanıt verdiler. Biz bir gerilimin yaşanmaması nedeniyle tartışmayı sürdürmedik” dedi. Bakır’ın iddialarına göre gardiyanlar verdikleri bu yanıta rağmen sataşmalarını sürdürdü. Ve görüşmenin bitmesine 20 dakika kala gardiyanlar görüşmenin bittiğini belirterek, salonun boşaltılmasını istedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;‘Burada yasa biziz’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ancak tutuklu ve hükümlü yakınları görüşün zaten geç başladığını ve daha zamanların bulunduğu belirterek itirazda bulundu. Bakır, şunları anlattı: “Bunun üzerine ‘o (adını bilmiyorum ama görürsem teşhis ederim) gardiyan ne hakkıymış sizin gibilere hak, hukuk yok. Burada yasaları biz koyarız’ dediler. Bu sırada bir arbede yaşandı. Gardiyanlar Deniz, Erol ve Mahmut’u çekmeye başladılar. Erol Zavar mesane kanseri ve karnı kötü görünüyordu. Onunda sandalyesini çekmeye ve döverek götürmeye başladılar. O anda anneler, çocuklarının üzerine kapandılar. Bende kardeşimin üzerine kapandım. Ancak bize de tekmelerle vurmaya başladılar. Bizi yaka paça dışarı çıkardılar. ‘Sizleri şikâyet edeceğiz’ dedik. Ama ‘yakınlarınız ellerimizde’ dediler. ‘Fazla ileri gitmeyin’ diye bizi tehdit ettiler.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çocukları bile dövdüler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bakır, cezaevinden ayrıldıktan sonra Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını  belirterek “Savcılık bizi adli tıpa sevk etti. Adlı tıp sekiz görüşçünün vücudunda darp izlerini tespit etti. Bize verilen raporda Erol Zavar’ın küçük kızı Özgecan Zavar’ında şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Adli Tıp muayene sırasında ayağım kötü olduğu gerekçesiyle Numune hastanesine sevk edildim. Ayak tarak kemiğinde ve bileğe doğru iki yerde kırık olduğu tespit edildi” diye konuştu.&lt;br /&gt;Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Engin Ceber’in ailesinde özür dilemesi, cezaevindeki keyfi uygulamalarına son bulacağı umudunu kendisinden doğurduğunu anlatan Bakır, “Bakan Şahin’in ‘özür’ü cezaevindeki keyfi uygulamaların son bulacağı konusunda bir umut doğurdu. Bunu bir adım olarak sayıyorum. Bir gardiyanın bile ‘yasa benim demesi’ inanılmaz korkunç bir şey. Yasa oysa eğer, bu gardiyan bir gün benim kardeşimi kesinlikle öldürecektir” dedi.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkLUl4cSKI/AAAAAAAAADQ/exkanZT3nV8/s1600-h/fft17_mf60047.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 338px; height: 169px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkLUl4cSKI/AAAAAAAAADQ/exkanZT3nV8/s320/fft17_mf60047.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258246488325900450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&amp;amp;ArticleID=903646&amp;amp;Date=16.10.2008&amp;amp;CategoryID=97"&gt;Radikal Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3223883569875753783?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3223883569875753783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3223883569875753783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3223883569875753783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3223883569875753783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/sincanda-da-gardiyan-terr.html' title='Sincan’da da gardiyan terörü'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkKjaaoCzI/AAAAAAAAADI/93oUvNApI1U/s72-c/fft5_mf60033.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-5185497089195768147</id><published>2008-10-18T00:17:00.001+03:00</published><updated>2009-01-12T14:04:37.516+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutsaklar'/><title type='text'>Ben şiir yazmadım...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkBsiO71iI/AAAAAAAAADA/eUV77w_cXWs/s1600-h/sadik+celik+tekirdag+1+nolu+f+tipi+cezaevi-B+151.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 287px; height: 408px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkBsiO71iI/AAAAAAAAADA/eUV77w_cXWs/s320/sadik+celik+tekirdag+1+nolu+f+tipi+cezaevi-B+151.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258235904547083810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;   &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandıra F Tipi Hapishanesinde tutulmakta olan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erol Dündar için açılan web sitesini ziyaret için:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;a href="http://www.yolbizimkiler.ch/"&gt;http://www.yolbizimkiler.ch&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkBeFClxSI/AAAAAAAAAC4/vZRlfUP4Lrc/s1600-h/hucrelerin+hukmuyok.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 345px; height: 295px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkBeFClxSI/AAAAAAAAAC4/vZRlfUP4Lrc/s320/hucrelerin+hukmuyok.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258235656192509218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-5185497089195768147?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.yolbizimkiler.ch' title='Ben şiir yazmadım...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/5185497089195768147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=5185497089195768147' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5185497089195768147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5185497089195768147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/ben-iir-yazmadm.html' title='Ben şiir yazmadım...'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPkBsiO71iI/AAAAAAAAADA/eUV77w_cXWs/s72-c/sadik+celik+tekirdag+1+nolu+f+tipi+cezaevi-B+151.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-1056905686148500139</id><published>2008-10-16T02:24:00.000+03:00</published><updated>2009-01-12T14:05:14.391+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>F Tipi Dünya</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="336" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k5gIcvDM0AY6Q8SI3&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k5gIcvDM0AY6Q8SI3&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="336" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parça parça hayatlar, asık nice suratlar. Karanlıkl&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;ar içinde paylaşılan yalnızlıklar. Nefes almaya çalışır boy veren bu çiçekler. Delinin tekinin attığı kuyuya bu taşları çıkarmaya çalışır dört bir yanımdakiler. Didişip kapışarak. 'Yok sizdendi bizdendi; yok benim dedemindi elindeki bu hırka'. Anlamsız hayaller bu, anlamsız ilişkiler. "F Tipi" bir dünya, hep içine debelendiğim. Son nefesime kadar elim kolum bağlı benim. Gözler tümden kapalı. Kapılar kapalı bana; pencereler hep kapalı; tüm sürgüler kapalı.&lt;br /&gt;Hayat A, B, C ne de E Tipi; herkes olmuş aynı tip; işte "F Tipi". Haydi sen de gel de ol Barikat gibi; kendin gibi; düşünenler gibi.&lt;br /&gt;Yalanlar savrulur burada, maskeler takılır. İnsanl&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;ar birbirlerini daha çok çok kandırır. Kazılır kuyular; gerçekler topraklara gömülür! Sürülür bir bir kendi yolunu bu çizenler. Sürüden kopup kendi olmak 'ölüm' demek. Ölüm yalnızlık demek; yalnızlık "F Tipi" demek. Oysa, karanlığa hep ışık tutan, aydınlatan, gökyüzünün yedi rengi dolaşır. Uzaklaşır hayaller hep; uzaklaşır yarınlar. Geride kalan sadece benim gençlik yılarım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Hayat A, B, C ne de E Tipi; herkes olmuş aynı tip; işte "F Tipi". Haydi sen de gel de ol Barikat gibi; kendin gibi; düşünenler gibi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Ben uslanmaz aşkların, kavgaların adamıyım. Barut kokusunda hep umudu ben aradım. Sevdam için nice kirli topraklara yatıp kalktım. Ve ben ki tek yarınım; umudun kendisiyim! Düşmanımın mermisinde adım kazılıdır benim! Varsın üstüme gelsin bu zurnalarla kör gece. Ateş bende, ateş benim direnen bu elimde. "F Tipi" b&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;u dünyada ben ezilen, ben yalnız; ben düştükçe hep kalkan. İşte yine buradayım. Umudu işledim size. Ve de geleceği yine: Harf harf, kelime kelime; aynen kilim gibi; aynen kilim gibi; aynen kilim gibi....&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Hayat A, B, C ne de E Tipi; herkes olmuş aynı tip; işte "F Tipi". Haydi sen de gel de ol Barikat gibi; kendin gibi; düşünenler gibi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Hayat acımasız olsa da; atsa da bir tokat; derdini bir kenara at; yaşamana bak. Bak da gör gelecek neler getirecek. Benim için gerçek olan senin içinde gerçek. Karanlık gecelere yazdım sözlerimi ışık olsun diye. Çıktım yükseklere, tepelere menfeze. Atladım en derine, diplere. "F Tipi" bir dünyada insanların yüzüne düşen ifade gözlerimin içindeki endişe nereye kadar devam edecek bu böyle. Bu ne ilk ne de son. İşte geldi Barikat her şeye son.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Söz - Müzik: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Barikat ve Jöntürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPZ_VgxcuAI/AAAAAAAAACw/CBVw43ipRTU/s1600-h/n638498940_673464_7113.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPZ_VgxcuAI/AAAAAAAAACw/CBVw43ipRTU/s320/n638498940_673464_7113.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257529622552950786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-1056905686148500139?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/1056905686148500139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=1056905686148500139' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1056905686148500139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1056905686148500139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/f-tipi-dnya.html' title='F Tipi Dünya'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SPZ_VgxcuAI/AAAAAAAAACw/CBVw43ipRTU/s72-c/n638498940_673464_7113.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4894243457743662518</id><published>2008-10-16T01:53:00.000+03:00</published><updated>2009-01-12T13:59:53.172+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işkence'/><title type='text'>Nuriş’in gardiyanı' da dayak ekibinde</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;ENGİN Çeber’in arkadaşları Özgür Karakaya ve Cihan Gün soruşturmanın niteliği ve gecikmemesi için Metris cezaevinde önceki gün teşhişte bulundu. Metris 1 ve 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevleri gardiyanları Karakaya ve Gün’ün karşılarına resmi kıyafetleriyle çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nuriş’e esrar ve tabanca verdi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhis edilen gardiyanlar arasındaki bir isim ise son derece dikkat çekiciydi. Gardiyanlardan Cuma K., 2000 yılında Uşak kapalı Cezaevi’nde Ergin kardeşlerin çıkardığı isyan sırasında tutuklanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevinde İnfaz Koruma Baş Memuru olan Cuma K., cezaevine 3 tabanca ve esrar sokarak Nuri ve Vedat Ergin’e yardım ve yataklık ettiği suçundan hüküm giydi ve 2.5 ay hapiste kaldı. Tutukluluğunu daha önce gardiyanı olduğu Uşak Cezaevi’nde geçiren Cuma K. tahliye olduktan sonra göreve iade edildi, önce Ardahan ardından da Metris Cezaevi’nde görev yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Nurisin_gardiyani_da_tutuklulara_tekme_atmis_203690_45&amp;amp;Newsid=203690"&gt;Vatan Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevdeki işkencecinin teslim ettiği silahlar nerede kullanılmıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial,helvetica,geneva,verdana;font-size:100%;"  &gt;Uşak E Tipi Cezaevi'nde isyan çıkaran 'Karagümrük Çetesi' lideri 'Nuriş' lakaplı Nuri Ergin ve adamları, kendilerini "vurmak" için suç işleyip cezaevine girdiklerini öne sürdükleri beş kişiyi öldürdükten sonra isyan çıkardı. B Blok'taki koğuşlarda bulunan yatak ve battaniyeler ateşe verilirken, Cezaevi Müdürü Mustafa Kurt ve dört yardımcısıyla 23 infaz koruma memuru rehin alındı.&lt;br /&gt;(...)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial,helvetica,geneva,verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Nuriş ve adamlarının, kendilerini öldürmek için suç işleyip cezaevine girdiğini ileri sürdükleri kişileri önce etkisiz hale getirdikleri, ardından da işkence yaptıkları ortaya çıktı. İsyancılar, 10 tuktuklu ve hükümlüyü dün idari blok penceresinden aşağı attı. Camdan atılanların beşi ölürken, beşi de yaralandı. Kurbanların alınlarına, 'Nurişï çetesince öldürüldüğünü belirtmek için kendi kanlarıyla "N" harfi yazıldığı iddia edildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;        Ölen beş kişiden üçünün Kasarteks fabrikasının eski ortağı Orhan Cemal Yeşilkaya, Erol Neşet ve Reşat Taşçı olduğu açıklandı. İki kişinin kimliği açıklanmadı. Olayda Cezaevi İkinci Müdürü Ersin Yılmaz Ersoylu, infaz koruma memuru Mustafa Özler, Murat Eryılmaz, Varol Özdemir ve Metin Günay ile çeşitli suçlardan hükümlü Metin Erdoğan, Kenan Altınsabah, Hasan Düz, Zihni Nigaroğlu ve Ünal Genç de yaralandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.milliyet.com.tr/2000/11/03/haber/hab02.html"&gt;http://www.milliyet.com.tr/2000/11/03/haber/hab02.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;&lt;br /&gt;-----(A)-----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial,helvetica,geneva,verdana;font-size:100%;"  &gt;Uşak E Tipi Cezaevi’ni 15 gün önce ele geçirip mahkumlara işkence yapan, 5 mahkumu cezaevinin penceresinden atarak öldüren ve devletle pazarlık yapan Ergin kardeşlerin başka cezaevlerine sevkinde de skandal yaşandı. Bilecik Özel Tip Cezaevi’ne nakledilen Vedat Ergin, silahını çekip cezaevi aracından inmeyerek 9.5 saat direndi. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.milliyet.com.tr/2000/11/05/haber/hab02.html"&gt;http://www.milliyet.com.tr/2000/11/05/haber/hab02.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2000/11/03/haber/hab02.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4894243457743662518?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4894243457743662518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4894243457743662518' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4894243457743662518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4894243457743662518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/nuriin-gardiyan-da-dayak-ekibinde.html' title='Nuriş’in gardiyanı&apos; da dayak ekibinde'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2042514054542916507</id><published>2008-10-09T22:26:00.001+03:00</published><updated>2009-01-12T14:01:01.067+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>Yine Metris Yine Cinayet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5brQpfh1I/AAAAAAAAACo/4aWHs55uq_U/s1600-h/gift-img-2.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 99px; height: 99px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5brQpfh1I/AAAAAAAAACo/4aWHs55uq_U/s320/gift-img-2.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255238613949450066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Polisle Metris Cezaevi’nde görevli gardiyan ve jandarmaların, tutuklu dört gence işkence yaptığı öne sürüldü. Coplarla dövüldüğü iddia edilen Engin Ceber, Şişli Etfal Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde yaşam savaşı veriyor. OLay üzerine Meclis İnsan Hakları Kurumu da hareket geçti. Kurul Başkanı Üskül gerekirse Metris'e bir heyet gönderebileceklerini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;p class="b yGeo"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;ANKARA - İstanbul polisi ve Metris Özel Tip Cezaevi’nde görev yapan gardiyan ve jandarmaların, tutuklanan dört gence işkence yaptığı öne sürüldü. Tahta coplarla dövüldüğü iddia edilen Engin Çeber, Şişli Etfal Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde yaşam savaşı veriyor.&lt;br /&gt;Geçen yıl İstanbul’da Tekstil işçisi 17 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna Zafer Mahallesi’nde bayilerde serbestçe satılan ‘Yürüyüş’ adlı haftalık sol bir dergiyi satarken polisler tarafından vurudu. Gerçek felç oldu.&lt;br /&gt;Gerçek’in arkadaşları 28 Eylül 2008 günü, arkadaşlarının felçli kalması nedeniyle olayı bir kez daha protesto etti ve Gerçek gibi Yürüyüş dergisi dağıtmak istedi. Ancak polisin tutumu farklı olmadı. Polis, önce 15 kişilik grubun önünü kesti ve Özgür Karakaya, Engin Çeber adlı gençler “aranıyor” denilerek gözaltına alınmak istendi. Grup direnince, Aysu Baykal ve Cihan Gün adlı gençler de ‘polise mukavemet’ suçlamasıyla gözaltına alındı. İddialara göre İstinye Polis Merkezi’ne götürülen gençler, polisler tarafından dövüldü. Gençlerin maruz kaldığı şiddet, İstinye Devlet Hastanesi’nde alınan raporlarla da belgelendi.&lt;br /&gt;Hastane raporları üzerine sanık avukatlarından Oya Aslan, Sarıyer Savcılığı’na olay günü İstinye Polis Merkezi’nde görevli polisler hakkında ‘Görevi kötüye kullanma, işkence ve zalimane, insanlık dışı, muamele’ suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu. Aslan, müvekillerinin birinin oturamaz, birinin de yürüyemez hale nasıl geldiğini belirterek polislerin ise “kendilerini yerden yer attılar. Kafalarını duvara çarptılar” dediğini aktardı. Aslan, şöyle devam etti: “Sağlık durumları karşısında derhal bir soruşturma başlatması gereken savcılık makamı müvekkillerim ‘şikâyetçiyim’ dediği halde bir soruşturma başlatmamıştır.”&lt;br /&gt;Tutuklanan dört genç Metris Özel Tip Cezaevi’ne konuldu. Müvekillerini dün ziyaret etmek için cezaevine giden avukat Aslan, Özgür Karakaya ve Cihan Gün ile görüştü. Aslan’ın, Engin Çeber’i görüşmek istemesi üzerine acı gerçek ortaya çıktı. Avukat Aslan şunları aktardı: “Özgür Karakaya ile görüştüm. Özgür’ün beyanına göre, önce jandarma tarafından Metris Özel Tip Cezaevi’ne giriş esnasında ardından, Karantina koğuşuna alınmadan önce tahta coplarla gelişigüzel dövüldüklerini, bu işlemin dört defa beşer dakikalık aralıklarla sürdüğünü, işkence gördüğünü, yüzüne ve kafatasına darp aldığını söyledi. Akşam yine kovalarca su dökülüp, yine tahta sopalarla dövüldüklerini belirtti. Engin Çeber’le görüşmek istedik. Hastaneye kaldırıldığını söyledikten sonra ‘Öldü’ dediler. Ancak daha sonra tekrar hastanede olduğunu anlattılar. Hastaneye gittiğimizde Engin’in yoğun bakımda ve hayati tehlikesi olduğunu gördük.”&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&amp;amp;ArticleID=902532&amp;amp;Date=09.10.2008&amp;amp;CategoryID=77"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2042514054542916507?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110100/metris-cezaevinde-iskence-goren-engin-ceber-yogun-bakimda?from=rss' title='Yine Metris Yine Cinayet'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2042514054542916507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2042514054542916507' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2042514054542916507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2042514054542916507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/yine-metris-yine-cinayet.html' title='Yine Metris Yine Cinayet'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5brQpfh1I/AAAAAAAAACo/4aWHs55uq_U/s72-c/gift-img-2.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3358031886383480018</id><published>2008-10-09T22:18:00.001+03:00</published><updated>2009-01-12T14:08:26.649+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapishanede ölüm'/><title type='text'>İnfazı durdurulmayan çiftçi hapiste can verdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5aPS5XLvI/AAAAAAAAACg/txgX4ILySWg/s1600-h/gift-img.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 160px; height: 166px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5aPS5XLvI/AAAAAAAAACg/txgX4ILySWg/s320/gift-img.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255237034004918002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;62 yaşındaki çiftçi cezaevinde öldü 04 Ekim 2008 09:41&lt;br /&gt;Sağlık kurulunun 'İnfaz Durdurma Raporu'na rağmen tahliye edilmeyen 62&lt;br /&gt;yaşındaki Duran Doğan isimli çiftçi, 9 ay kaldığı Metris Cezaevi'nde&lt;br /&gt;öldü.&lt;br /&gt;Acılı aile, "Ergenekon terör örgütüne üye olanlar sağlık sorunları&lt;br /&gt;nedeniyle cezaevinden tahliye oldu. Babamız ise hastanelerin&lt;br /&gt;raporlarına rağmen tahliye edilmedi, ölüme terk edildi. Bu mu adalet?"&lt;br /&gt;diyerek yetkililere tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yozgat'ın Çekerek ilçesinde 40 yıl önce satın aldığı tarlanın orman&lt;br /&gt;arazisi olması nedeniyle 2002 yılında şikayet edilen Duran Doğan,&lt;br /&gt;yerel mahkeme tarafından "Orman Kanununa Muhalefet' suçundan 3 yıl&lt;br /&gt;hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme süreci başladığında İstanbul'da&lt;br /&gt;olan ve hakkında verilen mahkumiyet kararından bilgisi olmadığı&lt;br /&gt;belirtilen Doğan, 2008 yılının Ocak ayında evine gelen polisler&lt;br /&gt;tarafından tutuklandı. Metris Cezaevi'ne konulan Doğan'ın yakalanmadan&lt;br /&gt;önce akciğer, kalp ve böbrek yetmezliği hastalıklarından dolayı&lt;br /&gt;sürekli tedavi gördüğü belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevine giren Doğan, bu hastalıkları nedeniyle zamanının çoğunu&lt;br /&gt;hastanelerde geçirmeye başladı. Doğan, 9 aylık mahkumiyeti sırasında&lt;br /&gt;Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'nde Bypass ameliyatı&lt;br /&gt;oldu. Daha sonra 3 kez Anjiyo olan Doğan için Haseki Eğitim ve&lt;br /&gt;Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu, Doğan hakkındaki infaz kararının&lt;br /&gt;bir yıl süre ile durdurulması yönünde rapor düzenledi. Hastalığı iyice&lt;br /&gt;ilerleyen Doğan'ın oğlu Cevdet Doğan, sağlık kurulunun raporunu&lt;br /&gt;onaylaması için raporu Adli Tıp Kurumu'na getirdi. Babasının&lt;br /&gt;mahkumiyet cezasının bir yıl durdurulmasına karar veren sağlık&lt;br /&gt;kurulunun raporu Adli Tıp Kurumu'nun onayından sonra geçerlilik&lt;br /&gt;kazanacaktı. Ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, raporu&lt;br /&gt;onaylamayarak Doğan'ın tedavisinin hapishane şartlarında devam&lt;br /&gt;etmesini istedi. Doğan Metris Cezaevi'nde önceki gün gece saat 22:00&lt;br /&gt;sıralarında hayatını kaybetti. Babasını cenazesini Adli Tıp&lt;br /&gt;Kurumu'ndan alan Cevdet Doğan, "Babam için birçok hastanenin verdiği&lt;br /&gt;tahliye raporunu onaylamayan Adli Tıp Kurumu şimdi cenazesini bize&lt;br /&gt;teslim ediyor." dedi. Duran Doğan'ın küçük oğlu Serdar Doğan ise,&lt;br /&gt;"Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan ceza alanlar sağlık durumlarını gerekçe&lt;br /&gt;göstererek ellerini kollarını sallayarak çıkıyor. Benim babam için&lt;br /&gt;İstanbul'un en iyi hastanelerinin verdiği 'Cezaevinde kalamaz,&lt;br /&gt;tedavisi hastane şartlarında devam etmeli' şeklindeki raporlar&lt;br /&gt;görmezden gelindi. Bu mu adalet?" diyerek tepkisini dile getirdi.&lt;br /&gt;Cezaevi savcısı ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu hakkında&lt;br /&gt;şikayetçi olacaklarını belirten Doğan'ın çocukları, "Bizim babamız&lt;br /&gt;terörist değildi, silahlı terör örgütü üyesi de değildi. Neden&lt;br /&gt;hastanelerin verdiği raporlar dikkate alınmadı?" diyerek yetkililere&lt;br /&gt;tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramın birinci günü cezaevinde hayatını kaybeden Duran Doğan'ın&lt;br /&gt;cenazesi, Adli Tıp Kurumu'ndan alınarak Gaziosmanpaşa'da toprağa&lt;br /&gt;verildi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;ynak: &lt;a href="http://www.haber7.com/haber/20081004/62-yasindaki-ciftci-cezaevinde-oldu.php"&gt;Haber 7&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3358031886383480018?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3358031886383480018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3358031886383480018' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3358031886383480018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3358031886383480018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/10/infaz-durdurulmayan-ifti-hapiste-can.html' title='İnfazı durdurulmayan çiftçi hapiste can verdi'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SO5aPS5XLvI/AAAAAAAAACg/txgX4ILySWg/s72-c/gift-img.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-3916572210024030731</id><published>2008-05-27T02:19:00.001+03:00</published><updated>2009-01-12T14:14:23.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutsaklar'/><title type='text'>Çağrı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SDtGvZJBqtI/AAAAAAAAACY/cf2x_hmuAyA/s1600-h/outreach-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SDtGvZJBqtI/AAAAAAAAACY/cf2x_hmuAyA/s400/outreach-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5204831574373280466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;İlgili ve Duyarlı Çevrelere,&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Erol Zavar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;son olarak Sincan 1 No'lu olmak üzere, 2001 Yılı başından bu yana F Tipi cezaevlerinde tecrit altında tutulan mesane kanseri hastası bir devrimcidir. İzolasyon koşullarında geçirdiği son 7,5 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ıl içinde 16 kez ameliyat edilmiş ve vücudundan 50'nin üzerinde kanserli tümör alınmıştır. Sağlığı giderek kötüleşmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;İki '&lt;i&gt;dünyalar güzeli&lt;/i&gt;' çocuğu da bulunan Erol, tüm olumsuz koşullara karşın '&lt;i&gt;Ölümle Randevusu&lt;/i&gt;'na gitmemeye kesin kararlı biçimde ve uzun süredir destansı bir direniş sergilemektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Otoritenin; kendisi gibi düşünmeyeni yok sayma,&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;tecrit ve hatta mümkünse yok etme politikasına karşı 'DEVRİMCİ TUTSAKLAR YALNIZ DEĞİLDİR!' şiarını yükseltiyoruz.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Erol'un şahsında; hasta olanlardan başlayarak tüm F tipi&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;tutuklu ve hükümlülerinin durumuna dikkat çekmek için 31 Mayıs 08'de SİNCAN'A YÜRÜYORUZ!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Erol Zavar'ın tedavisinin uygun ve insani koşullarda gerçekleştirilebilmesi için hep beraber seslerimizi yükseltelim: EROL ZAVAR'A ÖZGÜRLÜK!&lt;/span&gt;&lt;div style="background-color: rgb(255, 255, 255); font-family: verdana;"&gt;   &lt;div style="width: 655px;"&gt; &lt;div style="margin: 0pt; padding: 0pt 25px 0pt 0pt; width: 470px; float: left;"&gt;       &lt;div&gt;             &lt;p&gt;  &lt;/p&gt;      &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu; &lt;b&gt;'&lt;i&gt;dayanışmak&lt;/i&gt;'&lt;/b&gt; için bir &lt;b&gt;Çağrı'&lt;/b&gt;dır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Biz biliyor ve haykırıyoruz ki;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;* Tecrit Öldürür, Dayanışma Yaşatır!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;* Erol Zavar Yalnız Değildir!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;* İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Erol Zavar'a Yaşama Hakkı Koordinasyonu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-3916572210024030731?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/3916572210024030731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=3916572210024030731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3916572210024030731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/3916572210024030731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/05/ar.html' title='Çağrı'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SDtGvZJBqtI/AAAAAAAAACY/cf2x_hmuAyA/s72-c/outreach-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-5510143723104253749</id><published>2008-03-01T13:45:00.002+02:00</published><updated>2009-01-12T14:25:06.448+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='poster'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>Suç ve Ceza</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8lCEJ49IdI/AAAAAAAAACQ/CTefW29dP7U/s1600-h/sucveceza.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 416px; height: 509px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8lCEJ49IdI/AAAAAAAAACQ/CTefW29dP7U/s400/sucveceza.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172738286153441746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-5510143723104253749?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/5510143723104253749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=5510143723104253749' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5510143723104253749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5510143723104253749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/03/su-ve-ceza.html' title='Suç ve Ceza'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8lCEJ49IdI/AAAAAAAAACQ/CTefW29dP7U/s72-c/sucveceza.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-6997617106635316072</id><published>2008-02-27T16:55:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:09:02.974+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karikatür'/><title type='text'>Karikatür: Bülent Han - Bursa Özel Tip Hapishanesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8k91J49IcI/AAAAAAAAACI/6s-bHbAXaWk/s1600-h/7-f+tipinde+g%C3%BCne%C5%9F.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 337px; height: 471px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8k91J49IcI/AAAAAAAAACI/6s-bHbAXaWk/s400/7-f+tipinde+g%C3%BCne%C5%9F.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172733630408892866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-6997617106635316072?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/6997617106635316072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=6997617106635316072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6997617106635316072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/6997617106635316072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/02/blog-post.html' title='Karikatür: Bülent Han - Bursa Özel Tip Hapishanesi'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R8k91J49IcI/AAAAAAAAACI/6s-bHbAXaWk/s72-c/7-f+tipinde+g%C3%BCne%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-1289918992661736393</id><published>2008-01-17T02:10:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:13:50.585+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıldırım türker'/><title type='text'>Yeni İnfaz Yasası</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Yıldırım Türker       &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısı, kapımızda. Yangından mal kaçırır gibi hazırlanmış; çöken infaz sisteminin yanlışları üstüne inşa edilen bu tasarının geri çekilmesi gerekmektedir. Bu tasarının, tutuklu ve hükümlüler ile ailelerinin, her derece ve görevdeki infaz personelinin, hukukçuların, hekimlerin, mimarların, insan hakları savunucularının ve genel olarak kamuoyunun değerlendirmesine sunulmadan yasalaşması beraberinde büyük felaketler getirecektir.&lt;br /&gt;Bugün, yerim elverdiğince, dilim döndüğünce bu tasarının okumasını yapmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;Ülkemizde infaz rejiminin disiplin hukukuna ilişkin düzenlemelerinde mahkûm hakları idarenin tasarruf alanına terk edilmiş, koruyucu denetim araçları yaratılmamış ve bu da insan haklarına aykırı uygulamaların yolunu açmıştır. F tipi cezaevlerine sevk amacıyla yapılan şanlı 'Hayata Dönüş' operasyonlarından sonra infaz rejiminin denetimi amacıyla getirilen 'İnfaz Hâkimliği' ve 'Cezaevleri İzleme Kurulları' gibi kurumlar, uygulamada olumlu bir gelişmeye neden olamamıştır. Mahkûm haklarını güvence altına almadan böyle kurumlar yaratılırsa elbette süregelen zulmün meşrulaştırılması dışında bir işlevleri olamayacaktır. Olmamıştır da.&lt;br /&gt;Yeni tasarının yaklaşımı, suçlunun hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, onları her an geri alınabilecek birer ödül olarak gören bir sindirme politikasını yerleştirmeye yöneliktir.&lt;br /&gt;Tasarının temel felsefesi, 6. maddede açıkça belirtilmiştir: Hükümlünün iyileştirilmesi!&lt;br /&gt;"...üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır."&lt;br /&gt;Böylelikle cezanın 'özgürlükten yoksun bırakmaktan ibaret' olmadığını, suçun uzmanlar tarafından sağaltılacak bir hastalık olduğunu öğrenmiş oluyoruz.&lt;br /&gt;Oysa infaz sırasında suçlunun eğitimi ve ıslahı için yaratılan araçlar, mahkûm açısından bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HAKTIR&lt;/span&gt;. Bu araçların ikinci bir cezaya dönüştürülmesi, mahkûmun zorla 'iyileştirilmesi' gereken bir denek olarak algılandığına işaret eder.&lt;br /&gt;Yine yeni tasarıda, sıkı güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu başlığı altında 10. maddede yapılan düzenleme ile F tipi cezaevlerinde uygulanan infaz sistemi diğer suç türlerini de kapsayacak şekilde uygulama alanı bulmaktadır.&lt;br /&gt;F tipi cezaevlerinde, mahkûmun kimlik ve kişiliğinin yok sayıldığı, tüm ilişkilerin emir-komuta zinciri içinde oluştuğu 'Tredman' denilen zorla 'iyileştirme' programının tavizsiz dayatıldığı ağır bir infaz rejiminin hâkim kılındığını biliyoruz.&lt;br /&gt;Şikâyetsiz katlanacaksın&lt;br /&gt;Hükümlünün yükümlülüklerine yönelik 24. madde şöyle: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hükümlü, hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür. Hükümlü, Ceza İnfaz Kanunu'nun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Her ne amaçla olursa olsun, bilerek kendi yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini tehlikeye düşürecek eylemlere girişmeleri cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğünün ihlali sayılır.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;Açlık grevlerine karşı çaresizce geliştirilmiş olduğu anlaşılan bu maddenin çağdaş hukuk anlayışı açısından bir anlamı olabilir mi? Hükümlünün kendi bedenini sağlıklı tutma yükümlülüğünün hukuki karşılığı ne ola? Katlanma yükümlülüğü denilen şeyin, mahkûmun bu kuralları benimsemesi, sevmesi, güle oynaya bedenini sağlıklı tutması anlamına geldiği anlaşılıyor. Dolayısıyla ola ki tredman uygulamasından hoşnut değil ve bu da cezaevi idaresi tarafından tespit ediliyor, demek ki söz konusu mahkûm, katlanma yükümlülüğünü ihlal etmektedir. Antalya Barosu'nun&lt;br /&gt;İnsan Hakları Merkezi'nin raporundan okuyalım: "Hukuk devletinde, 'Cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğü' gibi bir kavram yoktur. Modern ceza hukukunda, suç ve ceza politikalarının temeli olan 'kanunilik ve şahsilik' ilkesinin doğal sonucu olarak, suç teşkil eden fiiller ve bu fiillere öngörülen cezai sorumluluk sınırları ve yaptırımları açıkça tanımlanır. Yaptırımın uygulanması alanını düzenleyen infaz rejimi de, cezalandırma tekelini elinde bulunduran gücün, ceza normunu ihlal eden birey üzerindeki etkisini ve bu güç kullanılırken, gücü kullananın (devletin) uymakla yükümlü olduğu ilke ve kuralların saptandığı hukuk alanıdır. Bu gücü bedeninde hisseden bireyin artık, bu yaptırımdan memnun olup olmadığının hiçbir hukuki önemi olmadığı gibi bireye ayrıca bu cezaya katlanma yükümlülüğü getirmenin de ilk başta hukuki bir anlamı yok gibi gözükmektedir."&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler, mahpuslara karşı davranışlara dair temel ilkelerin 1. maddesi, "Bütün mahpuslara, doğuştan sahip oldukları insanlık onurunun ve değerin gerektirdiği saygıyla muamele edilir" diyor.&lt;br /&gt;Ne gam! Düzenleme, mahkûmun duygusal tepkilerini dahi denetim altına almaya yönelik, onun tüm benliğini kayıtsız şartsız eritip yok etmeyi amaçlıyor. Şikâyet etmek bile yasak. Mahkûm değil kölesin.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Arbeit Macht Frei &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tasarının 27. maddesi mahkûmların zorla çalıştırılmasını düzenliyor. 'Yeni yetenek ve becerileri mahkûma yeniden kazandırmayı hedefliyor'muş.&lt;br /&gt;İnsana zorla yetenek ve beceri kazandırılacağı, onun iradesi hilafına 'çalışarak iyileşeceği' inancının karşılığını tarihin bütün karanlık sayfalarında bulabiliriz. Cezaevinde çalışmak, bir ödev, bir zorunluluk, bir zulüm olamaz. Olsa olsa mahkûmun isterse kullanabileceği hakkıdır.&lt;br /&gt;Auschwitz toplama kampının kapısında da 'Çalışmak özgür kılar' yazıyordu.&lt;br /&gt;Cunta dönemlerinin askeri cezaevlerinden gayet iyi hatırladığımız tek tip giysi uygulamasının yeniden gündeme getirilmesi de tasarının dünyayı tartış biçimi açısından parlak bir ipucu sunuyor. Geçmişte onmaz acılara yol açmış olan böylesi bir uygulama, özellikle siyasi mahkumların burnunu sürtme dışında bir amaç taşıyor olamaz. Çağdaş Hukukçular Derneği'nin raporundan okuyalım: "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;1-)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;İzolasyon temelli infaz rejimlerinde ve buna uygun cezaevi mimarisinde en önemli sorunlardan birisi renk ve görme algıları başta olmak üzere duyu kaybıdır. Tek tip elbisenin bu etkiyi artıracağı açıktır. &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;2-)&lt;/span&gt; Uzun yıllar sürebilecek infazda tek tip elbise kullanılması mahpusun yeknesak ve sınırlı yaşamı açısından psikolojik bir tahrip unsurudur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;3-)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Ülkemizde askeri uygulamayla bir tutulduğundan; mahpusun bir 'sivil' olarak tek tip elbiseyle birlikte zorlanacağı varsayılan davranış koşullarını akla getirmektedir. (marş ezberletme, infaz personeline hitap, askeri sayım, esas duruş vb. uygulamalar yaşanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;4-)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Kişiliğini geliştirme hakkına ve kültürel bütünlüğe zarar verici bir uygulamadır."&lt;br /&gt;Aynı mantığından sual olunmaz askeri yaklaşım, "Herhangi bir şeyi protesto etme amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak... gereksiz olarak marş söylemek ve slogan atmak" gibi disiplin suçları tanımıyla şahikasına varıyor. 'Susma'nın bir suç olarak tanımı dünya hukuk literatürüne geçecek nitelikte bir yaratıcılık ürünü. Ayrıca 'gerekli' marşların belirlenmesi de herhalde idareye bırakılıyor.&lt;br /&gt;Aynı burkulmuş mantık, aynı kindar düşmanlık, mahkûmların 'gereksinmeden çok yayın' bulunduramayacağını belirten maddede de okunabilir. F tipi cezaevlerinde mahkûmların şikâyetlerine neden olan 'üç kitaptan fazlasını bulunduramama' uygulamasına yasal bir kimlik verme gayreti, tasarı yazarlarını böylesine gülünç bir duruma düşürüyor. Gereksinmeye kim karar verecek?&lt;br /&gt;Kaç sayfa ya da cilt karar, kaç sayfadan fazlası zarardır?&lt;br /&gt;Yeni infaz rejiminin yasal düzenlemesi ciddi bir çalışmayla, gerekli katılımın sağlanmasıyla yapılmalıdır. Elimizdeki tasarının geri çekilmesi şarttır. Herkesi bu konuda söz ve fikir üretmeye çağıralım. Konu, hepimizin hayatını doğrudan ilgilendirmektedir. Hayatımızı müebbet körlük yaşadığımız hücrelere çevirmeye çalışan mimarlar, hapishaneler söz konusu olduğunda iyice fütursuz davranabileceklerini sanmasın.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;18/10/2004 - Radikal            &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-1289918992661736393?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/1289918992661736393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=1289918992661736393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1289918992661736393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/1289918992661736393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/01/yeni-infaz-yasas.html' title='Yeni İnfaz Yasası'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-5657137842876274721</id><published>2008-01-03T00:16:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:10:57.230+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Perihan Mağden'/><title type='text'>Sesi duyulmayanların sesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3wOSg6iNfI/AAAAAAAAAB4/vbdsvdnHn_k/s1600-h/hucrekarikatur.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3wOSg6iNfI/AAAAAAAAAB4/vbdsvdnHn_k/s200/hucrekarikatur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151007785040885234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Perihan Mağden                         &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hafta önceydi. Mutfağa tabakları taşıyor, geri geliyor, ana haber&lt;br /&gt;saatlerinde çoğunlukla olduğu üzre sofra kur, sofra kaldır, tarzı işlerin&lt;br /&gt;yamacında, kulaklarımı da haberlere tahsis etmiş bulunuyordum.&lt;br /&gt;'Yananların cesetleri' tarzı bir laf, ruhuma çalındı. Haksızlıkların en&lt;br /&gt;ağırına, ilahi bir haksızlığa uğramış bir baba: "Ben bana verilen cesedin,&lt;br /&gt;çocuğumun cesedi olup olmadığından dahi emin değilim," diyordu.&lt;br /&gt;Televizyonun karşısına mıhlandım. Cezaevlerine düzenlenen Ağır Şefkat&lt;br /&gt;Operasyonu'nun neticesinde, çocuklarının yanmış bedenlerine kavuşan ana&lt;br /&gt;babaları konuşturuyorlar, zannettim. Zira ne kadar unutturulmaya çalışılsa&lt;br /&gt;da, bizler ne kadar yoğun bir güçle unutmaya, YOK saymaya çalışsak da, öyle&lt;br /&gt;bir operasyon düzenledi işte. Günler ve günlerce sürmüştü devletimizin 'Ağır&lt;br /&gt;Şefkat/Gerekirse Yaka Yaka Hayata Döndürüş' operasyonu.&lt;br /&gt;Sonra. Sonra mı? Tısssss.&lt;br /&gt;Şimdi ben bu ülkeyi anlayamamakta, kavrayamamakta, bu ülkenin nasıl&lt;br /&gt;işlediğine dair o gizli ve sinsi mekanizmanın inceliklerine nüfuz edememekte&lt;br /&gt;bu denli inatçı bir zavallı şahsiyet olarak, atv ekranlarında, ana&lt;br /&gt;haberlerde çocukları şöyle ya da böyle yakılmış bulunan, ana babaların&lt;br /&gt;konuşturulduklarını, zannedecek kadar...&lt;br /&gt;Amatördüm. Salaktım. Yabancıydım.&lt;br /&gt;Hayır, epey zaman önce yaşanmış bir otobüs kazasında çocuklarını kaybedenler&lt;br /&gt;konuşuyormuş. Otobüsteki teknik bir hata yüzünden çocuğunu, gözünün nurunu&lt;br /&gt;kaybetmiş; acıların en büyüğü ile evlat acısı ile kavrulmuş bir trafik&lt;br /&gt;mağdurunun, konuşmaya hakkı yok mudur?&lt;br /&gt;Tabii ki vardır. Tabii ki, konuşacaktır.&lt;br /&gt;Peki ya diğerlerinin? ÖBÜR ana babaların? Acılarını paylaşmaya, başlarına&lt;br /&gt;getirilenlerin aslında ne olduğunu bizlere anlatmaya hakkı yok mudur? Böyle&lt;br /&gt;bir hakkın olmadığı bir ülkede, o operasyonun haklılığı peki, cansiperane,&lt;br /&gt;savunulabilir mi?&lt;br /&gt;O ağır, o bizleri günlerce tarumar etmiş operasyon; maksatlı ana babaların&lt;br /&gt;maksatlı çocuklarına yönelik, o eşi benzerine dünya tarihinde&lt;br /&gt;rastlanamayacak olan o operasyon yoksa olmamış mıdır? Olmamış saymamız mı&lt;br /&gt;gerekmektedir?&lt;br /&gt;Olmamış gibi yapmamız mı, doğrusudur?&lt;br /&gt;30'u aşkın ölü söz konusu. 500'ü aşkın ağır yaralı. Nerde peki bu yaralılar?&lt;br /&gt;Bir haber alıyor musunuz; bir görüntüleri olsun, ulaştı mı bizlere? Madem&lt;br /&gt;'kurtarıldılar', madem o nice gazeteciyi 'Yatacaksam böyle bir tipte&lt;br /&gt;yatayım' diye şevke getirmiş o muhteşem F tiplerinde, kurtarılmış&lt;br /&gt;vaziyetteler, görelim onları bir. SESLERİNİ DUYALIM.&lt;br /&gt;Mehmet Bekaroğlu, hepsinin nasıl yara bere içinde olduklarını, nasıl yalnız&lt;br /&gt;bakımsız tecrit edilmiş, tam korkulduğu gibi korktukları gibi olduğunu,&lt;br /&gt;Allah razı olsun, gidip görüp, aktardı.&lt;br /&gt;Sonra? Sonra: Tıssss.&lt;br /&gt;Ölüm oruçları peki? Hâlâ devam ettiğini bildiğimiz ölüm oruçları. Açlık&lt;br /&gt;grevleri. Yara bere içinde: üstüne hortumla tazyikli su sıkılmış, gaz&lt;br /&gt;tutulmuş, itilmiş kakılmış, yaralanmış, ağır hafif yaralanmış o mahkûmlar,&lt;br /&gt;siyasi mahkûmlar, afiş asmaktan içeri tıkılmış gencecik çocuklar, pankart&lt;br /&gt;açmaktan, dergi basmaktan içerdeki o çocuklar...&lt;br /&gt;Onlardan haber var mı?&lt;br /&gt;Ölüm oruçlarından, açlık grevlerinden?&lt;br /&gt;Birlikte 'yaşama alanları' (var ise tabii böyle alanlar) tamamlanmadan, ısı&lt;br /&gt;tesisatı kurulmadan, altyapı, üstyapı çalışmaları bitmeden F tipi adıyla&lt;br /&gt;maruf hücrelere tıkılmış o çocuklardan peki, bir daha haber alacak mıyız?&lt;br /&gt;Yüzlerini görecek miyiz? Dünyada eşi benzeri olmayan F tipi tabir edilen,&lt;br /&gt;ancak Amerika'da idamına karar verilenlerin son günlerini geçirdikleri&lt;br /&gt;tecrit hücrelerini andıran bu insanlık dışı 'modeldeki' ısrarımızı,&lt;br /&gt;sürdürecek miyiz?&lt;br /&gt;Operasyon öncesi Hikmet Sami Türk'ün F tiplerinin gözden geçirileceğine/bazı&lt;br /&gt;değişikliklere gidileceğine dair sözünü; Ağır Şefkat Operasyonu'nun ardından&lt;br /&gt;unutması, unutturması, söz konusu etmemesi peki, demokratik devlet anlayışı&lt;br /&gt;ile bağdaşıyor mu?&lt;br /&gt;Verilmiş böyle bir söz varken, ondan dönülmesi; operasyonun o yakıcı&lt;br /&gt;operasyonun akabinde de "Karıştırmayın şimdi bunları. Temiz temiz yaptık&lt;br /&gt;operasyonumuzu, yaktık çenelerini," tavrına girilmesi hukukla, demokrasiyle,&lt;br /&gt;insan haklarıyla, hükümet olmakla, seçilmiş olmakla bağdaşmakta mıdır?&lt;br /&gt;'Normal' midir? Olacak 'iş' midir?&lt;br /&gt;Demokrasilerde HERKESİN sesi duyulur.&lt;br /&gt;Herkesin, bir diyeceği vardır. Olabilir. Diyeceğini ifade etme özgürlüğü&lt;br /&gt;vardır. Demokrasilerde beyler, maalesef, öyledir.&lt;br /&gt;Sesleri kapatabilirsin, yakabilirsin, örtebilirsin, kısabilirsin sesleri.&lt;br /&gt;Antidemokratik yöntemlerle, bu mümkündür. Ama bakarsın, o kestiğin,&lt;br /&gt;kıstığın, yok saydığın sesler; 80 yıl sonra, 90 yıl sonra dahi duyuluyorlar.&lt;br /&gt;Hiç ummadığın yerlerden. Hiç ummadığın zamanlarda yükselir sesler. Sesi&lt;br /&gt;duyulmayanların sesi, bir yerlerden çıkıverir.&lt;br /&gt;Artık ne kadar tepinsen, susturamazsın.&lt;br /&gt;Mazlumun ahı. Sesini kıstığının sesi. Hiç beklemediğin yerlerden çıkar.&lt;br /&gt;Aheste aheste. Hem de.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;24 Ocak 2001 - Radikal                       &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-5657137842876274721?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/5657137842876274721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=5657137842876274721' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5657137842876274721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/5657137842876274721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2008/01/sesi-duyulmayanlarn-sesi.html' title='Sesi duyulmayanların sesi'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3wOSg6iNfI/AAAAAAAAAB4/vbdsvdnHn_k/s72-c/hucrekarikatur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2289715299181395554</id><published>2007-12-25T13:36:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:10:00.031+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıl bora'/><title type='text'>F</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3DukQ6iNeI/AAAAAAAAABw/z9hTrgh-qwM/s1600-h/analar+3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 216px; height: 146px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3DukQ6iNeI/AAAAAAAAABw/z9hTrgh-qwM/s200/analar+3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147876680867657186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-family:georgia;font-size:180%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Düşünce ve ifade özgürlüğü ile yeni kısıtlamalar gündemde. Yeni kısıtlamalar, Avrupa Birliği’ne sunulacak “demokratikleşme” revizyonunun örtüsü altında gizleniyor. Asayiş aygıtı, onyıllardır alıştığı işi yapıyor: Özgürlük kısıtlayıcı yasalarda düzeltmelere mecbur kaldığında, kanun metnini değiştiriyormuş gibi yapıp aslında değiştirmeyerek ya da orasına bir iki lâf, şurasına bir noktalı virgül sıkıştırıp daha beter ağırlaştırarak, o da olmazsa, o zamana kadar sotada bekleyen bir başka kanun maddesini ‘aktive ederek’, yine geçit vermiyor.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Radikal’in Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, diğer gazetelerin ve televizyonların, bırakın “yakın ve açık tehdidi”, salt “huylanma” üzerine cezâî yaptırım uygulamaya cevaz veren bu yeni düzenlemeler karşısındaki kayıtsızlığını, gamsızlığını eleştiriyor. Gerçekten de öyleler. Sadece bu konuda değil, birçok konuda öyleler. Kayıtsızlık ve kanıksamanın yakın zamanlardaki en ürpertici örneklerinden birini hatırlayalım bu vesileyle? 32 insanın ölümüyle sonuçlanan “Hayata Dönüş” Operasyonu ile uygulamaya konan F Tipi hapishanelerinde hâlâ sürmekte olan ölüm oruçlarını... Operasyon ve ölüm oruçlarında hayatını kaybedenlerin sayısının, yaklaşık 13 aylık bir dönem sonunda, 100’e yaklaşmakta olduğunu... Bu süreçte yüzlerce insanın sakat kaldığını, kalıcı hastalıklar ‘edindiğini’...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;On-onbeş günde bir, bir insan daha ölüyor; o zaman gazetelerde haber çıkıyor: “Bir ölüm oruççusu daha öldü, ölenlerin sayısı seksen küsura ulaştı” diye. TRT’nin İstiklâl Savaşı gazilerinin ölüm haberlerini duyuran gece yarısı haberlerinin rutinine benzeyen bir rutin... Televizyonlarda, o kadarı da yok. F Tipinde hapis yatmakta olan birisi, mektubunda “ ’ölüm yoksa haber de yok’ politikası”ndan bahsediyordu. Bu da biraz iyimser bir tanımlama olmasın sakın?&lt;br /&gt;Türkiye’ye, dünyaya, aktüaliteye yabancılaşarak, hâdiselere biraz mesafelenerek baktığınızda, aklın ve vicdanın almayacağı bir durum bu. İnsanın hayvan sıfatlarından biri kuşkusuz kanıksayan hayvandır; ama yine de kanıksanması çok çok zor bir durum. ‘Kamuoyu denen şekilsiz varlığı’ bir kenara bırakalım, medyanın bu sistemli kanıksamasını neye bağlamalı? Birinci sebep, şüphe yok, hükümetin ve hükümet-üstü kuvvetleriyle devletin, bu meseleyle meşgul olunmasını istememesi. İkinci sebep, şüphe yok, medya yönetimlerinin de büyük çoğunlukla, bu eylemi yürütenleri artık insan sınıfının dışında addeden bakış açısını paylaşıyor olması.&lt;br /&gt;Üçüncü sebep ise, Hikmet Sami Türk istediği kadar “örgütün talimatları... örgütün talimatları... örgütün talimatları...” desin dursun, insanların böyle bir ölüm rutinine girmesinden rahatsızlık duyan medya çalışanları (ve bu meseleyi dert edinen avukatların, insan hakları aktivistlerinin, yurttaşların çoğu) ile, ölüm oruççularının saikleri, dilleri, ilişki ağları arasındaki temassızlıktır. Yaşananların olağanüstü sertliği, ölüm oruçlarını -değişik talepler, gerekçeler ve kararlılık dereceleriyle- yürütenler ile, onların davalarına angaje olmaksızın insan haklarını savunanlar arasındaki mesafeyi, hiçbir zaman olmadığı kadar büyüttü. Hücre hayatına zorlananların temel insan haklarını savunanların bu savunusu, büyük ölçüde gıyabî bir savunuya dönüştü. Birisinin insan haklarını, onun politik talebiyle özdeşleşmeden savunmak... Tersinden söyleyince daha güçlü: Birisinin politik talebiyle özdeşleşmeksizin de, onun insan haklarını savunmak... Bu ‘saf’ insan hakları savunuculuğu pozisyonu, sosyo-politik davranışlar bütçemizde bir ‘açık pozisyon’dur ne yazık ki... Bu kıtlıkta, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Mazlum-Der, Türk Tabipleri Birliği, üç büyük ilin baroları, birçok demokratik kitle örgütü, en azından bu yapılar içerisinde söz sahibi birçok insan, ve Saadet Partisi Rize milletvekili Mehmet Bekâroğlu, bu pozisyonu doldurmak için gayret sarfettiler. Medya, özellikle “büyük” medya, onların bu gayretini, onların duygu ve düşüncelerini aktarmadaki organize nekesliğiyle, insanlık nâmına çok ağır bir hizmet kusuru işledi, işlemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;Ölüm oruçları deneyimini, ölüm oruççuları, onların yakınları ve “yetkililerle” burun buruna yaşayan psikiyatrist hekimler Erol Göka ve Özge Yenier Duman, Toplum ve Bilim’in 90. (Güz 2001) sayısındaki değerlendirmelerinde, eylemcileri en fazla travmatize eden etkenin, kamuoyunun seri ölümler karşısındaki kayıtsızlığı olduğunu saptıyorlar. Emin olun, bu kayıtsızlığın travmatik etkisine maruz kalanlar sadece onlar değil. Mehmet Bekâroğlu boşuna demiyor: “Belki sessizliğin derinleşmesini sağlayan da bu suçluluk duygusudur... ama trajedi hepimizindir. Korkulur ki, bugün değil ama yakın bir gelecekte bedeli hep birlikte ödeyeceğiz.”&lt;br /&gt;Büyük medyanın kıyılarında, ama yine de ‘kamuoyu denen şekilsiz varlığın’ göz mesafesi içinde, bu iç karartıcı meseleyi mesele edenler de var, çok şükür. İki örneği minnetle anmak istiyorum.&lt;br /&gt;Hüseyin Karabey’in Sessiz Ölüm filmi, uzun süre, sinema şenlik/festivallerinde, kültür merkezlerinde gösterildi; birçok küçük şehirde bu küçük ölçekli gösterimler de engellendi. Şimdi, birkaç sinema salonuna çıkmış bulunuyor. Bu filmin, yüreğe oturan bir mesajı var - fakat bir “mesaj filmi” değil. Türkiye’de F Tipiyle tartışmaya gelen ama tartışılamayan tecritçi ceza uygulamasının nasıl global, nasıl Batılı-çağdaş bir olgu olduğunu görebilirsiniz. Sessiz Ölüm, Avrupa ve Amerika’da yoğun, ciddi, zahmetli bir çalışma sonucu kotarılmış, hususen Türkiye’ye değil cümle insanlığa yapılmış bir film. Olay, medenî dünyamızda geçiyor.&lt;br /&gt;Aylık PostExpress dergisinin 15 Aralık-15 Ocak tarihli 8. sayısında, “Hayata Dönüş operasyonunun Yıldönümünde Ölüm Oruçları: Yaşayanlar Anlatıyor” başlıklı, hücre uygulaması mağdurlarıyla yapılmış 16 tabloid sayfa dolusu söyleşi (artı bu konuyla ilgili New York Times’tan çevrilmiş beş sayfa röportaj) yayımladı. Gerek mâhut operasyon ve tecrit uygulaması hakkında, gerek bu zulüm politikasının insanî tahribatı hakkında, gerekse ölüm oruççularının hem motivasyonları hem görüş farkları, ikircimleri hakkında son derece güçlü bir dokümantasyon var burada. Cana değicidir ve kalıcı değerdedir.&lt;br /&gt;F Tipi hapishaneler, tecrit yerleri. F Tipine kapatılmış birisinin, diğer mahpuslardan üçüyle-beşiyle haftada üç saat-beş saat görüşmesi, acaba “örgütün cezaevinde kontrolü ele geçirmesine” yol açar mı? -devletin “ilgili yerlerinde” daha bunun tetkikleri yapılıyor. Mahpuslar ve aileleri, kendi sorunlarını zikreden üç beş satırı nafile arayacakları gazetelere, dergilere para yetiştiremiyorlar, ya da yasaklarla engelleniyorlar. Onların “kamuoyu”yla ilişki yolları, mektuplardan ibaret. Tanıdıklarına ya da tanımadıkları gazetecilere, yazarlara mektuplar yazarak iletişim arıyorlar. Kimisi anonim mektuplar, kimisiyse şahsîliği olan... Kimisi propagandif, kimisi ince ince düşünülmüş...&lt;br /&gt;F Tipi hapishanelerin birinden gelen bir mektupta, mahpusların birbirleriyle nasıl iletişim kurduğu anlatılıyordu: “Tenis topu büyüklüğündeki topların sırtına bağladığımız notlarımızla chatleşiyoruz. Bu chatleşme internettekinin aksine bizi öyle yakınlaştırıyor ki! Tek başımıza olsak da yalnız kalmıyoruz hücremizde.”&lt;br /&gt;Buradan, mütevazı bir öneriye varacağım. Hele elektronik haberleşme yaygınlaşınca iyice nesli tükenen, zahmetli hale gelen bu iletişim aracı, mektup, zaten yitmemesi gereken, kıymetli bir akıl/fikir/dert/gönül paylaşma mecrasıdır. Salt F Tipi tecritteki insanların varlığı, mektubu yitirmemek, mektup yollarını genişletmek için yeter sebeptir. “Oradakilerle” mektuplaşan, hayır işler. Hiç kimselerle konuşamayanla, konuşturulmayanla konuşmuş olur. Tabii kendi kendisiyle de... İsteyen, İnsan Hakları Derneği’nden, barodan, bir yerden adres bulabilir. Yanlış bilmiyorsam bir ara İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi bu tür bir mektuplaşma kampanyası tasarlamıştı - başkaları da tasarlayabilir. Bir ucundan tutmak, bir deneme, bir başlangıç yapmak için kampanya da şart değil.&lt;br /&gt;Düşünmez miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Tanıl Bora                      &lt;br /&gt;28 Ocak 2002 - medyakronik&lt;/span&gt;    &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2289715299181395554?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2289715299181395554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2289715299181395554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2289715299181395554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2289715299181395554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/f.html' title='F'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R3DukQ6iNeI/AAAAAAAAABw/z9hTrgh-qwM/s72-c/analar+3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2685783844214083862</id><published>2007-12-24T01:09:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:24:28.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Onur Gülbudak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R27vkw6iNcI/AAAAAAAAABg/wnYxVNQm2Ig/s1600-h/000024.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 183px; height: 271px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R27vkw6iNcI/AAAAAAAAABg/wnYxVNQm2Ig/s200/000024.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147314839015798210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; F tipi psikologluk&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir disiplin olarak psikoloji pek masum görünür. Her ne kadar "psikolojik" ifadesinin mustarip olduğu korku ve endişe algısı, toplum için önemli bir önkabulse de, dahası "psikolog" figürü, mahremiyete bağlı direnci kıran, zaafları görmeye ve yüzüne çarpmaya muktedir olan bir "risk" olarak düşünülse de, kendi başına 'psikoloji' kavramı, sağduyu, selamet, metanet, başarı, verim, iyilik, güzellik, hoşluk tabloları ile anılır. Psikologlar, toplumun aklıselim ve anlayışlı unsurları olarak, sosyal terazinin herhangi bir kefesine konulmaz; çoğu kez, dengeleyici unsurlar olarak, sınıflarüstü bir usla algılanır. Hatta, yapılan kimi araştırmalar, insanların, sosyal adalet kavramını yargıç ve savcılardan çok daha fazla psikologlarla ilişkilendirdiğine ilişkin bulgular taşır. Sigorta şirketlerinin, otomobil kaskoları için psikologlara tanıdığı önemli indirim olanakları da, psikologların trafikte uysal, sakin, dikkatli, adil olacağına ilişkin bir inançtan ileri geliyor olmalı. Bununla birlikte, herhangi bir toplumsal, siyasal konuda taraf olan psikologların yadırganması da, bu algıyı destekleyen başka bir emaredir. Sözgelimi, toplumun zihinsel kurgusunda, bir psikoloğun bir eylemde slogan atarken tasavvur edilmesi güçtür. Psikologların, çileden çıkıp kitleler halinde protestolar tertipleyebileceği ise tahayyül bile edilmez.&lt;br /&gt;Ne var ki, aslında, en genel anlamıyla psikoloji de, psikologların sosyal düzlemi de, psikolojinin ürettiği bilgi de bir ideolojik bağlam içerisinde şekillenir. Psikoloğun üretip uyguladığı bilgi, belirli bir tarihsel, politik atmosferden bağımsız steril bir ortamda değil, pekala içerisinde yaşadığı ve parçası olduğu politik iklimin olanakları ile yaşam bulur. Psikolog bunu amaçlamasa da, hatta kaçınsa da geldiği nokta politiktir. En basitiyle, psikolojinin en pelesenk olmuş ifadesi olan "normallik" kavramının aslında oldukça politik bir kod olması, psikoloğun giydiğinin ne kadar sağlam pabuç olabileceğine işarettir. Bu durumda, kendini çamurda hissetme gereği duyan psikoloğun yapması gereken elbette ayrı bir konudur. Ama bu durumla yüzleşmekle başlamasının gerektiği açıktır.&lt;br /&gt;'F tipi psikologlar'!&lt;br /&gt;Tecrit tipi hapishanelerde adına "Psiko-sosyal hizmet birimi" denilen, mahkumlarca, daha çok psikologlar ile anılan bir departman mevcut. Lakin, Sincan'dan Edirne'ye kadar tecrit hapishanelerinde kalan mahkumların bu birimde görevli psikologlarla ilgili pek yaygın söylemi ise çok ilginç: 'Cezaevinin genelkurmayları!' Mahkumların anlatımları, özellikle F tiplerinde adım atmak için psikoloğa görünmek ve talepleriyle ilgili bilgileri vermek zorunda bırakılmak üzerine bir sistem olduğu yönünde. Psikologla olan ilişki bir tretman kanaati olarak değerlendirilip mahkumun "ehlileştirilmesi" konusunda hangi argümanların kullanılacağını belirliyor. Bu haliyle görevinin, mahkumiyet yaşamı süren bireylerin ruh sağlıklarını gözetmek değil, tecrit rejiminin selameti için çalışmak olduğu, tecritin kurgusundaki siyasal beklentilerin başarısı için bir program yürütmek olduğu pek belli olan ve adına "psiko-sosyal hücum birimi" denmesi daha isabetli olan bu departmanın uygulamaları, tecrit modelinin hem hazırlanmasında hem de işler kılınmasında bir disipilin olarak psikolojinin rolünü ifade ediyor.&lt;br /&gt;Sicil ve müşahade fişi&lt;br /&gt;Tecrit tipi hapishanelerde düzenli aralıklarla kullanılan, "Sicil ve Müşahade Fişi" adlı envanter, sosyal bilgiler, kazai bilgiler, infazla ilgili bilgiler, sağlık fişi gibi bir dizi başlıktan oluşuyor. Tecrit tipi hapishaneler açılmadan önce, genel bir özgeçmiş fişi kullanılıyorken, tecrit modeline bağlı olarak geliştirilen bu dökümanda, mahkumun her türlü davranışsal, ruhsal öyküsünü ve mevcut değişkenleri kontrol altına almaya dönük bir donanım söz konusu. Medeni hal, mali durum, tahsil derecesi gibi bilindik özgeçmiş maddelerinin yanında, mahkumun geçmişte hangi travmaları yaşadığını, bu travmalar karşısındaki tutumunu, bilhassa zayıf yönlerini, başından mühim bir macera geçip geçmediğini, hayatındaki mahrumiyetleri, düşkün olduğu zevk ve alışkanlıkları, ilk kez ne zaman, nerede "bluğa erdiğini", ilk cinsel münasebetini ne zaman yaşadığını, regl öyküsünü, cinsel kimliğini soran maddeler, tecrit tipinin, mahkumun zihnine hakim olma hevesi üzerine olan kurgusunu ele veren önemli işaretler. Fişin ilerleyen maddelerinde, mahkumun hapishaneye geldiğinde ilk "öğüdü" nasıl karşıladığını, cezaevi idaresine direncini, pişman olup olmadığını ölçen sorular, gittikçe tecrit rejiminin fotoğrafını ve psikologların bu rejim içinde konumlandıkları yeri ortaya çıkarır nitelikte. İnfazla ilgili konular başlığı altındaki maddeler ise, ürkütücü olmakla birlikte, tecrit modelinin şifrelerini netleştirmemize yarıyor. Uysal mı, geçimli mi, ideolojik bağlılığı sürüyor mu, samimi mi, riyakâr mı, kimlerle mektuplaşıyor, yazdığı ve aldığı mektuplar hangi konulara temas ediyor, kimler ziyaret ediyor, ziyaretçiler arasında hassas olduğu kişiler kimler, daha ziyade hangi mahkumlarla anlaşabiliyor, çatışıyor, bu konuda ne gibi sebepler düşünülebilir, iyi hareketleri nelerdir, açık olarak tarihleri ile birlikte kötü hareketleri nelerdir, mahkuma verilen imtiyaz ve mükafatlar nelerdir, ruhi ahvali, tezahüratı nedir gibi sorular ve bu minvalde mahkumun bütün sosyal algısına, benlik algısına hakim olmaya yönelik bir dizi madde, tecrit modelinin esasen özel bir psikolojik infaz konsepti olduğunu açıkça ele veriyor.&lt;br /&gt;Söz konusu fişleri dolduran psikologların, politik tutukluların birer hasta, sahip oldukları tüm politik ve toplumsal değerlerin de imha edilmesi gereken değişkenler olduğu önkabulü ile maddelerin karşılarına aldığı notlar, tecritin, bireyin insan yanına dönük nasıl bir tehlike olduğunu apaçık ortaya koyuyor. 'F tipi psikologların', cezaevi popülasyonunu, uysal ve işbirliğine hazır olanlar ve korudukları inanç bütünlükleri ile buna bağlı politik dirençleri itibarıyla, türlü yaptırımları hak edenler gibi bir ölçekle ayırması, psikologların hangi düzeyde taraf olduklarını göze sokar nitelikte.&lt;br /&gt;Genelge ve tecrit&lt;br /&gt;Tüm bunlar, tecrit modelinin, birer ya da üçer kişilik izolasyon mimarisinden ve buna bağlı hukuki bir fenomenden ibaret olmadığını, en başından beri derinlikli bir rejim olarak tasarlandığını, aslında bir model olarak tecritin teknik bir araç olduğunu, asıl üzerine gidilmesi gerekenin "tecrit etme" zihniyeti ve hazırlayıcı-uygulayıcı erkin tecrit modelinden beklediği siyasal hedefler olduğunu gösteriyor. Tecrit karşıtı muhalafetin, pek sınırlı düzenlemeler öngören ve aradan geçen 1,5 aya karşın iki cezaevi dışında uygulanmayan "yatıştırıcı" bir genelge sonrasında, süregiden sorunu örttükçe de inkar eden bir satıhta "durağanlaşması" endişe verici ve bir bütün olarak "tecrit etme" anlayışını ortadan kaldırmak konusunda da umut kırıcıdır.&lt;br /&gt;Müşahade ve Sicil Fişi ise, başta psikologlar olmak üzere herkes için, -ama özellikle genelge suskunu kamuoyu için-, tecrit sisteminin 'küçük düzenlemelerle halel gelmeyecek' derin ve hazırlıklı bir "rejim" olduğuna dair sağlam bir nişane olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;ONUR GÜLBUDAK: Psikolog&lt;br /&gt;04/03/2007  - Radikal iki    &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2685783844214083862?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2685783844214083862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2685783844214083862' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2685783844214083862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2685783844214083862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/f-tipi-psikologluk-bir-disiplin-olarak.html' title=''/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R27vkw6iNcI/AAAAAAAAABg/wnYxVNQm2Ig/s72-c/000024.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-8205653372906155432</id><published>2007-12-23T01:41:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:12:38.869+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cem kaptanoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R22iEA6iNbI/AAAAAAAAABY/ySyfmBJEAWs/s1600-h/falaka.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 239px; height: 190px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R22iEA6iNbI/AAAAAAAAABY/ySyfmBJEAWs/s400/falaka.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146948139003033010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;F tipi sağlığa zararlıdır! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Roma İmparatoru Frederick II, bilim dünyasında, yaptığı acımasız deneyle tanınır.&lt;br /&gt;Frederick, "Yeni doğan bebeklerle sosyal ilişki kurulmazsa, bebekler, ana dillerini değil, her insanın doğuştan bildiği, insanlığın ortak dilini konuşurlar" hipotezini sınamak için, yeni doğmuş birçok bebeği, annelerinden ayırıp bir kurumda tecrit etmiş ve bakıcılarının bebekleri yalnızca, beslemeleri, giydirmeleri ve yıkamalarına izin vermiştir. Başka hiçbir sosyal ilişkiye girmeyen bebeklerin tümü, varlığına inanılan tanrısal bir dili veya ana dillerini konuşamadan ölmüşlerdir. Bir gözlemcinin deneyle ilgili yorumu şöyledir:&lt;br /&gt;"Öldüler, çünkü bebekler, onlara bakanların coşkulu yüzleri, sevecen dokunuş ve sözleri olmadan yaşayamadılar". Günümüzde benzer deneyler yapmak olanaksız. Fakat bebeklerde, sosyal uyaran eksikliğine bağlı olarak gelişen ruhsal bozukluklarla, psikiyatri kliniklerinde karşılaşmak mümkün. Hospitalizm, kurum sendromu, anne yoksunluğu ve psikososyal cücelik gibi isimler verilen bu tür bozukluklara, bakımevlerinde kalan veya uzun süre hastanede yatan çocuklarda sık rastlandığı biliniyor.&lt;br /&gt;Tecrit, "ötekine" açlıktır&lt;br /&gt;Her insan yavrusu filogenetik olarak insan olma potansiyelini taşımakla birlikte, ancak öteki insanlarla ilişki içinde, bir başka deyişle sosyalleşerek insanlaşabilir. Sosyalleşmek, kendisi dışındakini (ötekini) tanımak ve onun tarafından tanınmayı arzulamaktır. Bir bebeğin ilk anlamlı gülüşünü, ilk sözcüğünü heyecan verici kılan da bizi tanımaya başlamasıdır. Tanımak ve tanınmak, ego'nun (ben) işlevidir. Doğuştan bildiğimiz bir kutsal dil olmadığı gibi, bebeğin ruhsal dünyasında "ben" diyebileceğimiz bir yapı da başlangıçta yoktur. Ben, dış dünyayla ilişki yoluyla kurulur. Bebeğin "ben"i, kendisine bakım verenin, çoğunlukla annesinin, ona yansıttıklarından oluşur. Anne; dokunuşları, ninni söyleyen sesi, memesi, sütünün tadı, yüzü, bakışı, dışarıdan gelen aşırı uyaranları, hatta sırtına vurarak gazını çıkarırken yaptığı gibi, bebeğin iç uyaranlarını bile denetleyebilmesi ile bebeğin kendisini nasıl hissettiğini belirler. Erken dönemde, bebek için "ben", bu hissedişler ve bunlara eşlik eden imgelerden ibarettir. Bebek, kendini büyük ölçüde, annenin yansıttığı kadarıyla, annesi üzerinden tanır. Bu dönemde ben ötekidir, öteki de ben. Belleğin gelişimiyle birlikte, bu imgeler organize olur ve artık daha düzenli bir öyküyü oluşturan anılar bütünü olarak anneden ayrı bir "ben" kurulur. Ancak ötekinin varlığında, onun yansıtmalarıyla kurulabilen bir yapı olarak "ben", sürekli kendini yeniden kurmak zorundadır. Bu nedenle kuruluşunda ve daha sonra dağılmamak için, sürekli ötekine ihtiyaç duyar. Bir başka deyişle insanlar, bebek veya erişkin, yalnızca bakım değil, bakılmak, bakışmak da isterler.&lt;br /&gt;Bir mahkûm, hücreye kapatılmanın ne demek olduğunu şöyle anlatıyor; "...İnsanlar, ruh hallerini ve duygularını başka insanlarla birlikte yaşarlar; kendini insan olarak ifade edebilmen için, yanında bir insana ihtiyacın vardır. Tecritte insanın her ruh hali boşluğa akmaktadır, keyfin yerinde mi, üzüntülü müsün, kızgın mısın, bunlarla hiçbir yere varamazsın, yani bunları yaşayamazsın. Bu, yaşanan her şeyin senin içinde kalması anlamını taşımaktadır. Sen, senin içine hapsedilmişsin ve öyle kalacaksın". Yaşanan her şeyin içinde kalması&lt;br /&gt;veya "öteki"nin yitirilmesi benlik için katlanılması çok zor bir durumdur. Çünkü ben'in kendini tanıdığı yer "öteki"dir. Keyfin yerinde mi, üzüntülü müsün, kızgın mısın, bu hallerin "öteki"nden yansıyıp sana geri dönünce gerçekten senindir. Yansıtan bir "öteki" yoksa, her ruh halin, yani ben'in, boşluğa akar. Bu nedenle öznenin en kırılgan bileşenidir beni. Sürekli parlak yüzeyler arar, yansımak, göze görünmek ister, anlatır, yapar, eder, yazar, çizer, bakmak, bakılmak ister. Tekrarlayan yansımalarla kurar kendini ve "öteki"nin yokluğunda boşlukta dağılmaya başlar. Sınırları keskinliğini yitirir, bulanıklaşır.&lt;br /&gt;Her benin dayanma süresi, dağılma şiddeti farklıdır ancak her ben, "ötekini" yitirmekten etkilenir. Laboratuvar ortamında yapılan deneyler, duyusal yalıtım uygulanan kişilerde, algı sapmaları (halüsinasyon, illüzyon), düşünce bozuklukları (sanrı) ortaya çıktığını göstermiştir. Bir başka deyişle "ötekinin" yitirildiği yerde, yavaş yavaş "ben" de yiter. Geriye kalan, ben'in ardındaki, sırasız, zamansız, dağınık, imgeler yığını, yani bilinçdışıdır.&lt;br /&gt;Grup tecriti&lt;br /&gt;Tek kişilik bir hücrede tecrit, "ben"in hızla dağılmasına neden olurken, küçük grup halinde tecrit de daha yavaş ama benzer etkilere yol açar. Üç veya beş kişinin bir hücreye kapatılması küçük grup tecritidir. Küçük gruplar halinde kalınan koğuşlarda doyurucu bir kişilerarası etkileşim olanaklı değildir. Ünlü psikoterapist Irvin Yalom,&lt;br /&gt;"Grup Psikoterapisi" adlı kitabında, kişilerarası etkileşimin doyurucu düzeyde olabilmesi için grubun en az 7-8 kişiden oluşması gerektiğini belirtmektedir. Yalom'a göre bir grupta üye sayısı, 3-4 kişi ise, grup dinamiği kolayca bozulur. Bu nedenle kitabında, 3-4 kişilik gruplarda verimli bir grup etkileşimi sağlamaya çalışmanın boşuna olduğunu vurgular. Uzun süre grup içinde bir arada yaşayan insanların, büyük grubun içinde kalan, ancak kendilerine belirli bir özerklik sağlayan alt gruplara gereksinim duydukları bilinmektedir. Grup üyelerinden iki veya daha fazlasının birbirleriyle olan ilişkilerinden, tüm grupla olana göre daha fazla doyum sağlamaları alt gruplaşma olgusunun temel nedenidir. Alt gruplar, kendilerini çeşitli yönlerden birbirlerine yakın bulan grup üyelerince oluşturulur. Alt gruplar, büyük grubun baskısına karşı dayanışma sağlamalarının yanı sıra, büyük grubun demokratikleşmesine de katkıda bulunurlar. Üye sayısı 3-5 arasında olan gruplarda alt grup oluşması, bazı grup üyelerinin, grup içi tecritine yol açabilir.&lt;br /&gt;Sağlıklı bir alt gruplaşma ancak 10-15 kişilik daha kalabalık gruplarda olabilir.&lt;br /&gt;Bilimsel açıdan, "F tipi cezaevi sağlığa zararlıdır" önermesi, "Sigara sağlığa zararlıdır" önermesi kadar doğrudur. Tecritin, ruhsal, bedensel etkileri göz önüne alındığında, bir veya üç kişilik hücrelerde tutulmanın, herhangi bir ceza değil, işkence olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca yapılan çalışmalar, cezaevlerindeki intiharların büyük kısmının, özel cezaevlerinde, özellikle de hücrelerde gerçekleştiğini ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;Baroların önerdiği "üç kapı üç kilit" formülü, ölümleri durdurabilir.&lt;br /&gt;F tipi cezaevleriyle ilgili olarak son bir yılda yaşanan ve her biri "Gece Yarısı Ekspresi"ni yaya bırakacak bunca olaydan sonra, devletin yapması gereken, F tipi cezaevlerinin insan sağlığına öldürücü zararlar verdiği gerçeğini kabul etmek ve bu cezaevlerini işkence aracı olmaktan çıkaracak düzenlemeleri yapmaktır. Ancak Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı "Cezaevi&lt;br /&gt;İdaresi El Kitabı"ndaki "Terörist haberleşmediği zaman sudan çıkmış balık gibi olur" hipotezini ispatlama inadı sürdürülürse, suyu ararken çırpınarak ölen seksen yedi kişiye yenilerinin eklenmesi kaçınılmaz olacaktır. Frederick II, 13. yüzyıldan, çağdaş "imparatorlara" sesleniyor, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ben denedim, hepsi öldüler!" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Prof. Dr.CEM KAPTANOĞLU: Osmangazi Üniversitesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;03/02/2002  -  Radikal İki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-8205653372906155432?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/8205653372906155432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=8205653372906155432' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8205653372906155432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/8205653372906155432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/f-tipi-sala-zararldr-roma-imparatoru.html' title=''/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R22iEA6iNbI/AAAAAAAAABY/ySyfmBJEAWs/s72-c/falaka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-4491310321110101853</id><published>2007-12-20T01:07:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:11:42.980+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mehmet bekaroğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>F tipi küreselleşme</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mk6A6iNaI/AAAAAAAAABQ/Xdl_Ch1JeP0/s1600-h/yalinayak2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 165px; height: 229px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mk6A6iNaI/AAAAAAAAABQ/Xdl_Ch1JeP0/s400/yalinayak2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145825365832381858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;F tipi, sadece mahpuslar için değil derece derece tüm insanlar için öngörülen bir sesizleştirme ve dahil etme projesinin pilot uygulamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neoliberal kuşatmanın, bir postmodern sessizleştirme aracı olarak, tecrit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de 20 cezaevine 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan ve 30'un üzerinde insanın ölümü ile sonuçlanan müdahaleye "Hayata Dönüş Operasyonu" adı verilmesi trajik bir ironiden başka bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlanacağı gibi, "Hayata Dönüş Operasyonu"nun amacı, F tipi cezaevlerine gitmemek için ölüm orucuna yatan mahpusların hayatını kurtarmak olarak açıklanmıştı. Operasyonla, mahpuslar F tipi cezaevlerine nakledilerek hücrelere yerleştirildiler ama ölümler artarak devam etti ve bugün itibariyle ölenlerin sayısı 121'i buldu. Hepsi genç, hayatının baharında 121 tabut var ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette 100'ün üzerinde insanın bu şekilde ölümü son derece trajik bir durumdur ama bu yazının konusu bu olmayacak. Bu yazı, F tipi cezaevlerindeki "tecrit" uygulamasından hareketle, post modern zamanlarda insanın, diğer insanlardan ve insan olma halinden nasıl "izole" edilerek nesneleştirildiği ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetlerin dağıldığı, dünyada özgürlük rüzgarlarının estiği yıllarda, TCK'nın 141, 142 ve 163. maddeleri, 12.04.1991 tarihinde 3713 Sayılı Yasa ile kaldırılırken, henüz bu yeni düzenlemelerin ne anlama geldiğini bilmediğimizden, birçoğumuz, ülkeye özgürlükler geldiği inancına kapılmıştık. 12 Eylül'ün baskıları öylesine ezip geçmişti ki, bu yapılanların 24 Ocak (1980) kararları ve yükselen birinci neoliberal dalga ile bir ilişkisinin olabileceğini aklımızdan bile geçirmemiştik. Oysa, özgürlükler(!) bir bütündü, gelince tam geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş-Türk yasaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Teşebbüs, inanç ve fikir hürriyeti" deniliyordu ama kısa süre içinde görüldü ki, Terörle Mücadele Yasası (TMY), baskı ve yasakları kaldırmıyor, sadece tanım ve biçimlerini değiştiriyordu. Daha sonra yapılan müdahalelerle tahkim edilerek daha da sofistike hale getirilen TMY ile, yeni bir yargılama usulü ve infaz rejimi geldi, "siyasi suç" ve "siyasi mahkûm" kavramları yerini "terör suçu" ve "terör nitelikli hükümlü" kavramlarına bıraktı. Görünürde "düşünce" suç olmaktan çıkarılıyordu, ama kaldırılan maddelerin yerini, bu yasanın 7. ve 8. maddeleri ve TCK'nın 159, 312 ve diğer maddeleri aldı, bu ülkede başbakan dahil pek çok insan, düşüncelerinden dolayı hüküm giymeye devam etti. Bu arada, Türkiye mahpushanelerinin prestijli mahpusları olan "siyasiler" de tarihe karıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMY'nın getirdiği yeni infaz sistemine göre, "terör suçu"ndan ceza alanlar, "yüksek güvenlikli cezaevleri"nde tek ve üç kişilik odalarda kalacaklardı. Öngörülen yüksek güvenlikli cezaevleri ancak 10 yılda hazır hale getirilebildi, dünya yeni bir milenyuma girmeye hazırlanırken biz, "F tipi cezaevleri" ve "tecrit"i tartışıyorduk. Anlamlı bir rastlantı olarak, ekonomik krizle cezaevleri krizi eşzamanlı gelmişti. Ne ilgisi var diye düşünenler olacak ama "çözümler" de eşzamanlı ve benzer şekilde oldu, TBMM, Kemal Derviş yasaları ile Hikmet Sami Türk yasalarını aynı tarihlerde çıkardı. Derviş yasaları malum, hani o 15 günde çıkmazsa Türkiye batar diye dayatılan 15 yasa, Türkiye'yi neo liberal dünya sistemine eklemleyen "yapısal" düzenlemeler. Derviş yasaları ile nasıl "bozuk, hantal, çağdışı ve işlemez" hale ge(tiri)len Türkiye ekonomisi dünya sistemine eklemlendiyse, Türk yasaları ile de, artık yönetilemeyen, ıslah etmesi şöyle dursun, suçlu/terörist üreten, Türk infaz sistemi küresel güvenlik konseptine uyduruldu. Buna göre F tipi cezaevlerinden başlayarak Türkiye cezaevlerindeki mahkûmlar tek ve üç kişilik "odalar"da tutulacaklar, spor alanları, kütüphane ve iş yurtlarından oluşan "ortak kullanım alanları"na ancak "treatment/iyileştirme" programlarını almayı kabul ettikleri takdirde çıkarılacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesneleştirilmiş mahkûm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücreye kapatılarak tecrit edilme elbette ciddi bir durumdur, ama burada asıl üzerinde durulması gereken, hücreden çıkarılmanın maliyetidir. Hücreden çıkmaya karar verdiğiniz an, sadece "anormal, sorunlu, hasta, sakat, terörist" olmayı değil, bunlardan dolayı "ıslah/tedavi" edilmeyi de kabul etmiş oluyorsunuz. Hücrede iken özgürlükleriniz elinizden alınır, insanlarla temasınız yok, kimseyle konuşamıyorsunuz, dahası korkuyorsunuz, başınıza bir şey ge(tiri)lse sesinizi hiç kimseye duyuramayacaksınız. İşte tam da bu durumdayken "itiraf edin, teslim olun ve ortak kullanım alanlarına çıkın" diyorlar. F tipi cezaevleri, odaları/hücreleri ile bilinir ama buralarda esas olan ortak kullanım alanlarıdır. Mekân ve işleyiş olarak bütünüyle sizin normalleşmeniz ve yararlı bir mahkûm/yurttaş olmanız için düzenlenmiş olan ortak kullanım alanlarına çıktığınızda başka ve daha etkili/yıkıcı bir tecridin içine giriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru, diğer insanlarla biraradasınız, ne var ki, serbest değilsiniz, onlarla temasınız, yönetimin koyduğu kurallar çerçevesindedir, bu çerçeveden çıkarsanız derhal hücreye konulma tehdidi ile karşı karşıyasınız. Bu bir çıkmazdır, insanın insan olma halinden "izole" edilmesi, nesneleştirilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde nesneleştirilen mahkûmlar, sadece sistem için tehlike olmaktan çıkmıyor, aynı zamanda ucuz işgücü haline de geliyorlar. Cezaevlerinde spor alanları, okuma odaları gibi ortak alanlar da mevcut ama esas olan iş yurtlarıdır. Binlerce metrekarelik alanlar ayrılan iş yurtlarının zaman içinde özelleştirilerek çokuluslu şirketlere devredileceği ve buralarda atölye ve fabrikaların kurulacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz hayalgücü ile tüm dünyanın yavaş yavaş F tipine dönüştürüldüğünü iddia edebiliriz. Bu anlamda F tipi, sadece mahpuslar için değil derece derece tüm insanlar için öngörülen bir sesizleştirme ve dahil etme projesinin pilot uygulamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel F tipi ise şöyle kuruluyor: Tarihin sonuna gelindi, insanoğlu için en doğru ve iyi olan bulundu. "Liberal demokrasi"nin en doğru ve en iyi olduğu, tek değerlendirici olan "kutsal bilim" tarafından ifade ediliyor. Liberal demokrasilerde, demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi değerler de var ama tayin edici olan serbest piyasadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri istemek yeterli değildir, bunları, yanlarına toplum bilimci, ruh bilimci, siyaset bilimci,... adı ile bir sürü uzman toplayan egemenlerin anladığı gibi anlamalısınız. Bu da yetmez, en birinci uzmanlar olan iktisatçıların, düzenlediği piyasalara inanmalısınız. Serbest piyasa "Allah birdir" hükmündedir, serbest piyasa ile ilgili en küçük bir falsonuz sizin uğursuz şeytan ilan edilmeniz için yeterlidir. Artık her an, her yerde kurulmuş olan F tipi cezaevlerine alınabilir, hücreye konulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, F tipleri her yere kuruldu; üniversitede, bürokraside, medyada, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde,... hatta evinizde bile F tipleri vardır. En önemlisi, F tipleri insanların kafalarında kuruldu, eğer tekfir edilmiş bir muhalifseniz tecrit edilmekten kurtulamazsınız; size bütün kapılar kapatılır, üzerinize kilit üstüne kilit vurulur. Tecritten çıkmanın tek yolu var, tövbe etmek, ancak o zaman ortak kullanım alanlarına girebilir, üniversiteye, bürokrasiye, medyaya, sivil topluma, hipermarkete,... dönebilirsiniz. Döndüğünüz anda da nesneleştirme süreci başlıyor, piyasanın dişlilerinden biri oluyorsunuz, artık sistemin yanlışlığını sorgulayacak, sizin olan bir aklınız yoktur. Zararsız hale getirilmişsinizdir ama bu yeterli değil, işleyen sisteme yararlı bir yurttaş olmalısınız. Bunun için de piyasa ile bir bağlantı kurmanız gerekir, size sunulan nimetleri(!) tatmalısınız. Örneğin, bankalara gidip 20 yıl vadeli konut ya da araç kredisi almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde neo liberal mekanizmaya kalıcı bir şekilde demir atmış/dahil edilmiş oluyorsunuz. Artık isteseniz de muhalif olamazsınız, çünkü muhalefet kriz demektir, kriz ise batmanız anlamına geliyor. Bundan sonra ömrünüzü neoliberal mekanizmanın sağlığı ve selameti için dua etmekle geçireceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeride ya da dışarıda olun F tipi mantığı değişmez; yönetimin/iktidarın/egemenlerin doğru bildiğini reddedenler "sorunlu/hasta" mahkûmlar/yurttaşlardır, bunların iyileştirilmeleri/ıslah edilmeleri gerekir. Modern zamanlardan kalma olan sürekli kapatılma ve tecritte mantık, "normaller"in korunmasıydı, şimdiki mantık "sorunlu" olanların iyileştirilip dahil edilmeleridir, o nedenle "kapatılma ve tecrit", sadece "treatment/iyileştirme"yi kabul ettirmenin aracıdır. Şimdilerde egemenler, maliyet ve kâra daha çok önem veriyor; sorunlu mahkûm/yurttaşları kısa sürede tecritten çıkararak sadece onları kapatmanın getirdiği maliyetten kurtulmuyorlar, sistemin içine alarak onlardan kâr etmenin yoluna bakıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;MEHMET BEKAROĞLU: Psikiyatri Uzm., Rize eski milletvekili&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Radikal&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;12/03/2006&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-4491310321110101853?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/4491310321110101853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=4491310321110101853' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4491310321110101853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/4491310321110101853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/f-tipi-kreselleme-f-tipi-sadece.html' title='F tipi küreselleşme'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mk6A6iNaI/AAAAAAAAABQ/Xdl_Ch1JeP0/s72-c/yalinayak2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-2991885032789704100</id><published>2007-12-19T13:12:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:13:12.921+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıldırım türker'/><title type='text'>Devlet, teröristle pazarlık etmez! - Yıldırım Türker</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2j9jw6iNYI/AAAAAAAAABA/qOxvHT-rIzk/s1600-h/tuyab-cocuk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2j9jw6iNYI/AAAAAAAAABA/qOxvHT-rIzk/s320/tuyab-cocuk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145641365138453890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Devlet, teröristle pazarlık etmez!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;                                                                                                                                                              &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Yıldırım Türker&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Devlet, teröristle pazarlık etmez! Devlet, öldüremeyip beslemek zorunda kaldığı düşmanlarının asal ihtiyaçlarını karşılamak zorunda değildir. Devlet, uluslararası yasalara imza atarak varlığını meşru kılmakla yükümlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, bu yasaları ihlal ederken vatandaşının kendisine suç ortaklığı etmesini talep eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, bu suç ortaklığını reddeden vatandaşını vatan haini ilân etmek ve gereğini düşünmekle yükümlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin dayattığı tasarruf paketinde kendisiyle suç ortaklığına yanaşmayan vatandaşları dolaşımdan çıkarmak da tavizsiz bir şart olarak bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, erkektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlete şefkat yakışmaz. Vicdana hiç aşina değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, adalete hiç yüz vermeyen bir hukuk devleti olma iddiasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin hukuk devleti olduğu yalanına devletin hiçbir katmanından hiç kimse inanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, ikide bir ekonomik olduğu ileri sürülen krizlerle sarsılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, bu krizlerden en kolay ezebileceği halk katmanlarını sorumlu tutar ve bütün krizleri onlara ödetir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin gözünde cezalandırmak, zulmetmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin bildiği, zulmederek öldürmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, karşısında bir iradenin direnişini hissettiği an iyice vahşileşebilme hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, tutuklusuna, uygun gördüğü her türden muamelede bulunmakta özgürdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, teröristle pazarlık etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tanımını iyice bellemekte yarar var. Ölüm Bakanı, küstüm çiçeği Türk, devletinin onurunu, delikanlılığını koruyor hâlâ. Mahkûmlarla görüşme yapılması mümkün değildir, diyor. “Gebersinler” diyenlerle birlikte devletin başına çökmüş olan bu zarif beyefendi, sessizliğine, umursamazlığına tespih çeker gibi bir bir kurban ettiği insanlar hakkında neler hissediyor, bilmek mümkün değil. Bunu bilmenin, Türkiyeli olmanın dayattığı hiçbir çıkmazı çözmemize yararı olmayacak nasılsa. Sonuçta sahte olduğunu iddia ettiği ölüm orucunun her gün birkaç cana mal olur hale gelmesi tam da ekonomik tasarruf paketinin açıklanmasına denk düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tanımını iyice bellemekte yarar var. Devrildikten hemen sonra dünya tarafından Filistin’in satışıyla görevlendirilen ebedi Cumhurbaşkanımızın aile fertleri birer birer sorgulanıyor. New York’un JFK Havaalanı’nda limuzininden indirilen şahıs uzun süre devletin kilit noktasındaydı. Olsun. Devlet, pişkindir. Burnundan kıl aldırmaz. Kimsenin itibarına halel gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarruf tedbirleriyle büyük tenzilata tabi tutulan; işinden atılıp açlığa mahkûm bırakılan, ölümüne göz yumulan, insandan sayılmayanlar bu devletin itibarsız kurbanları olarak bir çırpıda unutulacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı yazılırken ölüm orucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e çıkmıştı. Artık bir müdahalede bulunmanın zamanı geldiğine ikna olan TÜSİAD da sonunda sesini yükseltti: “Kamuoyunun ekonomik kriz konusunda odaklandığı bugünlerde ölüm oruçlarının sona erdirilmesi konusunda somut adımlar atmayan hükümetin ve konuyla ilgili merci olan Adalet Bakanlığı’nın kayıtsızlığının demokratik hukuk devletine uygun olmayan bir davranış olduğu görüşündeyiz.” dedi. Hükümetin yalnızca sorumluluklarının değil, vicdanının da gereğini yerine getirmesi gerektiğini bildiren sanayici ve işadamları hayli gecikmeli de olsa kendilerini aklamış oldu. Mevsim açılışına denk düşen ölümlerin turizmi zedeleyeceğinden kaygılanan, popülizme karşı Cherokee cipiyle arzı endam eyleyen genç Turizm Bakanı lafı onlar kadar dolandırmamıştı. Bu ¨lümlerin devletin ekonomik çıkarlarını kötü yönde etkileyeceği kaygısı belirdi çoktan. Muktedirler insan hayatından tenzilata gitmenin ‘uygar dünya’da pek kârlı bir önlem olmadığını anlamaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, bir yolunu bulacak. Ölümler arttıkça üstüne gelenler çoğaldı. Maalesef bu inatçı insanlar hayatlarını, insan muamelesi görme talepleri uğruna devletin başına çalmaya devam ediyor. Ölüm oruçlarında bir çözüme gitmek zorunda kalındıysa, bunun müsebbibi, açıkça söyleyelim ki, milletin vicdan duygusu, halkın insanlık ülküsünde ayak diremesi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, halkının vicdanını çoktan yiyip bitirmiş; baskı ve zulümle çoktan kendine suç ortağı etmiştir. Devletin gururla, birlik ve beraberlik çimentosuna daldırarak tuttuğu halk, birbirini yiyor. Tecavüz vakalarının bunca arttığı bir dönem yok, bu toprakların tarihinde. Genç kızlar töre cinayetlerine kurban gidiyor. Küçücük çocuklar kaçırılıp tecavüze uğradıktan sonra çuvallarla oraya buraya atılıyor. Bir çocuğun katledilmesinden milliyetçi bir ayaklanma çıkarabilen, yegâne güç gösterisi ‘oy vermeyeceğim’ olan halkın zaferi değil, kayıtsız Adalet ve Ölüm Bakanı’nın telaşlanması. Ticaret aksamasın telaşına düştü vatanın muktedir severleri. Yoksa hepimiz gayet iyi biliriz ki.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, teröristle pazarlık etmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Radikal/22 Nisan ‘01&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-2991885032789704100?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://kapatilma.blogspot.com/' title='Devlet, teröristle pazarlık etmez! - Yıldırım Türker'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/2991885032789704100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=2991885032789704100' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2991885032789704100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/2991885032789704100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/devlet-terristle-pazarlk-etmez-yldrm.html' title='Devlet, teröristle pazarlık etmez! - Yıldırım Türker'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2j9jw6iNYI/AAAAAAAAABA/qOxvHT-rIzk/s72-c/tuyab-cocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-865128151915917579</id><published>2007-12-18T22:55:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:15:15.923+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>MİKADO’NUN ÇÖPLERİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mjpg6iNZI/AAAAAAAAABI/MmOItkaN30g/s1600-h/8+metrekare2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mjpg6iNZI/AAAAAAAAABI/MmOItkaN30g/s400/8+metrekare2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145823982852912530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Tecrit, Tek Tip, Tretman ya da...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:180%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MİKADO’NUN ÇÖPLERİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shrek: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Biz diye bir şey yok. Bizim de yok. Sadece ben ve bataklığım var.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikado’nun çöplerini bilir misiniz? Kibrit ya da kürdanlarla oynanan anlaması kolay, oynaması zor bir oyundur. Kürdanları önce yere saçar, tek tek toplarsınız tek bir şartla; saçılan kürdanlardan birini alırken diğerlerini kımıldatamazsınız... Hiçbir kürdan diğerine değmemeli, birbirini etkilememelidir. Sizin için en iyi hedef kuşkusuz diğerlerinden yalıtık olan kürdanlar olacaktır.&lt;br /&gt;Biz de burada, neredeyse 4 yıldır “Mikado’nun Çöpleri” gibi tek tek “toplanmaya” çalışıyoruz.&lt;br /&gt;Biri “toplanır”, sesi boşlukta yitirilmeye çalışılır; adı, benliği, teninin rengi, siyasal ve sosyal kimliği, fiziki ve ruhsal bütünlüğü yok edilirken diğeri onu duymasın istiyorlar. Birbirine değmeyen kürdanlar gibi...&lt;br /&gt;Herbirimizin ahını diğerimiz duyduğumuz; inat, ısrar ve sabırla duymaya devam ettiğimiz için yeniden toplanıyor oyun. Yeniden savruluyoruz, hücre hücre ve sonra yeniden yeniden...&lt;br /&gt;“Birbirine çok değiyor” diye yakılıyor kürdanlar, olmadı kısaltılmak isteniyor. 117 tabut omuzdan omuza dolaşıyor memleketin dört bir yanını. Kısaltılmak istenmiş, sakatlanmış yüzlercemiz önce sokaklara atılıyor ve sonra hiçbir şey olmamış gibi; bedenleri sakatlanmamış, ruhları örselenmemiş, geri dönülmez bir biçimde çocuklaştırılmamış... Evet, evet hiçbir şey olmamış gibi yeniden toplanmaya çalışılıyor, oyuna katmak için...&lt;br /&gt;Mikado’nun Çöpleri gibi birbirine değmeden; birimiz diğerinin ahını duymadan, dinlemeden, kulak vermeden oynamak istiyorlar bizlerle. “Birey olmayı öğreneceksin burada!” diyorlar... “Birey” olacaksın!... Sonra yeniden, yeniden, yeniden...&lt;br /&gt;“Birey” olacaksın ve dünayı kendi dışında bırakacaksın. Çünkü bu dört duvar yetmeyebilir buna... “Birey” olacaksın ve hücrede 3 kitaptan fazlasını bulunduramayacak, uluorta şarkı türkü çığıramayacak, kolundaki zincir kemiğe oturduğunda “Ah” etmeyecek ve hele hele sesli-sessiz, ayakta-oturarak, yiyerek-yemiyerek protestoya kalkışmayacaksın.&lt;br /&gt;Kendi kıyafetinle dolaşmanın düşünü bile kuramayacaksın mesela. Zorla çalıştırmaya karşı koymayacaksın. Belki, doktor yüzü görmeyecek, belki kalp krizi geçirirken ağrı kesiciyle yatıştırılacak, belki yarı ölü vaziyetteyken bile ayakkabılarına kadar defalarca aranacaksın, ama infazına engel oluşturmasın diye “kendine iyi bakma yükümlülüğünü” asla unutmayacaksın.&lt;br /&gt;Yedi gün, 24 saat aynı dört duvar paylaştığın arkadaşınla aynı fotoğraf karesinde görünemeyecek, aynı zarfa mektup koyamayacak; aynı düşü kuramayacaksın... “Birey” olacaksın!&lt;br /&gt;Mahkeme yollarında, ring araçlarında ayakta durmayacaksın. Sesini arkadaşlarına duyurmaya çalışmaycak, yakınlarına el sallamayacaksın. Soğukta üşümeyecek, sıcakta terlemeyecek, Temmuz’un ortasında ringde 5 saat havasız kaldığın için düşüp bayılmayacaksın. Su içmeyeceksin çişinin gelmemesi için...&lt;br /&gt;Çünkü “Birey” olacaksın ve bunu öğrenemediysen halen; jandarmanın copuyla, kara kışın soğuğuyla, kavurucu yazın sıcaklığıyla, havasızlıkla, susuzlukla, tuvaletsizlikle ve kasıklarına kadar üst aramasıyla “terbiye” edileceksin...&lt;br /&gt;Dört yıl oluyor ki toplayıp toplayıp yeniden savuruyorlar bizi; tıpkı Mikado’nun Çöpleri gibi...&lt;br /&gt;Ve şimdi sırada havalandırma boşluğuna tel örgü, ve şimdi jandarmalarla dolu kutu gibi ring araçlarına kamera, ve şimdi Yeni Ceza İnfaz Yasası; tek tip elbise, zorla çalıştırma, “katlanma” zorunluluğu... Konuşsan ceza, sussan ceza, şarkı söylesen ceza...&lt;br /&gt;Her birimiz diğerinin ahını duymasın, kulak kabartıp ellerini ellerine uzatmasın diye; temas etmeden toplanabilsin, insanlığından “arınsın” duyarlılıkları törpüleyip. “İyileşsin”, ruhu süzülmüş posalar halinde “hayata döndürülsün”, “topluma kazandırılsın”, gelene geçene çelme takıp jurnal çekecek “iyi bir vatandaş” olsun diye...&lt;br /&gt;Çöpler sıkıştırılıyor yine; oyun başlamak üzere...&lt;br /&gt;Bağıra bağıra, göstere göstere gelirken Yeni Ceza İnfaz Yasası; sesimiz aynı korkunç karanlıkta, aynı sonsuz boşlukta ve geride aynı sancılı fısıltıyı bırakarak kaybolmadan önce birbirimize sımsıkı tutunmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;Çünkü, bu dalga üzerimizden geçip gittiğinde; bu dört tarafı düş kırıklıklarıyla çevrili ülkede kaybolan tüm fısıltılar son kez aynı şekilde yankılanacak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“İnsanlar arasında yerim yok&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kimse beni görmüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Konuşuyorum, ama duymuyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geliyorum ama karşılamıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ateşin yanında benim için bir yer,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sofrada benim için bir tabak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Uzanıp yatacağım bir döşek yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama hala bir adım var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(...) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu adı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocak üzerine bir lanet olarak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bırakıyorum ve bu utancı. Benim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İçin saklayın bunu. Artık adım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Olmaksızın ölümümü aramaya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gideceğim”&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-style: italic;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mikado’nun Çöpleri”ni bilir misiniz? ”Beni”, ”bizden” çekip alan bir tahakküm oyunudur. Çöpler yakında bir kez daha savrulacak.&lt;br /&gt;Peki siz bir daha gözlerinizi kapayacak mısınız buna?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:85%;" &gt;(*): Ursula K. LeGuin-Karanlığın Sol  Eli&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-865128151915917579?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://kapatilma.blogspot.com/' title='MİKADO’NUN ÇÖPLERİ'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/865128151915917579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=865128151915917579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/865128151915917579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/865128151915917579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/tecrit-tek-tip-tretman-ya-da.html' title='MİKADO’NUN ÇÖPLERİ'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2mjpg6iNZI/AAAAAAAAABI/MmOItkaN30g/s72-c/8+metrekare2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4055275526881275815.post-907041055994083919</id><published>2007-12-16T22:27:00.001+02:00</published><updated>2009-01-12T14:15:55.848+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bildiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşi'/><title type='text'>Tecride Karşı Anarşist Direniş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2WROA6iNWI/AAAAAAAAAAw/dXRUehKGvHk/s1600-h/000058.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 268px; height: 396px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2WROA6iNWI/AAAAAAAAAAw/dXRUehKGvHk/s320/000058.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144677819290367330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);font-size:180%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;    &lt;b&gt;19 Aralık nedir?&lt;br /&gt;19 Aralık bir gündür; 18 Aralıktan sonra gelir, 20'dense önce... Bir yıldönümü... Takvimde bir yaprak... Muktedirlerin kan bayramı...&lt;br /&gt;19 Aralık bir başlangıçtır; belki de bir son... Acıyı çağrıştıran bir kelime oyunu; ya da öfkeyi... Hepsi ya da hiçbiri...&lt;br /&gt;19 Aralık 2000 tarihinden bu güne F Tiplerine karşı sürdürülen direnişte hayatını kaybeden 122 direnişçi, 600 sakat, intiharlar, ağır fiziki ve ruhsal tahribatlar da aynı sorunun cevabı olabilir. 19 Aralık, sistem içi hayatlarımıza dönmemiz ve cellâdımızı hayranlıkla takip etmemiz için sallanan sopadır.&lt;br /&gt;Yirmi zindana yirmi bin asker, yirmi bin gaz bombası, yirmi bin dipçik, binlerce mermi çekirdeği, kırk bin postal, onlarca iş makinesi ve otuz iki ceset torbasıyla girişilen bir seferdir 19 Aralık. "Sahte Oruç Kanlı İftar" manşetiyle şakşaklanan bir dezenformasyon kampanyasıdır.&lt;br /&gt;Bütün güler yüzlü ve şuh bakışlı liberal maskelerin çıkarılıp keskin dişlerin gösterildiği bir tören alayıdır.&lt;br /&gt;Hayata Dönüş yaftasıyla piyasaya sürülen bir gözdağıdır. 19 Aralık devlettir.&lt;br /&gt;19 Aralık, bir meydan okumadır.&lt;/b&gt;&lt;p&gt;  &lt;b&gt;Bildiriler, basın açıklamaları ve eylem çağrıları olayı şöyle duyurur:&lt;br /&gt;19 Aralık 2000 tarihinde sabaha karşı dört sularında yaşanan vahşi katliamla birlikte, tecrit esaslı hapishaneler olan F Tipleri de açılmış oldu.&lt;br /&gt;Ama bildirilerin ruhu yoktur. Basın açıklaması metinleri ve eylem çağrılarının da öyle. Kelimelerin canı acımaz. Öfke duymazlar onlar.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  &lt;b&gt;Sekiz metre karede, bir ömür boyu tek başına geçirilecek yirmi dört saatleri anlatabilecek bildiri yazılmadı henüz.&lt;br /&gt;En yakınlarınızdan yasalarca belirlenmiş olanlarıyla, "haftada bir gün ve bir saatten fazla olmamak kaydıyla" ve cam bölmeler arkasında (o da telefon aparatıyla) görüşebilmeyi anlatabilecek bir metne rastladınız mı?..&lt;br /&gt;Ya da yazın sıcağını ve kışın soğuğunu misliyle içerde tutan ring araçlarında, bileklerine oturan kelepçeyle muayene sırası bekleyen tutsağı nasıl anlatırsınız?&lt;br /&gt;Ama içerde hayat böyle akar.&lt;br /&gt;Dahası da vardır:&lt;br /&gt;Türkü söylediğiniz için mektuplaşmanızın engellendiği bir şeydir tutsaklık. Üzeri bir kalıp yağla sıvalı yiyecek müsveddesini reddettiğiniz için, kitaplarınız ya da küçük el radyonuzdan olduğunuz bir şeydir. Arama adı altında taciz edilmekten hoşlanmadığınız ya da herhangi bir şeyi herhangi bir yöntemle protesto ettiğiniz için yakınlarınızla görüşmeniz engellenebilir. Sularınızın hiç akmıyor oluşu ya da paranız olmadığı için temizlik malzemesi alamamanız önemli değildir. “Genel Arama” adı altında talan edilen hücrenizi temiz tutmuyorsanız disiplin kuruluna sevk edilmeniz an meselesidir. Herhangi bir nedenle çatıdaki kiremit kafanıza düşerse hücre cezasıyla da karşılaşabilirsiniz: Ya da paranızla satın aldığınız el aynasının artık yasak olduğu söylendiğinde onu teslim etmeye yanaşmazsanız…&lt;br /&gt;İstediğiniz şeyi değil, idarece uygun görüleni okumak, izlemek, dinlemek ve eylemek zorunda bırakılırsınız. Ve bunun adına “birey olmayı öğrenmek” denir.&lt;br /&gt;Yirmi dört saatinizi aynı dört duvar arasında geçirdiğiniz arkadaşınızla aynı fotoğraf karesinde yer almak isterseniz birey olmayı da öğrenememişsiniz demektir.&lt;br /&gt;Tutsaklık, demir kapı açıldığında sizi bekleyen şeyin ne olduğunu bilememektir. Jandarmanın copudur. Gardiyanın küfürü. Ve diğerlerinin sürgün kararları, idari yaptırımları, "darp ve cebir izine rastlanamamıştır" raporları, mütalaa ve hükümleridir...&lt;br /&gt;Tutsaklık bir rapora, istihbarat dosyasına ve sicil numarasına indirgenmenizdir. "Haftada bir gün ve bir saati geçmemek kaydıyla" gelen ziyaretçinizin kolunun mühürlenmesidir: "TERÖR - GÖRÜLDÜ"&lt;br /&gt;24 saatinizin denetim altında tutulması, her adımınızın gözlenmesi fakat varlığınızın görmezden gelinmesidir. İşte bu yüzden onlarla yalnızca yolunuz adliyeye, hastaneye ya da mezarlıklara düşerse karşılaşabilirsiniz. Ve ayakları hep çıplaktır!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  &lt;b&gt;Bildiriler, basın açıklamaları ve eylem çağrılarının ruhu yoktur. Meydan okumaları yanıtlamaz onlar.&lt;br /&gt;19 Aralık, iktidarın sızdığı her delikte yanıtlanması gereken bir meydan okumadır.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  &lt;b&gt;ANARŞİST DİRENİŞLE YANITLANACAKTIR!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  &lt;b&gt;Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük!&lt;br /&gt;Birimiz Bile Özgür Değilsek Hepimiz Tutsağız!&lt;br /&gt;Devletler var oldukça, zindanlar da var olacaktır!&lt;br /&gt;Bütün Devletler Katildir!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4055275526881275815-907041055994083919?l=kapatilma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kapatilma.blogspot.com/feeds/907041055994083919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4055275526881275815&amp;postID=907041055994083919' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/907041055994083919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4055275526881275815/posts/default/907041055994083919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kapatilma.blogspot.com/2007/12/blog-post.html' title='Tecride Karşı Anarşist Direniş'/><author><name>YALINAYAK</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/SUuRCZR057I/AAAAAAAAAEo/HktwZvhPb6g/S220/gift-img-2.jpeg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_loojJFBjQp8/R2WROA6iNWI/AAAAAAAAAAw/dXRUehKGvHk/s72-c/000058.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
